İkinci ihaneti de gördüm

Yunan askeri 1919’da İzmir’i işgal için karaya çıktıklarında ellerinde Yunan bayraklarıyla karşılayan yerliler;  Rum vatandaşlarımız “Zito! Zito!” diye bağırarak karşılıyorlardı. Zito, “yaşasın” demekti. Sanki o acılı günler geri gelmiş gibi yaşanıyordu.

Bu gün ise, zito’nun yerini “Biji serok APO, Biji Obama” gibi Kürt’çe sloganlar alıyordu. 1919’da o zamanın yetkileri, Yunan askerlerinin İzmir’i işgal ettiklerinde Türk halkının tepkisini kırmak için ne diyorlardı: “Bırakın işgal etsinler. Kimse silaha sarılmasın.” Bu gün ise hükümet yetkilileri: “Çözüm sürecek. Kimse bizim iznimiz olmadan silahına davranmasın” diyorlar. Buna karşılık o gün dik duran, Yunan işgaline karşın Türk halkının gösterdiği aynı tepkiyi bugün Türk halkı gösterebilir mi?

 İŞİD operasyonu ve Peşmerge’nin Kobani’ye geçişi bu ihanetin benzeri değil midir sizce? Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın dediği gibi “ÜST AKIL” devrededir. Ahmet Takan köşesinde bu Peşmerge’nin geçişini çok güzel değerlendirmiş:

“Çapulcu sürüsünün Türk toprakları üzerinden Ayn-el Arap’a geçirilişi ile ilgili projede rakamlar 4 binden başlamış,152 ile nihayetlendirilmişti. Çapulcular daha yolun başında kendilerinin güvenli geçişine eskortluk eden MİT’e öyle bir kazık attılar ki sudan bahanelerle ve oyalamalarla 29 Ekim’de 2.nci Habur şovunu gerçekleştirdiler. Yedikleri kebapların parasını Suruç Kaymakamlığına, yattıkları otel masraflarını da Urfa Valiliğine ödettirdiler. Yedikleri yemekleri beğenmeyip onun yerine dürümü tercih ettiler.300 dürümün parası 1000TL bize ödettiler. Türk topraklarında misafir ediliyorlardı.” Misafir umduğunu değil bulduğunu yer.”di bizim misafirliğimizde… Korkudan Kobani’ye geçememişlerdi. Rezalet sergiliyorlardı aslında…

152 kişilik çapulcu kadrosundan kara yoluyla çıkanlardan 2 si Erbil çıkış noktasında firar ediyor.

Daha sonra 2 kişi de Silopi’den Cizre’ye gelirlerken kaçıyor. Uçakla Şanlıurfa’ya gelen gruptan ise 5 kişi havaalanında firar ediyor. Güç bela getirildikleri Şanlıurfa-Suruç kampından ise 9 kişi kaçıyor ama bu 9 kişi düzenlenen operasyonla yakalanıp tekrar kampa tıkılıyor. Güvenlik birimlerinin tespitlerine göre çapulcuların başındaki sözde komutanlar Erbil’den hareket ettikleri andan Kobani’ye geçinceye kadar ABD ile devamlı iletişim içinde bulundular. Bu iletişim karşılıklı arama ve bilgilendirmeler ile devam ediyor. Çapulcular arasında İŞİD korkusu yüzünden sürekli kavgalar ve tartışmalar patlak veriyor. Kobani’ye giden ve tekrar Türkiye’ye dönen heyet, Türk güvenlik birimlerine; “Mürşit pınar’dan giremeyiz çok problemli, Ağır silahları da içeri sokamayız. İçeri girsek bile, nöbetleşe, eğitim vermek için gider geliriz.” raporu veriyor. Heyet buna gerekçe olarak da ÖSO militanlarının geçiş sırasında İŞİD keskin nişancıları tarafından vurulmasını gösteriyor. Güvenlik birimlerinin Ankara’ya verdiği rapora göre ABD ile sürekli haberleşen çapulcu başlarına ABD yetkilileri tarafından “1-2 gün daha sabredin ve Türk yetkilileri oyalayın.İŞİD’i geri çekeriz. Siz de bu sırada geçiş yaparsınız.” denildi.

Kritik MGK toplantısı sırasında Ankara’ya düşen sıcak raporlarla birlikte şu değerlendirme yapıldı:

ABD ‘nin manivelası İŞİD geri çekilirken, peşmerge Kobani’ye sokulacak ondan sonra da peşmerge girdi. İŞİD kaçtı denecek.”

Tezgâhın diğer karelerini tamamlama görevini size bırakıp R. Tayyip Erdoğan’ın Estonya dönüşü uçakta kabin ekibine yaptığı “Kobani’de başka bir üst akıl devrede” sözlerine geri dönüş yapmak istiyorum. Çankaya köşkü kaynaklarına göre; “Erdoğan, faturayı HDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş’a kestiği için böyle konuştu…”Demirtaş’ın 28 Eylül’de ABD’deki Kürt Realitesi Konferansı’ndan döndükten sonra Erdoğan’ın ABD tarafından sürekli çizik yediğine dikkat çekilerek, “Tayip Erdoğan, faturayı Demirtaş’a kesti. ABD seyahatinden sonra sokaklara dökülme çağrısı yapmasını manidar buluyor. Süreci sonlandırmak ve Türkiye’de de kanton ilan etme girişimlerinden şüphe ediliyor. Artık iş, Suriye, Irak olmaktan çıktı, Türkiye’nin sınırlarını koruma sorununa dönüştü. Ayrıca kendisine karşı da suikast ya da buna benzer bir operasyon bekliyor.” yorumları yapılıyor.”

Yani! Erdoğan’ın “Üst Akıl” dediği ABD imiş. Erdoğan perestlerinin bu yorumları sizi şaşırtmasın. Açılım süreci ve Hükümet çok zorda…

Bu ABD planıdır. Peşmergenin geçişi aslında PYD’ ye yardım etmek değil, güneydoğu Kürt halkına; PKK ile PYD’ nin birlikte mücadele verdiklerini göstermek ve APO posterleri ile PKK paçavraları ile şov yapmak ve Kürt halkını bu geçişe alet etmekti, onu da başardılar.

Ayrıca Peşmerge kılığında gelenlerinde kim olduğu bilinmiyor. Fotoğraflarda yüzleri örtülü, kolunda Amerikan bayrağı olan şahıslar resmigeçit yapar gibi PKK’lıları selamlayarak yürüdüler. Gece geçmeleri gerekirken lastik patlamasını bahane ederek gündüz geçiş yaptılar. Bunların ABD paralı askerler olduğu da söylenmektedir. Bazı gazeteler bunların asker değil; ABD’de yetiştirilmiş, Güney Kürdistan’ın mali, adli, emniyet ve askeri alt yapısını oluşturmak için yetiştirilmiş personeller olduğunu yazıyorlar. Bu senaryo daha önce Kuzey Irak’ta uygulanmıştı.

Manzara bölgeyi işgalden kurtaran muzaffer kuvvetlerin girişimi gibiydi. Ya da İzmir’i işgal eden Yunan askerlerini karşılayan Rum ve azınlıkların gösterileriydi.

Kobani’ye geçiş ikinci Habur gösterilerine dönüşmüştü. İkinci ihaneti de “Üst Akıl” diyenler sayesinde gördük.