HATASIZ KUL OLMAZ

İnsanoğlu hayat boyu bin bir hengâmenin içinde bocalayıp durur. Yaratılışındaki güzellikleri zaman zaman unutur, şeytani vasıflara bürünür. O an ne yaptığını, nasıl davranacağını pek bilmez. Dünyevi ihtiraslarala etrafını yakıp yıkar. İnsanları kırara. Haram helel demez. Hak hukuk gözetmez. Devlet malı millet malı diyip bir an olsun kendini hesaba çekmez.

Bu hayatın sürekli olduğunu sanır. Saltanatı ve menfaatlerini korumak için başka dostlar bulur. Aynı kızgın ateşin içine arkadaşlarını da çeker.  Gün gelir ölüm dize vurduğunda aklı başına gelir gelmesine de, iş işten geçmiştir. Atı alan üsküdarı geçniştir. Boğazından geçen haram lokmalar, vücudunu sıkar, bedeni zangır zangır titrer. Hakkını hukukunu yediği insanların her biri bir zebani olur, üstüne çullanır. Artık kurtuluş yoktur.

Hele kabre girip de yattığı yerin cehennem çukurlarından bir çukur olduğunu anlayınca; “Ne olur bir kere daha dirileyim. Yeniden bir hayat yaşayım. Bütün hatalarımı telefi edeyim!” diye yalvarır durur. Beyhude yalvarmadır bütün bunlar…

Sana, gerçek dostların ikaz etmediler mi?

Senin için yaptıklarının hata olduğunu söylemediler mi? Hatta sana yaptıklarının hata olduğunu söyleyenleri, sen tehdit etmedin mi?

Ettin! Öyleyse…

Bırak bu boş lakırtıları, diyeceklerdir birileri… Ölmeden evvel ölmeliydiniz, bütün hatalarınızı affettirmeliydiniz, dostlarınızı kaybetmemeliydiniz.

“Dost acı söyler, fakat doğru söyler” düsturunu unutmayaydınız, asla bu duruma düşmezdiniz. Diyeceklerdir.

Evet, hatasız kul olmaz. Hatasızlık ancak ve Allah’a mahsustur. Çünkü O EL-KUDDÛS’tür. (C.C). “Her türlü noksanlılardan uzak, hatadan, gafletten berî, eksiklikleri hiç olmayan, pek temiz, pek makbul”

Şunu asla unutmayalım ki yaratılmışların hepsi her zaman mutlaka bir şeye muhtaçtır. Bir halimiz diğer halimizi tutmaz. Sıcaktan, soğuktan, kardan, tipiden, rüzgârdan, fırtınadan, yağmurdan, selden, ateşten, dumandan etkileniriz. Dert, tasa, gam, keder, sevinç ve hüzün bizim için değil midir?

Evet, bizim içindir. Öyleyse birbirimizi affetmesini bilmeliyiz.

Bu avf; toplumun, milletin ve devletin haklarını kapsamaz.

O hak herkese aittir. Bir kimse bulunduğu yerde devleti, milleti dolandırır, makamını maddi menfaat sağlamak için kullanırsa, o doğrudan doğruya yolsuzluğa, ahlaksızlığa çıkar. Eğer çevrenizde bu tür insan varsa ve bunların yaptıklarını biliyorsanız teşhir ediniz. Teşhir ediniz ki bu sülükler milletin, devletin kanını emmesinler.

Sahi, siz hiç dostunuzdan, yaptığınız hatalardan dolayı özür dilediniz mi?

Hatasız kul olmadığı gibi hatalarından dolayı özür dilemesini bilmeyen de insan olmaz.

                                                                                                          Mehmet Emin ULU