ATATÜRK

Dinimiz der ki, “Allah’ın adıyla oku! “ Okuyan insan geri kalmaz. Mustafa Kemal Atatürk’ün okuduğu kitapların adlarını yazsanız kalın bir kitap olur. Yüce Türk milletini, vatanını, bayrağını kurtaran ülkesini bağımsız yapan, şerefli Türk Milleti'ni bir daha şahlandıran Atatürk.

            Mustafa Kemal Atatürk’ü anlama kolay olmasa gerek. Belki de kimdir bu Mustafa Kemal Atatürk diyenler vardır içimizde.

            Soyu Türk olan, kökü Ehl-i Beyt’e dayanan Molla Zübeyde ile Ali Rıza’nın oğludur  Atatürk.

Küçük yaşta çektiği acı ve üzüntülere rağmen yedi yaşında Kur’ an-ı Kerim’i hatmeden sekiz yaşında hafız olan, Arapçayı iyi bilen Batılı eğitimini de alandır Atatürk.

            Birçok savaşlarda başarılarını gösterdiği gibi Çanakkale’yi geçilmez yapan, emperyalistlere bilim ve eğitimiyle meydan okuyandır Atatürk.

            Mondros Antlaşmasıyla Türk Milleti'nin yurdunu paylaşan, resmen işgal eden güçlere karşı Anadolu mazlum Türk halkını kapı kapı gezip aydınlatan, mücadeleye başlatandır. Koca bir devi yanardağ misali harekete geçirendir Atatürk.

            “Vatan bir bütündür parçalanamaz” diyen Misak-ı Milli sınırlarımızı koruyan, Dünya milletlerine kabul ettirendir Atatürk.

            Tam bağımsızlık diyen, “ya bağımsızlık ya ölüm” ilkesini benimseyen Türk milleti sömürü haline getirmek isteyen “Sevr Antlaşmasında” olduğunun fetvasını veren iç ve dış düşmanlara rağmen bağımsızlıktan ödün vermeyen, Lozan Antlaşmasını kabul ettiren asıl Türkün adıdır Atatürk.

            Türkiye Cumhuriyetini kuran, Kurtuluş Savaşı'nı kazanan ilke ve inkılaplar yapan, Cumhuriyetimizi sağlam temellere oturtan aklın adıdır Atatürk.

            Milli iktisat kongreleri düzenleyerek Türk milletini bağımlı olmaktan kurtaran “tam bağımsızlık ekonomik bağımsızlıkla mümkündür” diyen, Dünyada  görülmemiş  bir kalkınmayı sergileyen insanın adıdır Atatürk.

            Sevgi muhabbet kaynar yanan ocağımızda

            Bülbüller şevke gelir gül açar bağımızda

            Hırslar kinler yok olur, aşkla meydanımızca

            Aslanla ceylanlar dosttur kucağımızda

            Diyen Hacı Bektaşi Veli’nin sözlerini Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyette uygular. Sevginin, muhabbetin olduğu, bülbüllerin gül dalında şakıdığı, hırsların kinlerin, nefretlerin, öfkenin bilimle aşka dönüştüğü yerdir Türkiye Cumhuriyeti. En önemlisi de aslanla ceylanın ortak paydada buluştuğu yerde ise her ikisinin de iyi beslendiği huzurlu yaşadığı ortamdır. Atatürk başarılamayacak denen olayı başardı. Ona minnet ve şükranlarımızı sunarım.

            Bu vatana canını feda eden şehitlere, bedenini feda eden gazilere binlerce teşekkür olsun. Yetmiş iki milleti bir araya getiren tutkal gibi yapıştıran, Cumhuriyetin ilkelerini kuran ve emek verenlere sağ olsun. Sizleri unutmayacağız, unutturmayacağız.

            Cumhuriyeti ve kuranları sevmeyenler olabilir. Haklıdır, doğrudur çünkü onlar kanlarının hükmünü atalarının genlerini taşıyorlar.

            Bugün Cumhuriyet olmasaydı birkaç ülke paylaşılsaydı İngilizler, İtalyanlar, Fransızlar,Yunanlar, Ermeniler. Atatürk ve Cumhuriyeti sevmeyenler çok mu iyi yaşayacaklardı? Çok daha iyi mi dindar olacaklardı? Bu soruyu kendine sormadan önce bir de kendi adlarının ne olacağını düşünmeleri gerekmez mi?

            Bugün bu coğrafyada özgür ve huzurlu geziyorsak Alperenlerin, Horasan erenlerinin, mürşitlerin, pirlerin şehitlerin gazilerin ve adsız nice erlerin alın teri ve kanları vardır bu topraklarda. Son olarak ta Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının emekleri vardır.

            Atatürk’ü sevmek demek yurdunu bayrağını sevmek demek,

            Atatürk’ü sevmek demek inancını özgürlüğünü sevmek demektir.

            Atatürk’ü sevmek demek dünyadaki mazlum ülkeleri sevmek demektir.

            Atatürk’ü sevmek demek kendini sevmek, ülkesini kalkındırmak dünya milletlerinin en üstüne çıkmak demektir.

            Atatürk’ü sevmek demek adaleti, huzuru, mutluluğu birliği ve beraberliği sevgi yolunu sevmek demektir.

            Cumhuriyetin ışığı dünya var oldukça önümüzü aydınlatacaktır.

            Yaşasın cumhuriyet yaşasın demokrasi.

            Kalkınmanın tek mucize yolunu eğitim ve öğretimden geçtiğini ”hayatta en hakiki mürşit ilimdir!” diyerek Türk milletini cehaletten kurtulup ilim dünyasıyla buluşturan; “saçlarınızı kahvehane köşelerinde ağrıtmayınız laboratuarlarda ağdırtın.” Diyenin adıdır Atatürk.

            Siyaseti halkı ve vatanın geleceği için yapan, dil, din, mezhep, renk ayırımı yapmadan kanun önünde Türkiye'de yaşayanı eşit gören ve haklara sahip olan; bireyin kendi çıkar ve menfaatini toplumun menfaatinin üstünde görenleri, hırsızları, yalan ve sahtekarları ret edenin adıdır Atatürk.

İslam’ı hurafelerden arındırarak her türlü oyuna alet etmeden Allah’ın Kuranını herkes doğru bilsin diye Elmalılı Hamdi’ye Türkçe ‘meal’ yazdıran, dinle devlet işini birbirinden ayırmak için laikliği getiren, İslam’ın özünü yaşatan rehberin adıdır Atatürk.

            Bunca güzelliği iyiliği getiren bir insana, fitne fesat ve çıkarcı insanlar nasıl evet der?

            İyilikten kadir ve kıymet bilen Türk Milleti Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet'e dünya durdukça sahip çıkacak yaşatacaktır.

            Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden önceki bir anıyı sizlerle paylaşmak isterim. Ölümünden  on beş gün önceki şu mesajı oldukça düşündürücüdür. “Bütün dünyanın Müslümanları, Allah’ın son peygamberi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) gösterdiği yolu takip etmeli ve verdiği talimatları tam olarak tatbik etmeli. Tüm Müslümanlar Hz. Muhammed’i örnek almalı ve kendisi gibi hareket etmeli; İslamiyet’ hükümlerini olduğu gibi yerine getirmeli zira ancak bu şekilde insanlar kurtulabilirler ve kalkınabilirler.”

            Dinini seven, ona itaat eden bir önder. Dinini sevmesinin yanında milletini ve Cumhuriyeti de severdi. O’nun ilkelerinin arasında ‘laiklik’ vardı. Din işlerli ile devlet işleri birbirine karışmasın diyen Atatürk.

            Atatürk’ün vefatına tanık olan Hasan Rıza Soyak, son birkaç saatini söyle anlatır:

            “Herhalde iyi göremiyordu ki bana sordu: ‘saat kaç?’ Cevap verdim; yedi efendim.

Aynı suali bir iki defa daha tekrar etti. Aynı cevabı verdim. Biraz sükunet bulunca yatağa yatırdık, başucuna sokuldum.

            “Biraz rahat ettiniz değil mi efendim?” diye sordum. Evet dedi. Arkamdan Neşet Ömer İrdelp yanaştı rica etti; “Dilinizi çıkarır mısınız efendim?

            Dilini ancak yarısına kadar çıkardı. Dr. İnelp tekrar seslendi. Lütfen biraz daha çıkartınız.

Nafile artık söyleneni anlamıyordu, dilini uzatacağı yerde tamamen çekti; Başını biraz sağa çevirerek “Aleykümselam dedi ve son sözü bu oldu.”

            Dünya mazlum milletlerin önderidir Atatürk.

            Dünya aydınları ve devrimcilerinin başıdır Atatürk.

            Davranışlarıyla, inancıyla, örnek davranışlarıyla güzel ahlakın, insanlığın temsilcisidir Atatürk. Türkiye Cumhuriyetini kuran yenilikleriyle çağı  yakalamaya çalışan önder, eserleriyle Türk milletinin gönlünü fetheden insandır Atatürk.

            Bu ülkeye emek veren, alın teri döken, şehit düşen, gazi olan, adı bilinen veya bilinmeyenlere yürekten selam olsun. Sizlerin emeklerini Cumhuriyetle sonsuza kadar ebediyen yaşatacağız.

            Özgürlüğü ve bağımsızlığı kendine ilke edinen Türk ulusu bundan sonra da “Tam bağımsızlık” düşüncesiyle yaşamaya devam edecektir.

 

 

          Süleyman Erkan 14.11.2014 TOKAT