Mazeretlere Sığınılmayan Dostluk

Sevgili Dostum,

Güzel bir dostlukta, dostlar mazeretlere sığınmadıkları gibi bir birlerine karşı son derece açık ve dürüst olurlar. Onlara göre mazeret yoktur. Onlara göre sorunlar varsa çözüm yolları vardır. Değişik çözüm yollarından bir veya birkaç tanesi onların sorunlarına çözüm olur. Dostlar birbirlerini baştan savmak için değil, birbirlerinin sorunlarını en kısa zamanda en az maliyetle çözmekle sorumludurlar. Baştan savma kesinlikle yoktur. Onlara göre baştan savmak basit insanların işidir.

Can dostum,

İşte bu yüzden bizler de mazeretlere değil, bizi mutlu edecek şeylere yönelirsek hem bizler mutlu oluruz, hem de çevremize mutluluk saçarız.

Canım dostum,

Hayatta o kadar insana rastladım ki, sana yardım edeceğiz diyerek baştan savdılar. Bizlerin işlerine yardım etmediler. Sonra bizler aynı sorunu başka yoldan çözüme kavuşturduğumuz zaman bu çözümü kendilerine mal etme yüzsüzlüğünü bile gösterdiler. Tanrı böyle dostlardan korusun insanı. Abi dostluk mu sence?  Ben hayatta böyle dostlara çok rastladım. Baştan savıp ilerde “Ben onu çok severim“ diyen insanlara rastlayınca ben yolumu bile değişirim.

Canım dostum,

Bu tür mazeretlere sığınarak, senin işini yapmayan, yapmamak için direnen ama sonuçta yapıldığını gördüğü zaman da sahiplenen insanları ben ölü soyuculardan farklı göremem. Sen adamın işi olmasın, adam sürünsün diye onu başından savıyorsun, bir de bakıyorsun ki adam başka yoldan işini halletmiş. “Kusura bakma ben yapamadım (Kasten yapmadım, seni ciddiye almadım, önemsemedim, küçümsedim demek ister aslında) ama başkası yapmış, hayırlı olsun“ diyecek yerde, başkasının başarısının üstüne atlamak inan benim veya senin de yapamayacağın iş.

Sevgili dostum,

Çözüm üretmek için meselelerin içine dalan insanı, çalışan insanı, hakiki manada milliyetçi olan yani çözümün bir parçası olanları, kendisi bir işi tek başına becerebilecek haldeyken, başkalarından yardım isteyen insanlar hiç istemezler. Bunu ben yaşayarak 40 yıllık tecrübelerimle gördüm.

Can dostum,

Ben isminin önünde unvan olanlara mevki ve makam sahiplerine büyük insan muamelesi yapmam. Büyük insan mevki ve makamı ne olursa olsun, ünvanı ne olursa olsun, karşısındaki insana gereken değeri veren, ona saygı ve sevgide kusur etmeyen, ona gereken ikram ve değeri veren insandır. O yüzden imkansızlıklara rağmen başarılı olan, zoru başaran, engelleri bir bir aşanlara her zamana muhabbet beslerim. İnsanın karşısındaki insana verdiği değer ve işini gerçek manada güzelce gücü yettiği gibi adil şekilde yapması benim gözüme girmesine yeter. Bu senin için de geçerli bir şey. Sana bu yüzden sevgim ve saygım var.

Can dostum,

Hayatta insanların çoklarının mazeretlere sığındığını, çözüme kavuşacak küçük meseleleri bile yapıyormuş gibi davranarak yapmadıklarını, insanların kendilerine yalvarmaları, bir şey istemeleri karşısında gurura, kibir denen lanete kapıldıklarına şahit oldum. Kendilerini o kadar büyük adam görüyor ve davranışları ile adeta “Ben büyük adamım, ben büyüğüm, güç bende“ diyorlardı ki, Büyük yaratıcı zamanı geldiği zaman o küçümsedikleri insanlara muhtaç hale getirdi o insanları. Bunlara hayata şöyle bir baktığın zaman hatırlarsın. O yüzden mevki ve makamı insanları küçümseme makamı olanlara değil, sevgi ile bakan insanlara kucak açmalıyız.

Can dostum,

Dostlukta mazeretlere sığınmak yoktur dedim. İnsan her şeye her zaman yetişemeyebilir ama neden yapamadığımızı, niye yapamadığımızı o insana güzelce anlatmak, ikna etmek, bizi yanlış anlamaması, hatta yanlış anlayarak ilerde bizlere düşman olmaması bakımından önemli.

Can dostum,

Mazeretlere sığınan insanların çoğu zavallı insanlardır. Özgüveni yüksek, çalışkan ve gelişime açık olan insanlar ise zavallı olamaz ve onlar engelleri büyük görmek ve korkmak için değil, engelleri aşmak ve geleceğe güvenle bakmak için var olduklarını bilirler. Bu yüzden mazeret üreten ve insanları baştan savan insanları gördükçe onlar gözümde küçüldükçe küçülür.

Can dostum,

Dostlukların uzun ömürlü olmasını isteyen, öncelikle “mazeret yok” kuralını uygulamak zorundadır. Başarılı olmak isteyen ve dostunu hakiki manada seven insan binlerce engel olsa bile aşabilmeli. Edison’un 2000 deneyden sonra ampulü bulması gibi, insan da dostunun sorununu çözebilmek için gerekirse 2000 değil 2.000.000 denemeden de asla çekinmemeli. Ben senin çözebileceğim sorunların için defalarca girişimlerde bulunmaktan asla çekinmem. Senin de aynı şekilde davranacağına candan inanmaktayım işte.

Can dostum,

İnsan sevmediği veya ciddiye almadığı insanın işini yapmamak için mazeret yoksa bile işinin olmaması için olmadık mazeretler yaratır. Mesela bir insan bir yere naklen atanmak isterse mazeret hazırdır:  “Kadro yok.” Ama bir hatırlı insan, sevilen, etkili insan aynı şeye talip olunca “Emrin baş üstüne” der ve hemen kadrolar kurarlar. O baştan savdıkları insan ise sabreder ve zaman gelir “kadro yok“ diye mazeret uydurulan, baştan savılan insan onlardan da etkili olur. Mazeretler bazen zaman gelir insanın ayağına dolanır.

Can dostum,

İnsan hayattan sıkılır çoğu zaman. Candan, içten ve mazeret üretmeyen dostları çok olan insan bundan asla sıkılmaz. Bazen genç dostlarım çevrelerinin geniş olduğunu zannetmekteler. Halbuki geniş olduğunu zannettikleri çevreleri onların güzel, gelişmiş insanlara ulaşmalarını engelleyen birer duvar olduğunu anlayamazlar. Mazeretler ortadan kalkıp da bu duvarları görünce, duvarı aşarak baktıkları zaman o dostların ortada olmadığını görürler. Bizim çevremizin çok olması bir şey ifade etmez. Hakiki dostları bulmak asıl marifettir.

Can dostum,

Ben de zamanında çok dostum olduğunu zannettim. Onlara yazılar yazdım. Mektuplar yazdım. Şevkle heyecanla onlara ziyarete gittim. Onlar bana yardım edecek yerde mazeret üstüne mazeret ürettiler. Bizleri baştan savdılar. Zaman gelip de bizler de onları baştan savdığımız zaman zülfü yare dokundu ve bizleri gene suçladılar. Dünyanın etme bulma dünyası olduğunu o zaman anladılar. Kendilerini vazgeçilmez sanarak, bir zaman dost dedikleri insanlara mazeretler üretenler zaman gelecek ki, üstlerinde mazeret otları biten birer ceset olacaklar. Otlar mazeret tanımadan üstlerinde boy atacak onların. Atmaz mı sence?

Canım dostum,

Sana bu mektupları yazarken, sana olan sevgimden o kadar coşuyorum, o kadar coşuyorum ki, sanırım bu coşkumu sen okurken ta yüreğinde hissetmektesin. Tabii mazeretler üretmeyen, saf temiz sevgilerin, içten duyguların anlatıldığı mektuplarda yazanın heyecanı kadar okuyanın da heyecanı olur. Zaman gelir bu mektupları çocuklarımız bile okuyarak mutlu bahtiyar olurlar.

Canım dostum,

Bizler sadece mazeretlere sığınmanın, durduk yere mazeret üretmenin insana zarar verdiğini hatta yıllar sonra bile zarar vereceğini sadece hissetmekle kalmayarak, bu zararları çocuklarımıza da anlatmak ve dostluk kurmakta onlara da örnek olmak zorundayız ve hayat bizlere mazeretsiz bir dünya bırakmaz. Bizler bu dünyayı önce kendimizi değiştirerek kurarak gelecek nesillerimiz olan çocuklarımıza da öğretmen zorundayız

Mazeretsiz yarınlarda buluşmak dileğimdir.

 

Seni seven dostun.