MADEN KAZALARI VE İNSANLAR

Bir yaşamdır Dünyanın bu cennet köşesinde yaşamak. Dört mevsimi, dört denizle çevrili iklimde yaşamak. Yer üstünün zenginliği kadar yer altını da zenginliği oldukça boldur. Bizler bu zenginliğimizi bilimsel, akılcı ve teknolojiyle birleştirmediğimizden göz yaşı, ağıt, acı, yoksulluk çekmek mecburiyetindeyiz. Kazaların belli başlı bilimsel sebepleri vardır. Hiç bir olay sebepsiz yere olmaz. Eğer olursa bu olaylara tabiat olayları deriz ki, bunların da sebepleri vardır bilimsel olarak. Kazaların ana sebepleri sorumsuzluk, dikkatsizlik, tedbirsizlik, işini ciddiye almama, bilgisizlik, beceriksizlik, yeterince eğitimsizlik gibi bir çok sebepleri sıralayabiliriz.

            Ülkemizde 1941 yılından bu yana yaklaşık olarak dört bine yakın insanımız yer altında can vermiştir. Yüz binden fazla insanımız da yaralanmıştır. Madenlerde ölmenin ve yaralanmanın adına kader denilemez. Adına sorumsuzluk, çıkar, menfaat ve insan yaşamını hiçe saymak denilir.

            Yer altında diğer madenlere göre kömür işletmeciliği  yaygın yapılmaktadır. Madenlerde en çok görülen kaza sebepleri (grizu patlaması, yer altında göçük, yangın, sel ve su baskınları.) olmaktadır. En çok görülen maden kazası Zonguldak ilimizde olmuştur. En büyük maden kazası da 13-Mayıs -2014 tarihinde Manisa'nın Soma  ilçesinde üç yüz bir maden işçimizi kaybederek yaşanmıştır. Türkiye İstatistik Kurumu'nun yaptığı araştırmaya göre  Türkiye'de maden ve taş ocakçılığında  iş kazalarının en fazla yaşandığı sektör olmuştur. Madenlerimizi en fazla kaza yapılan yer olarak biliyoruz da neden önlemlerini almıyoruz? Neden bilim  adamlarımızca incelemeler, araştırmalar yapmıyoruz? Gerekli önlemler almıyoruz? Bizleri yönetenler gerekli yasa ve yönetmenlikleri çıkarıp uygulamazlar? İnsanları işsiz aç ve çaresiz bırakacaksın, az bir maaşla  yer altına sokacaksın? Sonra geride dul kadınlar, öksüz çocuklar, gözü yaşlı analar-babalar bırakacaksın. Bunun adını ne koyacaksın? Diyorum ki, bizleri yöneten enerji bakanı ve danışmanları bir haftalığına yer altında çalışsalar, sonra da yasa çıkarmak için meclise gitseler daha iyi olmaz mı?

            Maden kazaları sonucu yaşanan ölümlerde dünyada ilk sırayı almaktayız. Dünya'nın en büyük kömür üreticilerinden biri olan ÇİN  2008 yılında 100 milyon ton üretim başına  ölüm sayısı  yüz yirmi yedi olurken 2013 yılında alınan tedbirler sonucunda  otuz yediye düşürmüşlerdir. Dünya'nın diğer  büyük kömür  üreticisi Amerika Birleşik Devletleri'nde 100 milyon ton  kömür üretim başına 1 ile 6 kişi yaşamını yitiriyor. Türkiye'de 2000 yılında 100 milyon ton  başına yedi yüz on canımızı verdik. 2008 yılında bu rakam yedi yüz yirmi iki'ye çıktı. Her ne hikmetse azalması gerekirken çoğalıyor bizde. Sizce bunun adı kader mi? Şans mı? En değerli varlığımız olan yaşamımızı birilerinin küçük, basit çıkarı uğruna harcamak ne kadar zor ve acı gelir insana? Bu ülkenin milli değerlerinden olan yer altı, yer üstü zenginliklerimizi geliştirmek, onları korumak, kollamak, devletin asli görevlerindendir. Devleti yönetenler de insanı en üst düzeyde yaşatacak ki devlet güçlü olsun. Dünyada bu güne kadar yaşanan en büyük kaza Çin'de olmuş. 26-Nisan-1942'e kömür tozu patlamasıyla 1549 kişi yaşamını yitirmiş.

            Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 1938 den bu yana olan kazaları bir hatırlayalım:

 -1938 Zonguldak-Armutçuk grizu patlaması 7-Mart-1938 de  103  işçi yaşamını yitirdi.

-1990 Amasya- Çel tek kömür işletmesinde üç işçi yanarak ,atmış beş işçide göçük altında kalarak can verdi.

-1992 Zonguldak- kozlu grizu faciası 3-Mart-1992 tarihinde iki yüz altmış üç madenci yaşamını yitirdi.

-26 Mart-1995  Yozgat- Sorgun ilçesinde  grizu patlaması nedeniyle  otuz sekiz kişi göçük altında can verdi.

-22-Kasım-2003 tarihinde Karaman'ın Ermenek ilçesinde  grizu patlaması nedeniyle on işçi öldü.

-08-Eylül-2004 tarihinde Kastamonu'nun Küre ilçesinde bulunan yer altı bakır ocağında on dokuz maden işçisi hayatını kaybetti.

10-Aralık-2009 tarihinde  Bursa'nın Mustafa Kemal paşa ilçesinde grizu patlaması  on dokuz  işçi göçük altında can verdi.

-23-Şubat-2010 da Balıkesir'in Dursun bey ilçesine bağlı  Oda köy de ki maden ocağında grizu patlamasın da on yedi işçinin ölmüştür.

-17-Mayıs -2010 Zonguldak- Kara don da  grizu  patlaması ,otuz  işçinin yaşamını yitirmiştir.

-07-Temmuz- 2010 Edirne -Keşan ilçesine bağlı  küçük Doğanca köyünde ki  maden ocağında  çıkan yangında oluşan göçük nedeniyle  otuz canımızı yitirdik.

-08-Ocak- 2013  Zonguldak'ın Kozlu ilçesinde metan gazı  patlaması sonucu göçük olmuş sekiz işçi hayatını kaybetti.

-13-Mayıs-2014 Manisa-Soma ilçesinde  patlama sonucu ocakta yangın çıkmış çok sayıda  işçi ocakta mahsur kalmış. 301 işçimiz hayatını kaybetti.

-28-Ekim-2014 de Karaman-Ermenek de kömür ocağını su basması nedeniyle oluşan göçükte on sekiz işçimizi kaybettik. Ve bu yazıları tedbir almadıkça yazmaya devam edeceğiz. 

            Akılı, bilimi kullanmadıkça ilkellik, cehaletin uğruna kim bilir daha nice genç insanları kara toprağa vereceğiz. Hem de iki gün sonra unutulmak uğruna. Geride kalanlara üç beş kuruş para imkanı, ev, iş... (ölenlere Allah'tan rahmet, ailesine,yakınlarına sabır diliyoruz.) Ateş düştüğü yeri yakar. O bölgenin insanı acı çekerken, ağıt yakarken bir başkalarına manşetten, tv'den haberden başka bir değeri olmayacak. Ne zaman çağdaş medeniyeti yakalayacağız? İnsan onuruna yakışır laik demokrat bir yaşam biçimini yakalayacağız?

            Isparta'nın Yalvaç ilçesinde elma toplamaya  götürülen işçi dolusu minibüs kaza yaptı. on sekiz ölü  yirmi sekiz yaralı. Ölenlerin on altısı bayan. Yer altında erkekler yer üstünde kadınlar ölmeye devam etmekte. Nasıl oluyor da yirmi beş kişilik minibüse kırk altı kişi nasıl, hangi fikir bunu yapar? Freni patlayan minibüste cinayet işler gibi olaylar. Belki küçük kazaları duymuyoruz. İstanbul -Mecidiyeköy'deki bir inşaatın asansörü düşerek on işçi canından oluyor. Ve başka kazalar, kazalar, kazalar.

            Bizleri yönetenler bu olayları hiç mi duymazlar, işitmezler, olaylardan ders almazlar? Batı'daki ülkelerin yönetimine hiç mi bakmazlar? Hep mi  üçüncü dünya ülkelerini kendimize rehber alırız? Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyeti hiç mi geliştirmeyi, çağdaş dünya ile yarışmayı düşünmeyiz?

            Biz bu kafayla gidersek çok, çok ocaklara ateş düşer. (Akılsız başın yüzünden sefil tabanlar ne çeker?) Bugün itibariyle geçmişten ders alıp, bilim, ilim ve Cumhuriyet yönetimimizin rehberinde yürürsek tüm zorlukları aşarız. Sosyal devlet, sosyal insan olunca sevgi yolunda kol kola yürümek ne güzel olur.  

                        Süleyman Erkan  01-Kasım-2014  Tokat.