MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü KONUŞALIM..!

BUGÜN 10 KASIM...

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'Ü KONUŞALIM..!

 

                Şerare KIVRAK

 

                Aramızdan zamansız ayrılışının 76. yılı... Onu her geçen yıl, her geçen saat daha çok arıyor ve özlüyoruz... Devasa fikirlerine, çözümlerine, kesin kararlılığına, aydın düşüncelerine ve mavi bakışlarına çok acil ihtiyacımız var...!

                Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK... Son yüzyılın en büyük dâhisi. Akıllı ve güçlü bir devlet adamı. Eşsiz komutan... O, bir nesil için doğmamıştır. Bir dönem içinde doğmamıştır. O, asırlar boyu, ulusunun tarihinde doğuştan liderlik özelliğini taşıyan önder olarak kalmak için yaratılmıştır.

                *O, bir VATANSEVERDİR: Keskin zeka gücü yanında, olağanüstü başarılarla vatanına, milletine adanmış bir yürekti. Vatanına aşıktı. Çünkü onun bağrından doğmuş, ızdıraplarını bire bir yaşamıştı.

                *O, daima gerçekçi bir düşünceye sahipti. Yaşam süreci boyunca akıl ve mantık kuralları dışına asla çıkmamış, olayların gerçek yanını gözlemlemiştir. Bu özelliği de onun kişisel yapısını yönlendirmiştir. Ortaya koyduğu fikirlerini daima belli bir sistem içinde yürütürken "Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur" diyerek gerçekleri vurgulamıştır. "Gerçekleri konuşmaktan korkmayın..." söyleviyle de diğer bir özelliğini anlatmış ve bu yolda milletine ışık tutmuştur.

                *Mustafa Kemal YARATICI bir özelliği de sahipti: En umutsuz durumda vatanı kurtarmayı başaran, büyük oluşumlara çığır açan büyük önder sıradan biri değildi.

                O, büyük yeteneklere sahip DÂHİ yaratılmıştı. Onun askerlik dehası yanında tartışılmaz mükemmellikte üstün yetenekleri de vardı.

                Kimsenin düşünemediği, düşünse bile gerçekleştirmeye cesaret edemediği oluşumları gerçekleştirmesi, Cumhuriyeti ilan etmesi büyük düşünmekten doğan yaratıcılık değil de nedir...?

                *O, İDEALİST bir liderdi: Vatan, millet sevgisi onu idealist yapmıştı. Çağdaşlaşmak en büyük sevdasıydı. Geleceği görme yetisi çok güçlüydü. Hiç kimsenin göremediklerini gören, olayların gelişim ve sonuçlarını önceden sezen bir güç vardı onda. İşgal günlerinde İstanbul Boğazında gördüğü düşman donanması için "geldikleri gibi gidecekler...!" demesi buna en güzel örnektir.

                *O, ideal bir yönetici ve etkileyici bir ÖNDER idi. Dürüst olmayı daima önde tutan, milletine hep doğruların söylenmesini yeğleyen bir önderdi. O...

                "Birbirimize daima hakikati söyleyeceğiz. Riyakarlık en büyük tehlikedir" derken insani özelliklerin en önemlisine vurgu yapmıştır.

                Onda bir çok ÖNDERLERDE görülen gurur ve kendini beğenmişlik asla yoktu.

                Bir söylevinde şöyle diyordu. "Bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvela büyük adam olmak lazımdır, der ve bunun için bir örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı inancında bulunur, bu adam değildir."

                O, başarıları karşısında hiç bir zaman ben yaptım, ben başardım dememiştir. Tüm başarıyı millete mal etmiş, gösteriş ve şatafattan uzak kalmıştır hep.

                Mustafa Kemal insanlar arası ilişkilerde üstünlük ölçüleri olan LİYAKAT, ADALET, GAYRET  gibi üç önemli unsuru benliğinde taşıyan bir devlet adamıydı.

                Milletinin ona verdiği servetinin, çıkardığı kanunla tekrar milletine geri verecek kadar onurlu ve mütevazilik olgusuna sahipti.

                *Mustafa Kemal'in en büyük özelliklerinden birisi de, milli ve insani değerleri kaynaştıran BİRLEŞTİRME ve BÜTÜNLEŞTİRME gücüydü.

                Milli mücadele yıllarında önce milli benliği yaratarak, milli birlik ve beraberliği sağlamış, ülke genelinde MİLLİ GÜÇ oluşturmuştu. O dönemlerde oldukça zor olan bu fiiliyat ülkeyi zafere taşımıştır.

                "Akılcı, ilimci, fenci, eylemci, bağımsızlık aşığı, emperyalizmin düşmanı olduğu için, İslamiyetin taşıdığı güzel değerlerin çıkar uğruna kullanımı Mustafa Kemal'i çıldırtan tezatların başında geliyordu..." diyor bir ilahiyatçı.

                Bunun içindir ki ulu önderin CUMHURİYET ile LAİKLİK örtüşmesi fikri geçerlilik kazanmış beraber yürütülmesi istenmiştir.

                Laiklik Mustafa Kemal için, ulusal egemenliğe, demokrasiye, özgürlüğü ve bilime dayalı yasal, sosyal ve kültürel çağdaş yaşamın düzenleyicisidir. O, islami en doğru şekli ile incelemiş din hürriyetinin de ancak ve ancak laiklik sistemiyle korunabileceğini belirtmiştir.

                2 Şubat 1923 yılında İzmir İktisat Kongresinde kürsüye çıktığında... "Kuran'ın ile hatırlatmak istiyorum ki..." tabirini kullanarak din istismarcılarına savaş açmıştır.

                Bir ilahiyatçımızın dediği gibi "...Kur'an ile hatırlatmak" tabiri, Kur'an'ın bizlerden istediğidir zaten. Mustafa Kemal'in dehası aydınlanma savaşını, bağımsızlık savaşının içine oturtarak tarihte eşi benzeri olmayan DİRİLİŞ örneği vermiştir" Baktığımızda çok doğru bir tesbit olduğunu görürüz.

                Ya İstiklal...! Ya ölüm...! Onun en kutsal parolasıdır.Milli Mücadele destanını istikbalini düşünen çıkarcılara karşı, İSTİKLALİNİ, ölümü pahasına koruyan kahramanlarla birlikte yaratmıştır.

                Böyle oluncada "İstikbalini düşünenler tarih sayfalarından silinirken, İstiklalini hayatıyla ödeyerek koruyan serden geçtiler tarih sayfalarındaki hak ettikleri mertebeye oturmuşlardır."

                Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK: Türk Milletinin atası. Ulusumuzun gururu, onuru, yaşam kaynağı. Yüce Cumhuriyetimizin kuruluşunun lideri. Büyük komutan. Devlet adamı, önder ve engin yürek...

                10 Kasım 1938'den bu yana yoksun. Geçen 76 yıl yorulmadan, yılmadan, senin ülkülerini, nesillere taşıyarak bu günlere ulaştık.

                Bugün 10 Kasım 2014 seni ve eserlerini sonsuza dek koruma ve yüceltme adına, bıkmadan, usanmadan, korkmadan, her şeye rağmen kararlı bir azimliyiz.

                Milli Bayramlarımızda ve 10 Kasımlarda kalbimizle, ruhumuzla, dualarımızla seninleyiz...!

                Çünkü "Sana borçluyuz taa.... derinden.!"

                Esen kalın.