Maaşlarına zammın yanında bir de villa istiyorlar!

Bütçe görüşmelerini izledim. İşçiden, emekliden, asgari ücretliden, çalışandan ve fakir ve fukaradan hiç konuşan olmadı. Niye olsun ki? Adamların her şeyi tıkırında… Kendi çıkarlarını düşünmekten başka dertleri yok. Bülent Arınç geçinemediklerinden dert yanıyor. Seçimlere az zaman kaldığını, bir an önce milletvekili maaşlarına zam yapılmasını istiyor.

            Emeklinin maaşına %3 zammı çok gören Bülent Bey 15.000 liralık maaşı az geliyormuş ve bu nedenle de zam istiyor. Beylere bir sekreter, bir şoför ve bir danışman yetmedi? Maaşlarının yanında vekillere yazlık villa da verilmeliymiş… 20’inci döneme kadar olan eski vekillere villa yapılmış… AKP döneminde “laf olur” diye yapılmamış…Tepkiler gelince de:

            “Laf olsa ne olur yani, 3 gün konuşurlar 4’cü gün sonra unuturlar, sonra biter.” Diyor.

            Haklı değiller mi?

            Bu halk onları on iki yıldır sırtlarında taşıyor. Halkı da bunlar çok iyi tanıyor. Halkı aptal yerine koyuyor ve kendilerini de akıllı zannediyorlar.

            50 ve 60 yıldır ilk defa çalışanların hak ettikleri maaş farkları bu iktidar döneminde verilmemiş… Hani çalışanları enflasyona ezdirmeyeceklerdi? Her maaş zammında “Para yok” deniyor. Para yok da milyarlık en son model lüks arabalar,100 milyon dolarlık uçaklar ne ile alınıyor?

            AK-SARAY’a harcanan ve Suriyelilere harcanan 4,5 milyar dolar para nereden bulundu?

            Emekliye istenen %3’lük zam için hazinede para yoktu?

            Halk, iktidar tarafından özel sektöre soyduruluyor. Örnek mi istiyorsunuz?

            Sabah gazetesi, ATV ve bu guruba mensup medyanın satışı için devlet bankalarından çekilen 1,1 milyar TL’lik özel kredi ile başka bir iş adamı için Emlakbank’tan çekilen 450 milyon TL’lik kredinin bu güne kadar ödenmediğini gazetelerden okuyoruz. Bunlar bilinenler, ya bilinmeyenler?

            Doğuda halk elektrik parası ödemiyor. Terör nedeniyle tahsilât yapılamıyor. Bunu fakir Anadolu halkının sırtına “kayıp-kaçak parası” diye yüklüyorlar. Suya yüzde yüz zam yapılıyor. Her hangi bir AKP milletvekilinin ağzından “Halk fakir, geçim zorluğu çekiyor, yapmayın bu zammı” diyen var mı? Yok. Olamaz da? Çünkü yoksulluktan besleniyorlar.

            Açlık sınırının 1225 TL, yoksulluk sınırının 3396 TL, asgari ücretin 895 TL olduğu bir ülkede; 15 000 TL maaş alan bir milletvekili utanmadan, sıkılmadan maaşına zam istiyor. Her gün ağırlaşan hayat şartları altında ezilen ve şikâyet eden bu halk da bunlara hala pirim veriyor.

            Bir söz vardır: “Her millet layık olduğu gibi yönetilir.

            Halkın durumu tam bir Temel fıkrası gibi.

             “Küçük bir kasaba ve bu kasabanın da bir dayısı varmış. Bu iri yarı çam yarması adam her gün kasabanın en büyük kahvesine gelir canının istediğine dayak atarmış. Hiç kimse de şikâyet edemez olmuş.

            Bir gün kahveye gelir; “İsmi Dursun olanlar ayağa kalksın” der; ismi Dursun olanlar ayağa kalkar ve onlara güzel bir dayak atarmış.

            Birkaç gün sonra gelir bu defa da , “İsmi İdris olanlar ayağa kalksın” dermiş. Bunlara da güzel dayak atarmış.

            Adı Dursun ve İdris olanlar iyi dayak yemişler. Diğerleri sıranın kendilerine de geleceğini düşünerek buna bir çare bulmaya çalışmışlar.

            Ne yapalım, neyleyelim derken akıllarına yakın bir kasabada yaşayan bilgili bir adamın olduğu gelmiş. Bu adamı aramışlar. Dertlerine bunun çare olacağını düşünmüşler. Birini görevlendirmişler.

            Görevli adı Temel olan bilgeyi bulmuş. Başlarından geçenleri anlatmış.

            Temel, “Bundan kolayı ne var.” demiş.

            Görevli, “Bizi bu dertten kurtarırsan ne istersen veririz.”Demiş.

            Temel ve görevli kasabaya gitmişler.

            Temel kahvede olanları bir de onların ağızlarından dinlemiş.

            Temel “çözüm şu” demiş:

            O çam yarması adam kahveye geldiğinde size “Adı Dursun olanlar ayağa kalksın dediğinde, İdris olanlar ayağa kalkacak, adı İdris olanlar dediğinde de Dursun olanlar ayağa kalkacak” der. Temel çözümü böyle bulur.

            Halkımız yıllardır fıkrada olduğu gibi sürekli enflasyon baskısı altında ezilir, aşağılanır ve ürettiği malını satamaz, insan gibi yaşamayı hak etmiyor muamelesi görür. Yine de böylelerine OYLARIYLA pirim verir. Ne derler?

            Ne ekersen onu biçersin!