DEVLET O KADAR MI ACİZ?

Türkiye’de her gün gündem değişiyor, farklı olaylarla karşılaşıyoruz. Yazı yazacak o kadar olay var ki takip etmekte zorlanıyoruz. Neredeyse yüzde doksanı fıkralıktır. Bu nedenle bu gün yazımıza Temel’le ilgili bir fıkra ile başlayalım.

                     Temel Polis okuluna yazılır. Temel dört yılda Polis okulunu birincilikle bitirir. Çok gururludur da… Amiri Temel’e “Temel okulu birincilikle bitirdin, artık öğrendiklerinin tatbikatını yapma zamanı geldi. Bu gün kalabalıklar nasıl dağıtılır, onunla ilgili tatbikat yapalım.”der.

                   Amiri: “Temel kaskını tak, cop’unu ve gerekli malzemelerini yanına al, yanıma gel.”der. Eve gider ve hanımına: bu gün kalabalık nasıl dağıtılır onun uygulamasını yapacağız, benim için dua et, der. Hanımı bir sakarlık yapma ha! Diye tembihte bulunur. Amirinin yanına gider.

                  Temel: Hazırım Amirim!

                  Amiri: Bu gün zorlu bir gün olacak. Dikkat et. Heyecanlanma? Sakin ol?  

                  Amiri: Temel şu karşıda ki kalabalık var ya! İşte o kalabalığı dağıtacaksın? Bu gün ki görevin o!Sen bizim gurur kaynağımızsın. Unutma ha! Der.

                                       

                 Temel, kaskını başına kor ve copunu da beline takar ve kalabalığa dalar. Megafonu eline alır ve kalabalığa:

                                   Dağılın? Yoksa zor kullanmak zorunda kalacağım. Dağılmazsanız suç işlemiş olacaksınız. Gösteri ve yürüyüşler kanuna göre işlem yapmak zorunda kalacağım. Kalabalık neye uğradığını şaşırır. Homurdanmalar başlar. Temel tekrar aynı ses tonu ile dağılın diye bağırır. Cop’unu alır ve sağa sola vurmaya başlar. Baktılar ki olmuyor kalabalık dağılır.

                  Amiri de onu uzaktan izlemektedir. Temel; kalabalığı dağıtmanın verdiği zevkle gururlanarak amirinin yanına gelir.

                  Amirim! görev tamamdır. Kalabalık dağılmıştır.

                  Amir: Temel’e; oğlum sen ne yaptın?

                  Temel: Ne yaptım, Amirim!

                  Amiri: Salak oğlum, dağıttığın yer otobüs durağı idi.

                  Bu gün ülkede düzeni yasaların gücüyle değil üçüncü şahısların direktifleriyle sağlamaya çalışanlar kendi varlıklarını tartışmaya çalışıyorlar.

                 Temel fıkrasında olduğu gibi kolluk kuvvetleri Güneydoğuda ki olaylara müdahale edecekleri yerde; Soma’da, Ermenek’te, Validebağ Parkı gibi toplumu ilgilendiren, çevreye duyarlı ve oraları korumaya çalışan ve kömür ocağında mahsur kalmış insanların acılarını paylaşmak için toplanmış kalabalıkları dağıtmaya çalışıyorlar.

                 Güneydoğuda PKK/KCK/YDG-H örgütleri Kobani’yi bahane edip şehirleri yakıp yıktılar.40 insanımız öldürüldü. Milyonlarca lira halkın malına zarar verdiler. Polis ve kolluk kuvvetleri neredeydi?

                Cizre Silopi’de, Hakkâri, Diyarbakır Bağlar semti ve daha birçok yerlerde kantonlar oluşturdular. Buralara Polis ve askerler giremiyor. Vergi toplayıp haraç alıyorlar.Mahkemeler kuruyor, kimlik kontrolü yapıyorlar. Hendek kazıp siper yapıyorlar. İçişleri bakanı Efkan Ala:

               “Bu süreçte alan hâkimiyetinin kaybedildiği zamanlar oldu. Hâkimiyeti sağlayamadığımız zamanlar oldu. Kırsalda terör baskısı arttı, şehirlere inmeye başladılar.”diyebiliyor. Senin görevin ne diye sorulması gerekmez mi? Bölgede devletin devlet gücünü göstermesi gerekir. Bu kadar acizlik olur mu? Sanki maliye bakanı. Elini kolunu bağlayan mı var. Her şey senin elinde değil mi? Şikâyet etmeye hakkın yok. Sen çözüm makamısın. Şikâyet etme makamı değil?

               Aynı İçişleri Bakanı, kamu düzeninin bozulmasıyla ilgili olarak hem itiraf ve hem de ciddi bir tespitte daha bulunarak diyor ki; “Sorun PKK’dan kaynaklanıyor. Oslo’da anlaşmıştık. Oslo’yu PKK bozdu.”Hani PKK ile devlet görüşmüyordu. Görüştü diyenlere “şerefsizler” diyordunuz?

               Diyarbakır valisinin acizliğine ne dersiniz. Vali PKK’lı milletvekillerinden; Diyarbakır’da düzenin sağlanması için yardım istiyor. Vali, “Türkiye’de ve dünyada Kobani’ye destek günü ilan edildi. Bu günlerde olay çıkarılmamasını özellikle istirham ediyorum.”şeklinde açıklamalar yapıyor. Elinde valinin binlerce Polis ve askeri kuvveti varken PKK’ya neden yalvarıyor. Acizliğinden!

             Devlete el kaldıranların elleri kırılmadığı müddetçe bu böyle devam eder. Devlet devletliğini bilmeli. Acizlik göstermemelidir.

            “Türk Milletine mahkûm değiliz, kendi imkânlarımızı biz kullanacağız. Bu hükümete güvenmiyoruz.”diye açıklama yapan bir milletvekilinin bulunduğu bir meclisi siz düşünün!

           Türkiye ile “Artık 20 yıl savaşacak güce ulaştık. Kamu düzenini bizim sağlamamızı istiyorlar.”diye dalga geçiyorlar.

          PKK ise yakmaya, yıkmaya ve kanton bölgeleri ilan etmeye(Özerklik bölgeleri) devam ediyor.

         Bizimkilerde seyrediyor. Üst Akıl bekleniyor. Çok yaşa Temel!