Özürlü Topluma Sevgiyi Anlatan Dostluk

Özürlü Topluma Sevgiyi Anlatan Dostluk

 

Sevgili Dostum,

Bir toplumda özürlü, daha doğrusu engelli insanlara gereken değer verilmemekteyse, ki bu değer sözde değil özde olan değerdir ve o toplum özürlü ve engelli toplumdur. Engellilere  toplumumuzda verilen değere, onlara sunulan hizmetlere, onlara verilen sevginin kalitesine ve ölçüsüne bakarak sen bu toplumun engelliyi sevip sevmediğine karar ver lütfen. Ben baktığım zaman gerçek manada toplumumuzun engellileri sevdiğine inanamıyorum.

Canım dostum,

Ülkemizde bir engelliler günü, bir de engelliler haftası var. Engellilerin Kanunları var. Engellileri sevmek  için kağıt kalem üzerinde ne gerekiyorsa büyüklerimiz yapmışlar  sağ olsunlar ama   hayatta uygulamaya gelince engelliler her zaman yalnızlar, çaresizler, engellerine engel  katılmasından, küçümsenmekten demeyeyim de önemsenmemekten, sorunlarına çözüm bulamamaktan, bir devlet büyüğüne gittikleri zaman  baştan savılmaktan adeta bıkmışlardır. Bu durumda engellilere değer vermeyen topluma ben engelli toplum demekte haksız mıyım?

Canım dostum,

Engelliler devletten ve toplumdan fazla bir şey beklememekteler. Sadece adam yerine konmak ve gereken ilgi ve sevgiyi görmek istemekteler. İnsan gibi yaşamak nasıl ki senin ve benim hakkımsa onların da hakkı. Mesela güzel bir kurumda çalışacak eğitimi olduğu halde sırf engelli diye o kurumda çalışmaktan engelleniyorsa o engelliyi gerçekten seviyor mudur o toplum?  Bana söyler misin ? Sırf engelli diye çok yetenekli olduğu halde hak ettiği yede çalışmayan engelliler tanımaktayım. Onlara değil de onlara hakkını vermeyenlere acımaktayım ben sadece.

Canım dostum,

Biz toplum olarak engellileri ziyaret etmeyiz. Onlara rastladığımız zaman bizi ziyarete neden gelmediklerini sorarız. Bu sorma da onları sevdiğimizden, görmek istediğimizden değil, laf ola beri gele misali.  Bizler toplum bireyleri olarak iki veya hatta üç evimiz olsun isteriz ama engelliye bir evi çok görürüz. Miras paylaşımında engellinin hakkını yemeyi bir marifet sayarız.  Güzel bir iş istediği zaman  “işin var, çalışmayı ne edeceksin, sen yan gelip de keyfine bak” deriz. Her hareketini izler açığını yüzüne vururuz ama onun bizi eleştirmesine asla tahammül edemeyiz.  Onun bu davranışı ya yüzsüzlük ya da terbiyesizliktir. Bizi ziyarete gelmek istemesi affedilmez hatadır. Randevu vermeyiz. Başarılı olmuşsa da iki Üniversite tamamlamışsa da, sigara alkol kullanmasa da, o tehlikelidir. Çocuklarımızı torunlarımızı onlardan uzak tutmalıyız. Ola ki çocuklarımıza torunlarımıza zararları dokunur.

Canım dostum,

 Bunları anlattığım zaman, sen bana “ Kafayı mı yedin, bu toplum böyle şeyler yapmaz “ diyebilirsin. Toplumumuz ne yazık ki bunları da yapmakta. Dost isek biz dost acı söyler ama gerçeği söyler. Biz engellileri evden çıkamıyorsa evlerine, eğer evden çıkarsa da karamsarlıklara mahkum ederiz. Engellileri engelliler günlerine ve engelliler haftalarına mahkum ederiz. Kamudaki engelli kadrolarını doldurmayız ama normal kadroları çalışmayan tembel ama milliyetçi geçinenlerle doldururuz. Bu bizim değişmez politikamızdır. Çünkü biz engelli toplumuz duymayan, duymak istemeyen,  görmeyen veya görmek istemeyen, yürümeyen ya da ilerlemek istemeyen bir toplumuz. Böyle mi olmalıyız ama sen söyle?  Duyan, duyduğun anlayan duyma engellilere, bakan baktığını gören toplum görme engellilere, gelişmek ilerlemek isteyen de yürüme engellilere destek olur her zaman.

Canım dostum,

“Engelliyi seviyorum” demekle sevgi tamam olmaz. Engellileri hakikaten sevmek demek, engelleri ortadan kaldırmaya çalışmak demek. Engelliye  “İşin rahat keyfine bak” demek engelliye engel koymak demektir. Engelli sadece bir maaş istemez. Verdiği emeğin karşılığı bir maaş ister. Belki sağlam insan çalışmak istemeyebilir ama engelli çalışmak isterse onu çalışabileceği, üreteceği yerlere   yerleştirmek gerekmez mi? Ama nerede?

Can dostum,

Bu toplum her engelliyi sevmese de sevgi engellileri, yani hakiki manada sevmesini bilmeyenleri, sevgisizleri,  beyninde tembellik geni ile yaşayan düşünce engellileri sevmekte ne yazık ki. Bunu tabii ki “ Ben onları seviyorum” diyerek söylemez. Onlara hoşgörüde bulunarak, adam yerine koyarak, işlerinde yardım ederek yapar. Çünkü dili sevmese de kalbi ve beyni öylelerini sevmektedir. Neden? Çünkü onları kendisinden düşük görerek tatmin sağlarlar. Kendinden daha gelişmiş insanı sevmek tabii ki gelişmiş ve bilinçlenmiş  daha da gelişmek ve bilinçlenmek isteyen, başkalarını da her zaman geliştirmeye çalışan aydın adam işidir.

Sevgili genç dostum,

Bu topluma bir ön yargı ve hakaret değil, bu engellilere empati ile yaklaşan bir dostun bakış açısı. Engellileri gerçek manada anlamadan onların sadece hatalarını arayan bir toplumu gören  bir insan olarak toplumun bu ön yargıları bırakarak, gerçek manada engellileri sevmesini istemekteyim sadece. Ben burada demekteyim ki, engellileri gerçek manada kimse sevemese bile güzel  ve örnek dostluk kuran bizler gerçek manada engellileri severek, onları ev ve iş yerlerinde ziyaret ederek, onların işlerini kolaylaştırarak, onlara  yol göstererek, onları üzecek davranışlardan kaçınarak bunu gösterelim  derim.

Can dostum,

Biz belki ailemizi, yaşadığımız iş yerindeki insanları, daha ileri giderek toplumu değiştiremesek bile, el ele vererek ikimiz kendimizi, hatalarımızı dürüstçe yüzümüze söyleyerek değiştirebiliriz. Bunun için çaba harcarsak değişmek ve gelişmenin zor ama imkansız olmadığını da gerçek manada anlayabiliriz. O zaman hadi engellileri sevmeye diyelim.

Can dostum, sevgili Kardeşim,

Bugünden itibaren engellilerle alay eden insanlara, engellilerle alay etmenin hiç güzel şey olmadığını, engellilerin de en azından bizler kadar değerli insanlar olduklarını ve eğer isterlerse onlara  gerçek manada verimli olacak iş, çalışma ortamı hazırlamamız gerektiğini anlatalım. Belki 100 kişiden 99 kişi bizi dinlemezse bile 1 kişi dinlese, anlasa ve engellilere bakış açısını pozitif olarak değiştirse dostluğumuzun çok mesafe kat ettiğine candan inanacağım inan ben.

Canım dostum,

Bazı engelliler vardır ki, sağlamların beceremediği işleri becerir ve onca aşağılamalara rağmen, onca görmemezlikten gelinmelere rağmen, çok sağlamların başarısından daha büyük başarılara imza atarlar ve sağlamların mutlu olamayacağı kadar da mutluluk sergilerler. Çok insan da onların nasıl başardığını merak etmek yerine, onların mutlu olmasının sebebini araştırarak kendilerine uygulayarak kendileri de  mutlu olacak yerde, onların başarısını küçümsemeyi, görmemezlikten gelmeyi, hatta şevklerini kırmak için alay etmeyi seçerek seviyelerini ortaya koymaktalar. Böylelerine acımalı ve yanlış davranışlarını da onlara anlayacakları lisanla anlatmalıyız.

Sevgili dostum,

Senle dostluk kurmak, seninle beraber olmak, sana mektup yazmak bana büyük zevk vermekte. Dostluk nasılmış senin dostluğunda gördüm ben. Dostluğun inana ne kadar ilaç gibi geleceğini sağlam dostlukların insanı ne kadar gençleştireceğini de gene sen de öğrendim. Umarım aynı duyguları da sen bana karşı yaşamaktasın.

Can dostum,

Sevgiyi senden öğrendim. Sanırım sevebilmeyi az çok sende benden öğrendin. Bu sevgide çıkar olmayan, saf insanlık sevgisi olan “ Yaratılanı hoş gördüm yaratandan ötürü” felsefesi yatmakta. Bu felsefe de insanları birbirine yaklaştıran, kaynaştıran bir felsefedir. İşte bunu gönülden duyan iki kişi dünyayı bile değiştirebilir. Yeter ki bilinçle sevgi ile yollarına devam etsin bu dostlar. Sen ve ben gibi, derviş Yunus gibi ,Mevlana gibi , Aşık Veysel gibi dostlukları anlayan mısralara döken ve yüzyıllarca yaşayan  insanlar gibi bizde dost olalım birbirimize, toprağa yaratana, insanlara ve güzel olan her şeye ….

Can dostum,

Bizler sadece birbirimiz sevmekle kalmamalı, engellileri ve daha geniş tanımı ile tüm insanları, iyi insanları sevmeli, insanları sadece kötü davranışlarından dolayı uyarmalıyız. Bilmem anlıyor musun?

Seni muhabbetle kucaklamaktayım.

Dostun.