YAŞLI VE ENGELLİLERİ SEVEN ÇOCUK

Merhaba Canım oğlum,

Hepimiz bir gün yaşlanacağız ve belki de çocuklarımıza muhtaç bir hayat yaşayacağız. Hayatın ilk aşamasında nasıl ki siz çocuklar anne ve babaya ihtiyaç duymaktaysa yaşlanınca da anne ve babalar da çocuklarına ihtiyaç duyabilecek hale gelebilirler. O zaman çocuklar anne ve babalarına çocukluktaki hizmetlerinin karşılığını ödemekle yükümlüdürler. Eğer genç yaşta kaza veya hastalıkla ölmezse insan zamanla yaşlanacak ve sizin gibi çocuk olacak nerede ise. Yaşlı insanları sevenlere yaşlandıkları zaman yardımcı olacak insanlar bulunur mutlaka. Ne  de olsa bu dünyanın bir adı “etme bulma dünyası” öteki adı ise “yalan dünya.”

Canım oğlum,

Yaşlı insanlar başkalarının yardımına ihtiyaç duyan insanlar olduğu kadar, engelli insanlar da çoğu zaman başkalarının yardımına ihtiyaç duymaktadırlar. İnsan belki hayata sağlam gelir ama, insanlar hiç ummadıkları zamanda hastalık veya kaza sonucunda sakat kalabilirler ki, sağlam zamanlarında küçümsedikleri engellilerden belki de daha çok başkalarına muhtaç hale gelebilirler. Bu yüzden engellileri sevmek, yaşlılara hürmet göstermek erdemli ve sağlam insanların işidir.

Canım oğlum,

Yolda, okulda işitemeyen, konuşamayan, göremeyen insanlara rastlayacaksın. Bu insanlar aslında sadece kulakları duymayan, gözleri görmeyen ve  yürüyemeyen insanlardır. Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör, duymak istemeyen kadar sağır olamaz. Gerçek sağırlık duymak istemeyen, görmek istemeyen ve kendilerini hayatın gerçekleri ile yüzleştirmek istemeyen insanlardır. Bu yüzden hayatta engellilik kavramını çok iyi anlaman ve  gerçek engelli insanın kim olduğunu iyi algılayarak  ona göre davranman ve çevreni de ona göre davranması konusunda uyarman gerekmektedir.

Canım oğlum,

Yaşlı insan da yaşları öyle 70 veya 80'e gelmiş insanlar değildir. Aslında yaşlı insan ruhu ile yaşlanmış  olanlardır. Derler ki “Herkes hissettiği yaştadır.” Bazen 70 veya 80 yaşında insanlara rastlarız ve bu insanlar her zaman temiz ve dinamik insanlardır. Bu insanların gençliklerine ve hayatlarının geçmiş dönemlerine baktığımız zaman her zaman temiz giymeyi, şık giymeyi ve insanlara her zaman sevgi göstermeyi  hayatlarının gayesi olarak benimsediklerini görmekteyiz. Sen de, senin yaşındaki arkadaşların da aynı felsefe ile hayatı benimserlerse hayat onlara her zaman arzuladıklarını verecektir. Hayat aslında, bizim hayata verdiklerimizi biraz daha güzelleştirerek bize verir.

Canım oğlum,

Bir öğretmenin bir köye tayini çıkmış. Yol üzerinde evi bulunan bilge insana uğramış. “Tayinim çıkan köyün insanı nasıldır?” demiş. Bilge adam “Geldiğin köy nasıldı?” Öğretmen başlamış anlatmaya “Adamlar sabahtan akşama kadar dedikodu yapardı, namus, haysiyet  yoktu.” Bunun üzerine bilge adam gülümseyerek öğretmenin sırtını sıvazlamış ve “Var git evladım, geldiğin yer gibidir gittiğin yer” demiş.

Seneler sonra öğretmenin tayini çıkmış gene. Bilge adama gene uğramış. Bilge adama gene sormuş “Tayin olduğum yerde insanlar nasıl?” Bilge gene aynı soruyu sormuş, “Geldiğin yerde insanlar nasıldı?" Öğretmen bu sefer “İnsanlar çok tatlı dilli, güler yüzlü ve sevgi ile doluydu. “Bu sefer Bilge eskisinden daha samimi gülümsemiş ve “Var git evladım, gittiğin yer de geldiğin yerden daha güler yüzlü tatlı dilli insanlar göreceksin." demiş. Yani hayata bakış açımız insanları nasıl değerlendirdiğimizi gösterir.

Canım oğlum,

Hayata bakış açımız bizlerin mutlu ya da mutsuz olmasına sebep olur. Hayata nasıl bakarsak o kadar mutlu oluruz .

Bak sana bir hikaye daha anlatacağım.

Bir Nisan günü nasılsa bir hapishanenin bahçesine yağmur yağmış. O sırada pencereden bahçeye bakan iki mahkumdan birisi yerlere bakmış demiş ki “Her yer çamur oldu. Yarın avluda nasıl dolaşacağız?“ İkinci mahkum hayatı her şartta seven insanmış. Bakışlarını gökyüzüne çevirmiş. “Tanrıya şükürler olsun ki, mis gibi hava var, bak gökyüzüne gökkuşağı da ne güzel renk katmakta havaya” demiş. Yani her şeyde olumlu düşünmeye çabalanmak hayatımıza renk katacak, hayatı sevmemize vesile olacak.

Canım oğlum,

Hayata olumlu bakmak ve yaşlıyı engelliyi, kadını sevmek, onları korumak ve tabii ki de bunu yaparken aşırıya kaçmamak bizlere hayatta her zaman mutluluklar katacaktır. Hayatı gerçekten de seven insan hayata olumlu bakar. Olumlu düşünmek her zaman hem mutlu olmamızı sağlar ve aynı zamanda uzun yaşayan insanları gözlemlersen onların da hayatlarına yediklerine, giydiklerine ve konuştuklarına dikkat ettiklerini görürsün. İşte bu onların daha huzurlu uzun yaşamasına sebep olur. Hayatta mutlu olmanın formülü bu kadar basit işte.

Canım oğlum,

İnsanlar yaşlı ve engelliyi severse, kendilerinin yaşlı ve engelli olmadıkları için hayatta daha olumlu bakarak mutlulukları artar. Sanıldığı kadar insanları küçümsemek ve onları aşağılamak insana mutluluk vermez. Ben insanlara faydalı oldukça mutlu hissederim kendimi. Başkalarını küçümseyen insanlar, başkalarını hep küçük görmek isterler. Onların küçük olmadığını görünce mutsuzlukları artar. Mutsuz insanları yüzlerine baktığımız zaman hemen anlayabiliriz. Suratları asık, konuşmaları kaba saba, hayattan bıkmış halleri vardır. Bunlar hayat boyunca kaybeden insanlardır. O kadar kötümserdirler ki, bunun farkına bile varamazlar. Atalarımız boşuna “Tatlı dil, güler yüz yılanı bile deliğinden çıkarır” dememişler. Bunu hepimiz anlamak zorundayız.

Canım oğlum,

Ben ülkelerin gelişmişliklerini her zaman yaşlı ve engellilere verilen sosyal haklar ve ekonomik hakları ile  değerlendirmekteyim. Bir toplum eğer yaşlı ve engellisini severse, devlet onlara mali haklarını verirse, toplum da yaşlı ve engellilerin en azından sağlamlar kadar rahat yaşamasına zemin hazırlarsa o toplumu artık hiçbir güç yıkamaz. Bizlerin yaşlı ve engelliyi seven tutumunu Avrupa ülkelerinde her zaman görmemiz mümkün olmamakta, yaşlı ve engellilerin yalnızlığı, çokluğu ve onlara verilemeyen sevgi noksanlığı Avrupa’yı korkutmakta.

Canım oğlum,

Çevremizdeki insanlara ne kadar sevgi verirsek , onlardan da o kadar sevgi alırız. Yaşlı ve engelliyi de ne kadar sever ve onların hayatını kolaylaştırmaya ne kadar gayret edersek, belki onlar bunun karşılığını veremese de hayat başka yollardan bu  güzel duygu, düşünce ve davranışlarımızı belki hemen değil ama yıllar sonra da verecektir. Bundan emin olabilirsin. Ben 40 yılı aşkın tecrübelerimle bunu sana anlatmaktayım işte.

Canım oğlum,

Bizler hep ileriyi görmek ve çevremizdeki insanlardan ibret, ders ve hayata lazım olan tecrübeyi iyi almak ve hayatımızı kolaylaştırmak, siz gelecek nesillere de hayatlarının nasıl kolaylaşacağı konusunda sözle, bu mektuplarla yazı ile anlatmak zorundayız. ”Söz uçar yazı kalır." diyen atalarımıza  uyarak sana mektuplar yazmaya devam edeceğim.

Gözlerinden öperim.

Baban.