ANKARA’NIN EMEKLİLERİ

            -Emekliliğinizi nasıl yaşıyorsunuz yeğenim?

            -Çalışabilecek durumunda olanlar işe gidiyor. Onlar da para kazanamıyorlar ya kahve köşelerinde sürünmekten iyi.

            -Nasıl yani?

            -Çalışanlar asgari ücret bile alamıyorlar. Yol parası, yemek parası… Ona bile yetmiyor. Tek avantajları, şu soğuk kış günlerinde vakit geçirecek sıcak bir barınak bulmalarıdır.

            -Peki çalışmayanlar?

            -Saat on ikiye doğru kahvaltı yapıyoruz. Bu, hem kahvaltı, hem öğle yemeğidir. Mevsim yaz ise bir parkta buluşuyoruz. Bim’den tanesi yirmi beş kuruşa birer tane su alıp Hüseyin’in cebinde taşıdığı oyun kâğıtlarıyla oyuna bir çöküyoruz ki akşamın nasıl olduğunu anlayamıyoruz.

            -Kış günlerlinde?

            -Kışın işimiz biraz zor, dayı. Uzaklardaki alışveriş merkezlerinin kafeleri sıcak oluyor. Altmış beşi geçenlerimiz, belediye otobüsünde parasız. Daha gençler tabanvayla oraya ulaşıp pencerelerin kenarına kara kara dizilip manzara seyrediyoruz. Orada çay bir lira yalnız günde birden fazla çay içmiyoruz. Çay kahvelerde de aynı fiyat. Hiç çay içmeyip beraberinde su getirenlerimiz de var.

            -Peki, sık aralıklarla garsonlar başınıza dikilip “Ne içersiniz!” demiyorlar mı?

            -Yok dayı. Onlar içerdeki baba parası yiyen sosyete gençlere anca yetişebiliyorlar.

            Şimdi dinledim fox tv’nin 20.12.2014 sabah kuşağında. Milletvekili maaşı, asgari ücretin Danimarka’da üç, Türkiye’de yirmi altı katıymış. Bu oran anlatmıyor mu, Avrupa emeklilerinin sahillerimizde tatil yapmasını ve de ülkemizde milletvekili seçilebilmek için adayların olağanüstü gayret göstermelerini?