Entegre Olmuş Sömürge Düzeni

Türkiye’nin dünyaya entegre olduğunu övünerek anlatan Başbakanın farkında olmadığı, “Dünya ekonomisine entegre olmaktan daha önemlisi, bu entegrasyondan dolayı ülke çıkarlarının ne oranda korunduğu ve halkın refahına ne kadar yansıdığı” meselesidir. Türk ekonomisi zaten 1980’den sonra dünya ekonomisine entegre olmuş ve sömürge düzeni de kurulmuştu.

            Özelleştirme adı altında devletin gelir getiren bütün yatırımları ‘zarar ediyor’ diye yabancılara ve kendilerine en yakın iş adamlarına maliyetlerinin çok altında satıldı. Ülke dışarıdan ithal edilen malların cenneti haline getirildi. Yerli üretim durdu. Ayakkabısından tutunda parfümerine kadar her yer Çin malı ile doldu. İthalat ilk defa AKP iktidarı dönemin de ihracatı %80 oranında geçti. Bu nedenle de cari açık arttı.100 TL’lik mal ihraç edildiyse bunun 80 TL’si ithal edildi. Gerçek ihracat ise %20 de kaldı. Dünya tarihinde ithalat yoluyla ihracat yapıp kalkınan bir ülke görülmemiştir. Takip edilen bu yanlış ekonomi politikası yüzünden iş yerleri birer birer kapanıp insanlar işsiz kaldı. İşsiz sayısı sürekli artıyor. İşsizler ordusuna yenileri katılıyor. Bu nedenle fakirleşme oranı da artıyor.

            Avrupa’nın 64 ülkesi içinde 12 milyon yoksulu ile Türkiye birinci sırada bulunuyor. Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün önceki gün açıklanan araştırmasına göre “Türkiye yolsuzluk yapılan ülkeler sıralamasında 11 basamak birden yükselerek” 53’üncü sıradan 64’üncü sıraya çıktı. Asgari ücretin 895 TL olduğu ülkede Türk-İş’in yaptığı araştırmaya göre açlık sınırı 1225 TL ve yoksulluk sınırı 3990 TL’yi geçmiş durumda.Bir kişinin yaşam maliyeti 1448 liradır. 4 kişilik bir aile nasıl geçinecektir? Mucize olması gerekir. Ülkenin %70’i fakirdir. Yolsuzlukta ve yoksullukta dünya lideriyiz.

            Ülkede israf, lüks düşkünlüğü, şatafat, gösteriş, kibir ve şaşa almış başını gidiyor. Dünyanın alay konusu haline geldik. Dünya basını hep bizim yolsuzluğumuzdan ve Türk halkının soyulduğundan bahsediyor. Bizimkiler ise, “Bizim ileri gitmemizi istemiyorlar, bunlar paralellerin işi” deyip işin içinden çıkmaya uğraşıyorlar.

            ‘İnsaf artık’ diyecek noktaya geldik. Halk, “hep iyiyiz, daha iyiye gidiyoruz…” diyerek sürekli kandırılıyor. O halde neden bu sefaleti hep emekli ve çalışan garibanlar çekiyor. Namuslu insanlar cezalandırılıyor. Hırsızlar, yüzsüzler dalkavuklar ve yalakalar mükâfatlandırılıyor.

            Türkiye’de vergiler herkesten eşit oranda alınıyor. Ayırım yapmadan, zenginden de, fakirden de aynı oranda alınarak. Hâlbuki vergi dolaylı yoldan değil de doğrudan alınsa bu adaletsizlik ortadan kalkar.

            Devlet vergiyi esas olarak servet sahibinden (zenginden) değil vatandaşın ‘tüketiminden’ alıyor. Verginin %70’le büyük bölümünü KDV, ÖTV gibi adlar altında tüketimden alan dolaylı vergilerle bütçesini finanse ediyor.

            Bu ülkede soygun bir ekonomi düzeni var sanki… Pırlanta, kıymetli maden v.s gibi lüks mallarında KDV sıfır, halkın temel maddesi yiyeceklerde %8 ve üzerinde. Çünkü bu lüks malların ithalatını ‘ÜST AKIL’ sahiplerinin çocukları ve yandaşları yapıyor.

            Emekliyi %3’lük zamlara mahkûm edenler, 2015 bütçesinde milletvekillerine emeklilerin maaşları kadar zam yapıyorlar. Vekil maaşları % 7 oranında, emekli vekilin aylığına da %9,5 oranında zam var. Meclisteki milletvekillerinin 400'ü aynı zamanda emekli aylığı alıyor. Bunların emekli aylıklarından kesinti de yapılmıyor. Hâlbuki emekli olup da başka bir işte çalışan emeklilerin emekli aylıklarından %15 oranında kesinti yapılıyor.Çalışanların enflasyon farkları da ödenmedi. Bu haksızlık değil de nedir? Kendi çıkarları söz konusu olduğunda kaynaklar bol ama “kaynak yok, bütçe açık verir” gibi sözlerle emekliyi, asgari ücretliyi ve çalışanları kandırıyorlar. Bize de sadaka zammı reva görüyorlar. Bir de “Hak’tan yanayız, hizmet için varız, Hz. Ömer gibi davranıyoruz. Hz. Muhammed gibi bir hurma ile yetiniriz.”sözleriyle halkın dini duygularını sömürmekten de geri durmuyorlar.

            Soruyorum size?

            Allah korkusu olan kul hakkı yer mi?

            İleri demokrasi, ileri demokrasi diye övünüyorlar. Nerede demokrasi?

            Dört bakan yolsuzluktan, rüşvet almaktan ve para aklamakta dolayı yüce divanda yargılanmaları gerekirken bunlar mahkeme kararlarıyla koruma altına alınıyor. Bunlar hakkında haber yapmak yasaklanıyor. Maden ocağında toprak altında kalan işçinin babasının ayağında yırtık ayakkabı varken, eski ekonomi bakanı Zafer Çağlayan’ın 10 000 dolarlık ayakkabı giymesi,750 bin liralık saat takması mı, ileri demokrasi ?

            Tünelin ucu göründü. Ülkede üretim durdu. Halkın %70 bankalara borçlu. Ay sonunu getiremiyor. Maliye her sene vergi affı çıkarıyor. Yine de tahsilât yapamıyor. Bütçe açık veriyor. İthalat ve ihracat rakamları eşitlenemiyor. Cari açık gittikçe büyüyor. Zengin ve fakir ayırımı yapılıyor. Bunun en güzel örneği bedelli askerlik. Başbakan da, Cumhurbaşkanı da bir ay öncesinde ‘bedelli askerlik yok’ demişlerdi. Şimdi ise tersini yaptılar. Çünkü seçim yakın. Para lazım. AK-SARAY para diyor. Çözüm: bindir vergileri halkın üzerine, bundan kolayı var mı?

            Kurulmuş bir sömürü ekonomi düzeni var. Kime entegre edilmiş onu da anlamış değilim. Tıkır tıkır işliyor. İster siz buna sömürge düzeni deyin, isterse adil düzen, isterse dar-ül harp deyin ne derseniz deyin; bu ülkenin nasıl yönetildiğini ben şahsen anlamış değilim.

            Deve’ye sormuşlar niye boynun eğri.

            O da “nerem doğru ki?” diye cevap vermiş.

            Allah vatandaşımıza sabır, bizi yönetenlere de akıl ve fikir versin?

 

            “Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.”