AYI

İnsanların yaşadıkları ortamda, topluma, kişilere karşı davranışları aykırıysa, kabaysa 'ayı' derler. İyi de bu ayı nasıl bir hayvandır?

            Ayının birçok çeşitleri var. Bizim yöremizde sarıya çalan tüyleriyle ormanlarda yaşayan bir türü bulunmaktadır. Ayı, çeşitli meyvelerle ve etle beslenen bir hayvandır. Kendi çıkar ve menfaatinden başka bir kural tanımaz. Sanırım kurallara uymayan, bencil, çıkarcı kişilere 'ayı' diyerek ayıplamak isterler. Ayı, derken bu topluma uymuyorsun, demek istenilmektedir. Aşağılamak, küçümsemek, ötelemek istenir.

            Güzel bir söz verilir. "Ayıya balık tutup vermek yerine, balık tutmayı öğretmek gerek." Ayı aç kaldığında, yavrusu zorda olduğunda, canı acıdığında acımasız olur. Günümüzde bile ayının yaptığı her olay haber oluyor. Ayı bir vatandaşı yaraladı, Ayı ağaçta mahsur kaldı v.b.

            Ayı öykülerini avcılardan dinlemeyen yok gibidir. Bir olayda Tokat’ın Pazar ilçesinin Ballıca’nın karşı dağlarında geçer. Yıllar önce Pazar’dan bir vatandaş eşeğini, baltasını alarak ormana gider. Ormandaki ağaçlardan eşeğine odun yükler, keyifle ormanın cılga yoluyla gelirken karşısına bir ayı çıkar. Eşekle adam bir an dona kalırlar. Adam ne yapacağını şaşırır. Eşek biraz bekler, sonra ayının yanından yoluna devam eder. Adamla ayı baş başa kalır. Ayı ön sol elini adama kaldırarak boynunu sağa sola kaldırarak bir şeyler anlatmaya çalışır. Adam korkudan üstüne kaçırmış, ortalığı ıslatmıştır. Ayı ağzından köpükler saçarak elindeki, parmak arasındaki ağaç parçasını çıkarmak ister fakat çıkaramaz. Acı ile değişik sesler çıkartır. Birkaç adımla adama iyice yaklaşır. Elindeki kıymığı gören adam, bana zarar vermez anlayışıyla ayıya yardıma başlar. Cebindeki çakıyı çıkartır. Ayının elindeki kıymığı çıkartır. Cebindeki mendille de yarasını sarar. Ayı adamın elini yüzünü yalar. Adamın elinden tutar, ormanın derinliklerine doğru çekerek götürmeye çalışır. Adam korkudan mecburen ayıya uyar, onunla beraber yürür gider. Belirli bir süre gittikten sonra ayı adama işaret ederek büyük bir ağacın arasındaki doğal bal peteğini gösterir. Akan baldan kendisi yalar. Tekrar adamın yanına gelir. Adamı teşekkür niteliğinde öper, yanından uzaklaşır gider. Adam kurtulduğuna sevinir. Hızla oradan uzaklaşır. Yakındaki bir yerleşim yerine sığınır. Başından geçen olayı anlatır. Balın yerini de köylülere söyler. “Bana oradaki balla beraber, oranın mülkünü de verseniz ben oraya gitmem der." Adam evine gitmeden önce çamaşırlarını değiştirir. Sonra da evine gider. Birkaç gün sonra köylüler toplanırlar, kovalar dolusu balı ağacın ara dallarından alırlar. Bir kovasını da yeri gösteren adama verirler.

            Ayı da olsa bu tabiatın bir parçası olduğunu unutmamamız gerek. Onun da yaşamaya hakkının olduğunu bilmeliyiz. Bilim adamları halâ ayının gizli yönlerini tamamen çözmüş değillerdir.

Tabiatta ayı ve diğer canlıların bulunması, yaşaması gerekir. Ekosistemin bir parçasıyız, biri olmazsa diğer canlılar çoğalır. Bir başka canlının yaşaması zorlaşır. Yılanları yok edersek, fareler çoğalır. Arıları yok edersen, meyvelerin döllenmesini engellersiniz.

            Peki ya ayının özellikleri nelerdir? Bir bakalım.

            Karşıdan bakıldığında insana benzer. Özellikle ormanda, buzullarda ıssız yerlerde yaşar. ayıgillerden (ursidae) tabanları üstüne basarak yürüyen iri gövdeli, etçil, memeli bir hayvan. Sıkı kıllı, yuvarlak vücutlu, kalın yağlı tabakasıyla kaplı. Kalın derisi kışın mağarada uyurken koruyucusu olur. Kısa kulaklı, uzun burnunun üstünde gözleri küçüktür. İri vücuduna rağmen 35-40 km hızla da koşabilir. Ağaca tırmanabilir, iyi yüzebilir. Bu da beslenmesinde kendine kolaylık sağlar. Meyve, kök, ot, kurbağa, balık, yılan, böcek, kuş gibi hayvanları yer. Balla armuda bayılır. Arı kovanlarının olduğu yeri bulur. En çok sevdiği yerdir. Ayılar obur hayvanlardır. Eğitilmiş ayılar oldukça itaatlidir. Ayılar kesinlikle leş yemezler. İnandığı ve kararlılıklarında oldukça cesurdurlar. Ayı avını sıkarak öldürmez, parçalayarak (diş ve pençeleriyle) yerler. Toplu halde yaşamayı sevmezler. Ağaç kovukları ve mağaralarda yaşarlar. İlkbahar, yaz, sonbahar da yedikleri yiyeceklerle, kış uykusuna yatarlar. Kış uykusunda uyurken vücut ısısı normalin altına düşmez. Ilık havalarda ininden çıkıp gezdiği de olur.

Dişi ayı yedi aylık hamilelikten sonra, kışlık ininde genellikle ikiz doğurur. Bazen de üç beş yavru da doğururlar. Doğan yavrular (180-350 gr) tüysüz ve gözleri de kapalıdır. Şaşırılacak kadar küçüktürler. Uzun süre anneye bağımlı korunmaya uzun süre muhtaçtır. Gözleri dört hafta sonra açılır. Dört aylıkken anneleriyle gezmeye başlarlar. Anne ayı ikinci kışını da yavrularıyla birlikte geçirirler. Yavrularını canı pahasına korur. Yaklaşan biri olursa yırtıcı bir canavara dönüşebilir. Amerika'da yaşayan korkunç ayı ve aç kutup ayısı dışında diğer ayılar uysal ve çekingendir.

            Rahatsız edilmedikçe insana saldırmazlar. Ayıların yağı ve postu için avlanılır. Yaralı  bir ayı kaplandan daha tehlikeli, yırtıcı olurlar. Bazı ayı cinslerine bakıldığında boz ayı, kara ayı, güneş ayısı, gözlüklü ayı, Tibet ayısı, dudaklı ayı, kutup ayısı gibi ayılar vardır.

            Ayılar bir çok olayda gazetelere haber olarak düşer. Yaraladıkları insanlar hastanede kendini bulur. Bazı insanların da ölü taklidi yaparak kurtuldukları olur.

            Her ne kadar da olsa kurallara uymayanlara ayı desek de ayıların da müthiş ve şahane yetenekleri vardır. Ayı yavrularını o kadar severiz ki oyuncakçılardan alır çocuğumuza oynatırız.

            Tabiata selam, yaşamaya sevgi yoluyla devam.

 

             Süleyman ERKAN

            07-11-2014 Pazartesi