KENDİNDEN FAYDALANILAN OĞLUM

Merhaba Sevgili oğlum,

İnsanlar genelde kıskançtır. Hayatta başarılı olamayan insanlar, başarılı olan insanları takdir ederek, onların başarı sırlarını öğrenmek ve gelişmek yerine, onlar ile güzel dostluk ilişkileri kurmak yerine nedense bitmek bilmeyen sürtüşmelere ve kıskançlıklara girerler. Nedenini ne kendileri ne de  karşılarındaki insan anlar. Buna rağmen başarılı insan daha başarılı olmaya daha çok faydalı şeyler yapmaya gayret eder.

Sevgili oğlum,

Başarılı insan geçmişe bakan değil, geleceğe bakan, yaptıkları iyilikleri 10-15 sene sonra bile insanlara anlatarak avunan değil, başarının nasıl olduğunu, kendilerinin neden başarısız olduğunu sorgulayarak başarılı olmaya bakar.

Canım oğlum,

Mümin Sekman, başarılı insan olmayı üçe ayırır.

Hakikaten başarılı olanlar: Bunlar her zaman başarılı olan ve çevrelerinin kendileri hakkındaki fikir ve görüşlerini dinleyen ama onları üzmeden daha başarılı olmaya bakan, daha çok insana faydalı olmak için çaba harcayan insandır. Bunlar hakikaten başarılı olur ve başarılı olmak isteyenlere de yol gösterirler. Hakikaten başarılı olmak için çaba harcamışlardır çünkü.

            Başarılı görünenler: Bu tip insanlar ise kimseye muhtaç olmayan ama kendinden daha başarılı olan insanları kıskanan ama bunu belli etmeyen, başkalarının başarısını yakalamak değil, kendini geçmesini istemeyen insanlardır. Yani “Hep beraber başarılı olalım" demezler. “Ben  başarılı olamadıysam başkası da başarılı olamasın” derler. Gerçek başarı başarılı olan insanın kendisinden daha başarılı insanlardan başarı sırlarını öğrenerek hayata uygulaması ile olur.

            Başarılı insanlar üzerinden geçinenler: Bunlar ise başarılı insanların hep kibirli olduğunu, burnu havada olduğunu, kendilerini küçümsediği iddiası ile başarılı insanların başarısında bile kendini  görenlerdir. Mesela “Ben okuması için ona burs vermiştim.” veya “işe girmesine referans olmuştum.” laflarını okulu tamamlamaları, iş tutmalarının üzerinden 10 sene hatta 15 sene geçmesine rağmen tekrarlayarak dururlar. Şunu düşünmek akıllarına gelmez. ”O başarılı olmuşsa biz de başarılı olabiliriz. Hadi bizden yaş geçti. Çocuklarımızın ondan ders almasını, ondan faydalanmasını sağlamalıyız. O başarılı insanı severek, onu sık sık ziyaret edelim ki, çocuklarımız da onu örnek alarak ondan daha başarılı olsunlar.” Bunu düşünüp uygulasalar mutlu olurlar ama onlar hedefe değil, geçmişe bakarak hem kendilerini üzerler, hem de başarılı insanları daha başarılı olmaktan soğuturlar.

Canım oğlum,

Bunları okuyunca ”Babacığım ben sadece başarılı olmak istemekteyim” diyerek hem başarılı olmak ve hem de çevrendeki insanları başarıya yöneltmeye çalışacağına candan inanmaktayım. Sende o kapasite , bilgi ve yetenek var.

Canım oğlum,

İnsanın başarısı, evini geçindirmek, iyi bir tahsil yapmak, sonrasında çocuklarının iyi okullarda okumasına çabalamak  ile sınırlı kalmamalı. Mesela bazen öyle insanlara rastlamaktayız ki, kendisi iki Üniversite tamamlamış, işi olan ve eşi de öğretmenlik yapan insan. Yani etkili ve verimli konuşmasını bilmesi gereken insan. Ama konuşmaya başlayınca o kadar  sert konuşur ki, seni sözü ile döver adeta. Bunu da etkili konuşmak zanneder. Bir insan sana yardımcı olmamıştır. Ona göre sen değerini düşürmüşsündür. Seni uyutmuşladır. O öyle görür . Halbuki, seni  baştan savan , sana gücü yettiği halde yardım etmeyen insan kendini uyutmuştur, kendi değerini düşürmüştür ama farkında değildir. O vurdumduymaz tavrı, baştan savıcı tavrı ilerde er ya da   geç olarak  kendisine dönecektir. Hayata baktığımız zaman, gençliklerinde  onunla bununla çok uğraşanlar yaşlanınca da  hasatlıklarla çok uğraşmakta, gülünç duruma düşecek  hallere gelmekteler.

Canım oğlum,

Yapılan her şeyin bir karşılığı vardır. Yapılan iyilikler, yapılan kötülükler Allah tarafından mutlaka bilinir ve zamanı gelince o insana iade edilir. Bir zamanlar kendini çok güçlü gören , yenilmez bir güç sahibi zannedenler ilerde mevki ve makamlarını kaybedince insanların kendilerinden nasıl kaçtığını  görerek  gücün gelip geçici olduğunu anlarlar. O zaman “ Keşke şu mazlumun hakkını yemeseydim, keşke şu engelliyi baştan savmasaydım, keşke şu adamın hakkı olduğu kuruma tayinini yapsaydım” diyecekler ama o gücü bulamayacaklar.

Sevgili oğlum,

Bazen insanlara rastlarız, duyduklarını hemen  başkalarına anlatma eğilimindedirler. Doğru duymadıkları içinde  insanları birbirine düşüren, insanları  düşman eden bir sonuca gider. Ama ona kalırsa görevini yapmıştır. Halbuki duymak demek seslerin kulağa çarpması değil, beynin o sesleri iyi işlemesi demektir. Şöyle ki , diyelim ki annen pilav yapmak istedi bize. Ama pirinci pişirdiğini sanarak yarım pişirdi. Yağını çok koydu. Pişirme süresini kısa tuttu. Biz masaya oturunca, o pirinç pilavını yiyemeyiz. Yesek bile hazmedemeyiz.Hiç olmazsa annene bu pilavın iyi pişmediğini söyleriz. İşte  doğru duyulmadan, anlaşılmadan başkalarına anlatılan laflarda bu pilav gibi muhataplarını rahatsız eder.

Canım oğlum,

İyilikleri de böyle  insanlara karşılıksız yapmalı, duyduklarımızı hemen herkese anlatmaya da çalışmamalıyız. İnsan, başarılı olan yakınlarını da takdir etmesini ilmeli ve insanlara sadece bir davranışı ile değil , yaptıkları her şeyi ile değer vermeli, yaptıkları densizliklerle insanlara zarar veren bunu da utanmadan kızarmadan yapan insanlara ise taviz vermemeliyiz. Ama ne yazık ki insanlar bu tür insanlara destek oluyorlar bazen. Gerçi onlara sorsan destek olmuyorlar ama davranış ve tutumları ile destek olmaktalar.

Canım oğlum,

Bizler doğru bildiklerimizi insanlara anlatmakla görevliyiz. Ben nasıl sana yazarak bunları başkaları ile de paylaşmaktaysam ve sen faydalanmaktaysan, bu sana anlattıklarım  tavsiyelerden usanan, kendilerine yazmadığım halde pay çıkaran insanlar olur. Herkes benim yazdıklarımı okumak zorunda değil. Bende aynı şekilde insanların ihtiyaçlarına göre yazı yazmak zorunda değilim.  İçimden gelen sevgimi ve kafamdan gelen bilgimi aktarımım insana isteyen istediği gibi yorumlar.

Canım oğlum,

 İnsanlara iyilikte bulun ama bunu da sakın anlatma. Başkalarının yaptığı gibi yaptığın iyiliği , yapmadığın halde yapmışın gibi anlatma 15 sene sonra bile . Belki o iyiliği sen yaptığını zannedersin ama sen yapmamışta olabilirsin.Sen yapmış olsan bile yaptığın iyiliği anlatmak insanın yaptığı iyiliğin değerini düşürür.

Canım oğlum,

İnsanlardan yaşça büyük olanlar saygı görmek istemekteyseler önce küçüklere sevgi beslemeli ve bu sevgiyi göstermeliler. Azarlayarak , tersleyerek sevgi olmaz. Sevgi gülümseyerek  davranışlarımızla göstererek olur. Bu yüzden insanlara tatlı dil güler yüzle güç yettiği kadar iyilikte bulunalım. İstemeyen insana da iyilik yapılmayacağını ve iyilikten anlamayan insana  kardeşimiz bile olsa iyilik  edilemeyeceğini yoksa  hem onu hem bizi huzursuz edeceğimizi de unutmayalım. Çalışacak gücü olduğu halde çalışmayarak başkalarından yardım bekleyen insanlara da  , iyilikten anlamayana da iyilik yapılamayacağını da sakın unutma. Yoksa almaya alışan insanlardan ömür boyunca yakanı kurtaramazsın.

İyiliklerle dolu bir dünyada mutlu yaşaman dileği ile…