Tanıdığını Hiç Unutmayan Oğlum

 

Merhaba sevgili oğlum,

İnsanın hayatta başarılı olmasının, sevilmesinin bir sebebi de tanıdığı insanları unutmaması ve gelişmiş insanları tanıyarak, onlarla sıkı dostluklar kurması sonucu olduğunu anladım. Sen nasıl ki benim sana oğlum demem yanında isminle hitap etmemden de hoşlanmaktaysan insanlar da kendilerine ismi ile hitap etmekten hoşlanırlar. Hatta yıllar sonra bir tanıdığını unutmayarak, o seni tanımadığı halde sen o an onu tanıyarak ismi ile hitap etmen onu şaşırtmaz ve mutlu etmez mi? İşte bu yüzden de insanları iyi tanımanı isimleri ile hitap etmeni isterim.

Canım oğlum

Türk siyasi hayatında belki 50 yılını doldurmuş bir insanın LİDERLİK SIRLARI diye, başarı sırlarını anlatan bu kitapta onun en büyük başarı sırrının bir tanıdığını bir daha unutmamak olduğunu öğrendim. Öyle ki 30 sene sonra bile insana ismi ile hitap edermiş. Bu da insanların ona saygı ve sevgisini artırmaktaymış. Sadece insanların adını unutmayarak bu başarıya ulaşıyor. Bu konuya sen de arkadaşların da dikkat edersiniz değil mi?

Canım oğlum,

Bu unutmama meselesi arkadaşlıklarda, dostluklarda da böyledir. Mesela ayrılıklarda “Oraya gidersen beni unutursun değil mi?” denir. Okul tamamlanıp diploma alınınca da “Beni unutma sakın” diyerek arkadaşlarının seni unutmasından korkarsın. O halde sen de arkadaşlarını unutma ki, onlar da seni unutmasın. Ama seni unutanı, senin daima hatırlaman da saçma olur.

Sevgili oğlum,

Ben de okul hayatım boyunca yüzlerce arkadaş edindim ama sonunda insan belli bir yere gidince orada da yeni arkadaşlar edinmekte. Orada yeni arkadaş edinince eskileri unutmakta. Bu insanın doğasında var. Unutulmayan arkadaşlıklar da olur genelde. Gerçek manada sevilenler unutulmaz.  Ben de zaman zaman eski arkadaşlarımı internette bulur mesaj atarım bazıları cevap vermez. Bazıları bir iki konuşmadan sonra unutur. Ben de üstelemem. Bilirim ki üstelesem ters teper ve bizi yanlış anlarlar. O yüzden arkadaşlıkları bile kendi haline bırakmakta yarar görmekteyim.

Canım oğlum,

İnsan tanımak sadece isimle hitap etmek ile olmaz. İnsanları tanıdığımızı zannederiz ama işimize geldiği gibi. Mesela iki insan aynı çevrede doğar. Birisi okulunu ciddiye alır. Liseye kadar okur ikisi de, sonra öteki liseden sonra hayata atılır ve artık defteri kitabı bir yana bırakır. Öteki ise aynı hevesle Üniversite okur. Durmadan okur yazar, gelişir ve farklı insan olur. Ama lise okuyan insan Üniversite okuyanın kendisini küçümsediğini zanneder ama belki de o gelişmiş olmanın gereği olarak boş konuşmalardan, şakalardan sıkılıyordur. Artık karşısındaki insanı tanıyamaz olmuştur yani ama tanıdığını zanneder. Dediğim gibi insanın kendini tanıması da başkalarını tanıması da zordur. Ama bizler imkanımız ölçüsünde insanları tanımaya, anlamaya ve sevmeye bakmalıyız.

Sevgili oğlum,

İnsanı iyi tanımak onları her şeyden önce önyargısı sevmekle olur. Önyargı olmadan sevdiklerimizi, empati yaparak sevdiklerimizi kolayca unutmayız. Sevdiğimizi de anlarız çok zaman. Sevmediğimiz insanı anlamamız ve tanımamız mümkün olmaz. Eğer sever ve değer verirsek o zaman anlarız. Bu her insan için geçerli durum. Sevmek ve anlamak iç içe bir durum.

Canım oğlum,

Tecrübelerimle farkına vardım ki, sevmediğimiz ama onların bizi sevmesini istediğimiz insanları tanımıyoruz ve sevmediğimiz insana da ön yargılıyız. Ama bazı insanlar vardır ki, muhatabını sevmedikleri halde onun kendilerini sevmesini her dediğini yapmasını isterler. Bunun adı bencillik ve cahilliktir ama onlar kitap okumadıkları halde, gelişmedikleri halde cahilliği kabul etmezler ve yaşın büyük olmasını küçük olanlara nazaran alimlik olarak görürler.

Canım oğlum,

İnsanları tanıdığımız zaman onları unutmadan, yolda gördüğümüz zaman selamlaşarak onlar ile dostluklarımızı geliştirmeye bakalım. Bize değer vermesini istediğimiz insanlara da biz daha çok değer verirsek, bizi seven insanları biz daha çok seversek, bir süre sonra çevremizde insanların çoğaldığını görürüz.

Canım oğlum,

Bazı insanlar vardır. Gelişimi önemseseler belki daha da güzel yerlere gelecekler ama 20 veya 25 seneden beri aynı yerde sayan insanları gördükçe gelişimin önemini daha iyi anlamaktayım. İşin başka yönü bu insanlar kendilerinden yaşça küçük olduğu halde gelişmiş insanları anlamamaktalar ya da işlerine anlamak tanımak gelmemekte. Sen ise yeni insanlar tanımaktan her zaman mutluluk duyacaksın. Buna candan inanmaktayım.

Canım oğlum,

İnsanlar vardır yaşı genç olsa da yeni insanlar tanımaktan, onlarla muhatap olmaktan ve onları daha iyi tanımaya can atarlar. Bakarım ki, sosyal hayatları çok gelişmiştir. İçimden derim ki “Bunlar gerçekten hayatta başarıyı yakalayacak insanlardır.” derim. Aradan seneler geçince bakarım ki tahminlerim gerçekleşmiş. Bu da bana güven verir ama önyargılı insanlar gelişimi inatla önemsememeye devam ederler.

Sevgili oğlum,

Bazı insanlar vardır, başarıyı sadece okuldaki diplomadan ibaret sanarak, gelişimi ve gelişmiş insanları tanımak, anlamak, onlardan faydalanmak istemezler. Bunun farkına da okul tamamlanıp da “Ben artık iş yapacak seviyedeyim.” Diye iş aramaya başladıkları zaman kendilerinin sadece diploma sahibi olmalarının yeterli olmadığı anladıkları zaman da iş “nasip ve kader” suçlamaya gelir. Sen kendini geliştirmez, geliştiren, seni de geliştirmek isteyenlere saçma sapan konuşarak cevap verirsen nasip ve kader sana ne yapsın?

Canım oğlum,

Bazen emekli öğretmenlerle tanışmaktayım. Bilmem 35 sene öğretmenlik yapmışlar, bilmem 30 sene, ama sonunda şunu da itiraf etmekteler” Sizin okuduğunuz dergileri, bizlere öğretmenliğin ilk yıllarında verselerdi, okuyarak gelişseydik, çok farklı olurdu” demekteler. İnsanın emekli olduktan sonra bile gelişmesi, insanları tanıması ve anlaması gerçek manada beni mutlu etmekte.

Canım oğlum,

İşte bunlardan gördün ki, gelişmenin, insanları anlamanın yaşı yok ve insan ne kadar erken gelişmenin, insanları tanımanın sevincini yaşarsa ondan sonraki hayatında güzellikleri görecektir. Bazen gelişimin önemini ilk başta anlamayan insanlar sonrasında anlarsa o zaman bunu başkaları ile paylaşmak isterler, ben senle nasıl ki paylaşmaktaysam. Bu paylaşım elden ele, gönülden gönüle, sabırla devam ederse bir süre sonra ülkemizde gelişir. Biz bir kişiyi bile insanları tam ve iyi tanıma öğretsek o da başkasına anlatsa çivi çiviyi söker misali domina taşları gibi insanlar el ele başarıya uçarlar, koşarlar.

Canım oğlum,

 

Nasıl ki Atatürk’ün ülkeyi kurtarma sevdasında ilk başta kimse ona inanmamış daha sonra tüm ülke arkasında olarak bu ülkeyi düşmanlardan kurtarmışlarsa, bizde el ele ülkemiz insanını cehaletten kurtararak, gelişim sevincimize ortak edelim.