OYUNCAK ARABA KULLANMAYI SEVEN ÇOCUK

Sevgili oğlum,

Çocukken araba sürmeyi sevmen, ben sana oyuncak araba aldığım zaman “Bana araba alsan sürerim” demen beni sevindirdiği kadar düşündürmekteydi. Neden mi dersen? Bu mektubumda sana bunu anlatacağım.

Canım oğlum,

Ben hiç araba kullanmadım ama kullananları gördüğüm zaman, araba kullanan insanların kendine güveni, “bir şeyi idare etme, yönetme” isteğini tatmin ettiği için zevk verir. Ama atalarımızın dediği gibi  “her şeyin azı kâr, ortası karar, çoğu da zarar” örneğinde olduğu gibi insana aşırı hız tutkusu, zarar vermekte. Çok genç bu tutkularını, hayatları ile ödemişlerdir.

Canım oğlum,

Bazen çarşıya çıktığım zaman dikkat etmekteyim ki, gençler altlarına araba almış, babalarının arabasını belki izinli, belki de izinsiz almış, arkadaşlarına, kız arkadaşlarına hava atmaktalar. Bu hava atmanın ne kadar tehlikeli olduğunu bilememekteler. Arabayı yayaların üstüne sürmekteler, yayalar kaçınca da gülmekte, sırıtmakta, eğlenmekteler. Anne ve babalar da “çocuğuma araba bile aldım neden okumuyor, anlamıyorum” diyerek yakınmaktalar.

Canım oğlum,

Böyle sorumsuz, sorumluluklarının farkında olmayan gençleri gördüğüm zaman ister istemez “Benim oğlum da büyüyünce böyle olur mu? Ümit ederim ki, olmaz” diyerek biraz teselli bulmaktayım.  Çünkü eğitimini sağlam alan ve okulda öğrendiklerini azami olarak uygulayan gençler sorumluluklarının farkına vararak kendi zevkleri için başkalarına zarar vermeyeceklerini bilirler.

Canım oğlum,

18 yaşından küçük, ehliyeti olmayan insanlara araba vermek, anne ve baba teşviki ile onları okula gitmeye değil de, araba kullanmaya teşvik etmek, hacı hoca ünvanlı insanların ortaya çıkarak “ben torunumu okutmam ona traktör alacağım” diyerek sorumsuzca onları okumaktan soğutması acaba hangi mantıkla bağdaşabilir?

Sevgili oğlum,

Sait Çamlıca’nın bir kitabının ismi “Çocuklar anne ve babaların ayak izlerini takip eder”dir. Zevkle okudum Sait hemşerimizin bu kitabını. Anne ve baba sorumsuzsa çocuklar da büyük oranda sorumsuz olmakta, hatta torunlar bile dedelerini takip etmekteler. Bazen öyle insanlar görmekteyim ki, çağa ayak uydurmak ve sorumlu insan olarak gelişmek yerine dedelerinin ayak izlerini takip etmekteler.

Canım oğlum,

Tabii ki araba sahibi olmak insan olarak senin de hakkın, hatta babanın arabasını kullanmak da senin hakkın. Babaların yolunda yürümek ama onların gelişiminden daha çok gelişerek hayat yolculuğunu başarı ile tamamlamak sizlerin de hakkı ama önce sorumluluk yaşına gelmek, yani 18 yaşı geçmek, ehliyet almak, sonrasında dikkatli olmak, yayaların da hakları olduğu bilinci ve sorumluluğu ile araba kullanmak, bunu yaparken bizleri de oradan oraya rahat ulaştırmak için bir evlat olarak çaba harcamana ben sevinirim.

Sevgili oğlum,

Yapılan bir araştırma, trafik kazalarının çoğunun eğitimi az insanlar tarafından yapıldığını göstermiş. Sürücülerin eğitimi arttıkça kaza oranı da azalmaktaymış. Bu sadece trafik kazaları için değil, her alanda aynı. Eğitim seviyesi yükselen insanın, eğer bu eğitimini önce kendisini geliştirmek ve eğitmek, sonrasında da çevresini, en yakınından başlayarak eğitmek, bilinçlendirmek ve daha ileri seviyeye gitmesi için gayret etmesine yardımcı olmak her zaman insanın birinci görevi olmalıdır. Önce biz, sonra yakın çevremiz, sonrasında da uzak çevremiz ve tüm insanlığı geliştirmek bizim görevimiz olmalı.

Canım oğlum,

“Bilinçli ve sorumlu insan” hayatında en az “bana ne, sana ne” kelimelerini kullanan insandır. Çünkü her şey senin veya benim istememle, bizlerin de el ele baba oğul sorumluluklarımızın bilincinde olarak çevremizi geliştirmekle olur. Bizim gelişmemiz belki insanlara faydalı olamayabilir. Çünkü sen de bilmektesin ki, insanlara faydalı olmamız sadece bizim istememizle olmaz, onların bu konuda talep etmesi ve bizleri gerçek manada ciddiye alarak dinlemesi, dinlediklerini uygulaması ve bizleri sevmesi ile olur.” Ne kadar yakınımız olursa olsun bizi ciddiye almayan, değer vermeyen insanlara faydamız olmayacağından onlardan uzak kalmamız hem bize hem de onlara fayda sağlar.

Canım oğlum,

Bizi sevmeyen, ciddiye almayan ve dinlemeyen insanı bizim ısrarla sevmemiz, onları ısrarla ziyaret etmemiz, onlar hakkında ısrarla konuşmamız hem bize hem de onlara sıkıntı verir. Biz ise sıkıntı veren insan değil, sevinç veren, mutluluk veren, umut veren insanlar olarak çevremizin “yaşama sevinci olmalıyız.”

Canım oğlum,

Aslında araba kullanmak insana sorumluluklarını hatırlatır. Araba kullanan insan bilir ki, bir anlık dikkatsizliği hem kendi, hem de yanındaki sevdikleri insanların hayatına mal olacak ya da hayatını çok sıkıntılarla devam ettirmesini sağlayacak, engelli olmasına sebep olacaktır. Bu yüzden gerçek manada kendini ve çevresini seven insan dikkati, sorumluluğu elden bırakmaz.

Canım oğlum,

Bazen rastlarız. İnsan iyi şofördür ama şoförlüğün sorumluluklarını, ona öğrettiklerini tam idrak edemediği, anlamadığı için aile saadeti yoktur. Sorumluluk duygusu geliştirememiştir şoförlük. Onun için şoförlük bir nevi robot gibi araba kullanmaktır. Halbuki insan gibi araba kullanan şoförlüğün sorumluluğunu iyi anlayarak özel hayatında da ailesini bağlı, araba kullanırken ki dikkati ailesini mutlu etmek için de kullanır, ikisi arasında bağ kurar. Çünkü sorumlu insan düşünen ve düşünceleri arasında bağ kuran ve kendisini mutlu edecek ve diğer insanlar tarafından da sevilmesini sağlayacak ortamlar oluşturan insandır.

Canım oğlum,

Umut ediyorum ki, ilerde sen de araba kullanacak olgunluğa, yaşa eriştiğin zaman sana bugünlerde yazdığım mektupları okursun ve faydalanırsın. Bu dünyada yollar sadece arabalar için değil, aynı zamanda arabası olmayan insanlar içindir de.

Canım oğlum,

Kimi insan araba kullanmayı çok severek, iki adım ilerdeki kaynatasına, sevgilisine bile hava olsun diye araba ile giderken, kimi insan da uzak mesafelere bile yürüyerek giderek “sağlıklı insan, yürüyen insandır” felsefesini hayata geçirerek, yürür. Bir zamanlar yürümek konusunda büyüklerimiz “Yürümekle yollar aşınmaz“ diyerek hak arayanlara espriler bile üretmişlerdi.

Canım oğlum,

Bir konu açtık bak nereden nereye geldik? Hayatımızda sorumluluk duyduğumuz alanlar ne kadar da çokmuş değil mi, “insan olmak”  nerede ise “sorumluluk sahibi insan” olmak ile eşdeğerdeymiş değil mi?

Canım oğlum,

İşte bu anlattıklarım umarım ki senin sorumluluk duygularını daha da geliştirir.

 

Muhabbetle kucaklarım…