ÖRNEK DOSTLUK

Sevgili Dostum,

Seninle ilk tanıştığımız günü hatırlamaktayım. Seninle bir rahatsızlığımızdan dolayı, bir rehabilitasyon merkezine davet ettikleri zaman tanışmıştık. Sıra beklerken konuşmuş ve sohbet etmiştik. Aynı üniversitenin farklı fakültelerinden mezun olduğumuzu anladığımız zaman dost olmaya karar vermiş, ama farklı şehirlerde olmamızdan dolayı mektuplaşmaya karar vermiştik. Bunu da başaracağımıza emindik.

Can dostum,

Bu konuşmamızdan sonra bizleri hangi özelliklerimiz dost yapmıştı? Bunu düşündüm uzun uzun. Bu mektubumda güzel, örnek dostluk kurmamızın sebeplerini paylaşmak istemekteyim seninle.

Can dost,

Seninle konuşurken, senle dost olmaya iyi niyetli olarak karar vermiştim. Ancak bu kararımı verirken senin de aynı iyi niyetle benimle dost olmak istediğini de anlamıştım. Samimi ve örnek dostlukta her zaman iyi niyetin ilk şart olduğuna inandığımdan dolayı da, samimiyetlerimiz bu dostluğun temel taşı olmuştur.

Can dostum,

Bu dostlukta bunları sana yazarak, “kızım sana söylerim, gelinim sen anla” misali herkesin okuması ve faydalanması için yazmak ve eğer imkan olursa gelecek nesillere “Söz uçar, yazı kalır” misali anlatmak istedim. Sana yazdığım mektuplar “edebi mektup” olsun diye, edeple nezaketle bunu yazmaktayım.

Can dost,

Tesadüfen bir yerde karşılaşan insanlar, birbirine iyi niyetle yaklaşmazsa, nezaketen orada konuşur ve konuşma, toplantı bittikten sonra da sona erer ve insanlar yeniden karşılaş salar selam bile vermezler birbirlerine. Çünkü arada iyi niyet olmadan, sadece laf ola beri gele diye konuşmuşlardır. Benim senle tanışmamdaki konuşmamız ise ikimizin de ileriye yönelik dostluk kurma niyetinden oldu. Bunu sadece ben değil, ikimiz başardık.

Can dostum,

Toplantıdan sonra, iyi niyetle ben sana mektup yazdım. Kendimi sevdiğim şeyleri anlattım. Sen bana cevap yazdın, sevdiğin şeylerden bahsettin. Zamanla bu dostlukta, ortak noktalarımızın çok olduğunu anladık ve bu dostluk halkasına o rehabilitasyon merkezindeki toplantılarda olanları da katmak istememize rağmen onların böyle toplantılara katılma niyetlerinin olmadığını gördük ve biz ikimiz dostluğu devam ettirmeye karar verdik. Sonunda “örnek dostluk” doğmuş oldu. Anladık ki arkadaşlıkta “iyi niyet” olmayınca hiçbir şey de olmaz.

Canım dostum,

Dostlukta ikinci aşama iyi niyetten sonra hakiki manada dostunu sevmen ve bu sevgiyi bakışlar, davranışlar ve gerçek manada sevgi ile gösterebilmektir. Bunun yanında saygı önemli. Senin sınırlarını bilmem ve onları aşmadan, sana karşı laubali olmadan ve hakiki manada sana saygı duyarak bu dostluğu iyi niyet, saygı ve sevgi ile “el ele büyüttük dostluğumuzu.”

Can dost,

Bunu benim kadar sen de bilmekte ve anlamaktaydın. Zamanla sen bana, ben sana geldik ve dostluğumuz daha sağlam temellere oturdu. Böylece dostluklarımız pekişmeye başladı. Her dostluk böyle olsa diye temenni etmeye başladık. Ancak herkesin de aynı iyi niyeti taşıyamayacağı ve bu sevgi ile saygı ile yoğunlaşamayacağına inanmaktayız. Dostluklar özveri ister değil mi ama?

Can dostum,

Dostlukta üçüncü şartın “kendin için istediğini dostun için de isteyecek, kendin için istemediğini dostun için de istemeyeceksin” düsturu oldu. Buna da samimi olarak inanarak, hayata geçirdiğimiz zaman dostluğumuzun daha da sağlamlaştığını görerek hayata daha çok bağlandık. Birbirimizi hayatı sevme, anlama ve diğer insanlara da yardım etme konusunda motive ettik.

Can dostum,

Bunun yanında “Karşılıklı güven” in dostlukların pekişmesinde en önemli etkenlerden birisi olduğuna da inanarak karşılıklı olarak birbirimize güven duyduk. O zaman hayata bağlılık yanında, başka insanlara örnek olmanın da sevincini yaşadık. Bu aşamada baktık ki, dostlukların pekişmesinde sağlamlaşmasındaki duygular yalnızca insanlarda ve iyi niyetle sevmesini bilen insanlarda var ve bu duyguları her insan yaşayamaz.

Can dostum,

Biliyoruz ki, senin de benim de, başka insanlarda olmayan bazı noksanlıklarımız var. Bu noksanlık bizim elimizde olmadan gelişmiş noksanlık. Biz bunu dert etmeden noksan yönlerimizle güçlü yönlerimizi karşılaştırarak bazen dezavantaj gibi görünen bu yönümüzün aslında bizlere azim verdiğini gördük. İşte bu güzel yönleri görerek, güçsüz yönlerimizi umursamama da bizlerin dostluğunun daha pekişmesine sebep oldu.  Bu da seninle benim başkalarına örnek olmamızın sevincini yaşamamıza imkan tanıdı. Umarım hayat boy bu özelliklerimizi devam ettireceğiz.

Can dostum,

Biz azimle bu dostluğu güzellikle, hep ileri götürmek istersek hayat bizlere ilerde isteyip yapamadıklarımızı da sunar. Şunu unutmamak lazım ki, iyi niyetle hep ileri gitmeye çalışmak mevki makamlara sahip olmaktan daha zevkli ve özgür yaşamamıza sebep olmakta. Bizler sadece insan olmaktan aldığımız güçle hayata bağlanırsak mevkii ve makama sahip olanlardan daha da huzurlu olabiliriz. “Azıcık aşım, sıcacık başım” diyen atalarımız boşuna bu sözü söylememişler.

Can dostum,

Bizler bu dostluğu öyle geliştirelim ki, gelecek nesillerimiz olan çocuklarımız da bu dostluğu geliştirsinler ve hayata tutunsunlar. Bence çocuklara mal ve servet yığmak yerine, onları bir meslek eğitiminden geçmelerinin yanında, dostluk kurmanın, girişken ve aktif insan olmanın, iletişimi sağlam kuran insanlar olarak hayata armağan etmenin, servet yığmaktan daha önemli olduğuna inanmaktayım.  Çocuklarımızı servetin kölesi yapmaktansa, bilgi ve sevginin efendisi yapmamız her zaman daha erdemlidir bence.

Can dostum,

Derler ki, yeni dostlar bulmak kolay, dostlukları devam ettirmek ve “örnek dostluk”lar kurmak zordur. Bu zor ise karşılıklı iyi niyet,  birimiz kendimiz için istediğimizi karşımızdaki insan içinde isteyerek, güven duygusu ile sevgi ile saygı ile bizlere kolay oldu. Bu kolaylıklar her zaman bizlere güç verdi. Kuvvet verdi. Bunları yazılı hale getirerek gelecek nesillere bırakmak da bizlerin güzellikleri olmalıdır.

Can dostum,

Hayat her şeye rağmen devam etmekte ve dostlukları sağlam dostluklara dönüştürenler, servet ve mevkii sahibi olmasalar da hayat ve insanlar onlara gülümseyeceklerdir. Sen de, ben de bunun bilincinde olarak hayata her zaman güzelliklerle bakmaya devam etmeliyiz. O zaman zor denen şeyin aslında insanların gözünde zorlaştırdıkları kolay şeyler olduklarını görürüz.

Sevgili kardeşim,

 

İlk tanıştığımız zaman  verdiğimiz sözler, sevgiler, hayatta her zaman bizlere güç, kuvvet ve hayat vermeye devam ederse, bizler “örnek dostluk”lar ile “yaşamanın”, “noksanlıklarımıza rağmen  yaşamanın”  sevincini yaşamaya devam etmek zorundayız. Çünkü hayat her şeye rağmen devam etmekte. Bizler “örnek dostluk”larla bu hayat yolculuğuna devam edersek, bu yolculuk sıkıntı veren değil, can veren, yaşama sevinci veren bir yolculuk olacaktır bizlere.