BU VAHŞİ SENARYO NE ZAMAN VİZYONDAN KALKACAK?

         MİT’ın desteğiyle Bugün gazetesinin çıkardığı heronların düşürülmesiyle alakalı subaylar arasındaki konuşmalar, yıllardır bu ülkede sürdürülen VAHŞİ BİR Senaryonun parçasından ibarettir.

         Türk ülkesi, emperyalizm uşaklarına peşkeş çekildiği günden bugüne kadar; öldürülen, kaçırılan, uyuşturucu bataklığına atılan, fuhuş pazarlarında namusları berhava edilen; silah kaçakçılığı ve silah ticaretinin kurbanı yapılan mukaddes evlatlarımızın katillerinin kimler olduğu konusunda bize pek çok şeyi anlatıyor?

         Küçük balıkları toplumun önüne çıkararak büyük balıkları kaçırmak anlayışının yıllardır bu millete yutturulduğunu herkes biliyor…

Endişem değil, bildiğim bir gerçek; Heron Diyalogunun arkasında da daha büyük “Kara Kutular” var.

PKK ile yılardır verilen mücadelede, askerin, Jandarmanın ve polisin içinde konuşlanmış (küçük bir sayı olsa da ) bulunan ihanet odaklarının hiçbir zaman kan emmekten; emperyalizmin uşaklığını maddi çıkarları doğrultusunda yapmaktan asla geri kalmadıkları gün gibi ortada…

         1990’lı yılarda Hakkâri’de görev yapan yakınlarımdan birinin evine hainler roketatarla saldırmışlardı.

Mermi merdiven basamaklarına isabet ettiği için şimdi emekli bir polis memuru olan yakınım ve çocukları ölümden kurtulmuştu. Hâlâ elimizde roketatar mermilerin deldiği duvarların fotoğrafı var. 

         Ertesi günü yapılan polis-jandarma ve asker operasyonunda 1 500 PKK’lı Zap suyu kenarında sıkıştırılmış, hepsinin teslim alınması ya da telef edilmesi an meselesiyken; yukarıdan gelen bir emirle; operasyonun iptal edildiğini duyduklarında bütün er ve erbaşların zavallı polis memurlarının kahrolduklarını, yukarıdakilere lanet okuduklarını dinlemiştim.

       İnanmak istememiştim. Ne kadar da doğruymuş.  Şimdi duyduklarımı, bildiklerimi tek tek muhakeme ediyorum da; erlerin 10 TL aylıklarına tenezzül eden albayların, yarbayların sayısı kaç tane acaba?

         Kahraman askerlerimiz,  hainlerle çatışmaya giderken üst rütbeli komutanlardan kaçı alkol komasına girerek; sabahlara kadar kahkaha atmaktadır?

İnşallah bir gün bu kısır döngü de ortadan kalkar. En üst rütbelisinden, en alt rütbelisine varıncaya kadar kol kola, omuz omuza, gönül gönüle şehit şerbetini içmeye düğüne gider gibi giderler…

İnanıyorum o günler yakındır…

         Beyaz kadın ticaretinden, insan ticaretinden, silah kaçakçılığından, uyuşturucudan beslenen, PKK ve onun devlet içindeki,  özellikle medya içindeki uzantılarının kolu kanadı kesilmedikçe; Türkiye Cumhuriyeti bir polis ve asker devleti olmaktan çıkmayacağı gibi akan kanlar da durmaz.

 Er geç, Genel Kurmay Başkanı İçişleri Bakanlığına bağlı bir devlet memuru konumuna düşmeli;  aksi takdirde kıraldan daha kralcı geçinenlerin sayısı bu garip yapılanma içinde sayıları hiç de azalmayacaktır.

         Bugün yine hiç şüphem yoktur ki; askerin, polisin, jandarmanın ve diğer devlet birimlerinin tayin ve nakil sırasında yapılan devir-teslim eksikliklerini tamamlamak için ne kadar takla attıklarını;   göz boyamak için nelere katlandıklarını kimsenin tahmin etmesi bile mümkün değildir.

         Bu devir-teslim sırasında rütbeleri sökülmek; askeri mahkemeye verilmek, soruşturma açılmak gibi en adi ithamlarla karşı karşıya kalan alt rütbeli subay ve astsubayların kaçının canından bezdiğini, kaçının intihara kalkıştığını, kaçının ordudan sorgusuz sualsiz atıldığını bilmeyen mi kaldı…

         Bu memlekette “Bir Bilen” diye göklere çıkarılan; “Altı kere şapkasını alıp yedi kere geldiğini söyleyen” zat-ı muhteremin gerçek hatıralarını bu millet, sabırsızlıkla bekliyor…

         Orada 28 Şubat’ta Çankaya’da konuşulanların hepsi olmalı ki… Olmalı ki bu milleti idare etmek isteyenlerin; milletle, milletin değerleriyle ne denli alay ettikleri ortaya çıksın…

         Başörtülü anaları-bacıları, nineleri Orduevine sokmayan bir teşkilatın bu milletin ne kadar başının üstünde yeri olduğunu düşünmenin sırası gelmedi mi?

         Türk Ordusu, Peygamber Ocağıdır(!)

Şimdi, O Peygamber Ocağından geriye ne kalmıştır?

İman kaleleri bir bir yıkılmıştır. İmanın ve inancın olmadığı yerde; kaçakçılık uzantılarının,  PKK uzantılarının, fuhuş pazarlarındaki kadınlarımızın, kızlarımızın namuslarını berhava eden aşağılık kişilerin uzantılarının olması son derece tabiidir.  

Malum medyada bu tür uzantıların, çetelerin bulunduğunu sağır sultanlar bile duydu.

Fakat asıl sıkıntı olan devlet denetimindeki kurumlarda, hele polis teşkilatında; hele jandarmada,  hele askerin içinde yüz binde birinin dahi böyle bir sapık döngünün içinde olması insanın tüylerini diken diken ediyor… 

         Türk Ordusu, elbette milletin ordusudur. Elbette başımızın tacı, ruhumuzun ilacı, gönül kalelerimizin yükselen burcudur.

Onun karargâhlarındaki her er, her subay kutsaldır.

         Fakat bu büyük gücünün içindeki kirli çamaşırlar; hele Albaylar, hele yarbaylar,  hele generaller kaldırılıp atılmazsa inanın yüreğimiz daha çok yanacak…

         Bu vahşi senaryo bugün Hakkâri’de olduğu gibi vişne vizyonda kalacak…

         Biz Vahşi Senaryo’yu kim vizyondan kaldırırsa; onun bu milletin Gerçek Kahramanı olacağı inancındayız.

         Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Şehitlerimizi rahmet bulutları kuşatsın…