PEMBE KOL

Dışarıdan bakan insanların bazı meslekler hakkında ön yargıları vardır. Örneğin, bankada fazla bekletilen müşteri, görevliye ya acır, ya da sinirlenir. İşinin çabuk çözümlenmediğine sinirlenirken döner, “İki saatliğine katlanamadığım ortama bu görevliler gün boyu nasıl dayanabiliyorlar” diye acır. Bizler dışarıdan acırken kim bilir çalışanların ne eğlenceli yanları vardır. En başta mesleklerini sevmeleri, sonra özlük haklarının iyileştirilmesi, üstlerinin takdir ve taltifleri vb.

Teneffüs saatlerinde yolu okul bahçesinin yanından geçen yolcu, öğretmenlere acır. “Evde iki çocukla baş edemiyoruz. Onlar anasının avutamadığı, babasının büyütemediklerine nasıl söz geçiriyorlar” diye şaşar kalır. Mesleğine âşık bir öğretmen için okulun bahçe ve sınıfları, çocuk cıvıltıları ile nadide bir çiçek bahçesi, eğlenceli ve şenlikli bir bayram yeri olduğunu nereden bilsin, yolcu? 

Bana en sıkıcı gelen kurumların başında mahkemeler ve karakollar gelirdi. Her ikisinde de asık suratlı görevliler, koridor ya da dışarıda, duvar diplerinde bekleşen endişeli ve tedirgin yüzler… 

Her meslek için benzer cümleler kurulabilir. İçlerinden biri, ön yargımı büyük ölçüde değiştirdi.

             Yıllar önce ilimizde Fevzi Akgün adında bir emniyet müdürümüz vardı. Fevzi Bey, karakolları, pembe kol yapacağını söylemiş, hatta yanılmıyorsam bazı binaların dış yüzünü de pembeye boyatmıştı. O yıllarda hiç yolum düşmediği için görevlilerin hizmetlerini hangi renge göre yürüttüğü konusunda fikir yürütemem.

            Ufak bir trafik kazası sonucu elimde şikâyet dilekçesiyle karakola başvurdum. Bir müdürlüğe yönlendirdiler. Müdür bey kırk yıllık dost gibi güler yüzle karşıladı. Yer gösterdi. Dilekçemi okudu. “Bu, bizim konumuz değil, İrfan Bey’e gidelim” diyerek önüme düştü. İrfan Bey de mütebessim karşıladı. Dilekçemi inceledikten sonra GOP karakoluna gitmemi önerdiler. Hatta amiri arayıp durumu anlattılar. “Hiçbir yere uğramadan doğru Yüksel Bey’e git” demeyi de unutmadılar.

            O gün işlerimi hallettim. Ertesi gün, bir teşekkür yazısı hazırlamak amacıyla müdürlüklerin ve müdürlerin adını öğrenmek için ilk karakola tekrar uğradım. Yine sıcak karşılandım. Bulunduğum yer, trafik tescil müdürlüğü, müdürü, Seyfi Ali Doğan, bir sonraki yer, trafik denetleme şube müdürlüğü, müdürü de İrfan İmat Beylermiş.

            Öğretmen odası sıcaklığındaki sohbet ortamında bir delikanlı daha oturmaktaydı. Tanıştırdılar. O da emniyet müdür vekili İsmail Ertuğrul Bey imiş.

            Adı geçenlerle tanışmam, karakollar hakkındaki ön yargımı tamamen değiştirdi. Yetkililere ayrı ayrı teşekkür ederken, yıllar önceki emniyet müdürü Fevzi Akgün’ün pembe kol hayali gerçek mi oluyor diye düşünmeden kendimi alamadım.

            Gördüğüm ilgiden ziyadesiyle memnun oldum. Darısı ülkem karakollarının tümünün başına…