Kötü alışkanlıklardan kaçınalım

İlk okulda okuyan çocukları karşına alırsın. “Çocuklar kötü alışkanlıklardan kaçınınız. Sigara, içki içmeyiniz, kumar oynamayınız, yalan söylemeyiniz, hırsızlık yapmayınız, sakın kötülük yapmayınız.” dersin. Çocuklara anlatırsın. Onlar da ellerinden geldiğince sözü tutmaya çalışırlar. Aslında çocukların ilk eğitim merkezi ve ahlakının temelinin atıldığı yer aile değil mi? Aile eğitimli bilinçli olursa çocuklarda kötü alışkanlıklar olur mu? Olursa, çocuk, arkadaşları ve çevreden yanlış davranışlar elde edinirler.

            İnsanlara kötü alışkanlıklardan uzaklaşın demek kolay da çevreyi değiştirmek, örnek davranışlı insanları bulmak o kadar zor ki. Sigara içmeyin deriz, sokakta sigara içenler, kafe önlerinde özenle dumanı çeken insanlar tıpkı bir teşhir salonu gibi. Alkol de aynı şekilde, kumar da, sokakta ağzında kötü sözle dolaşan insanlar da…

            Her menfaati kendine çevirmek için dört kelimenin üçünü yalan söyleyenler. Ticaret için akrabalarını dolandıranlar. İnanmadığı halde inanıyormuş gibi dini kullananlar. Siyaseti kendine kurtuluş yolu sayarak her türlü yollara tenezzül eden insanlara ne demeli?

            Bu kadar yanlışın içinde yaşayan çocuğa kalkıp sakın kötü alışkanlıklardan uzak dur demek ne kadar kolay? Siz olsanız bu kadar kirli ve yanlış olayların arasında nasıl doğru yolu seçip bulabilirsiniz?

            Her aile yaşam kavgasına girmiş. Ev kirası, ekmek parası, elektrik su parası, evin giderleri, çocukların eğitim parası. Aldığını harcamalarına denk getirecek ve bu ortamda yaşayacak. Bizleri yönetenler, hükümetimizi aileyi koruyucu ve kollayıcı tedbirler almazsa kötü alışkanlıklardan uzak dur demek sadece yapmacık ve kolay sözcükler seçmek boşuna bir laf.

            Sosyal bir devletin ferdi olarak yaşamak çok zor. Dünyaya bir defe geliyoruz, onurlu, saygılı ve şerefle yaşamak yaşatmak herkesin hakkıdır.

            Kötü alışkanlıklardan kurtulmanın tek bir yolu var. Herkes aynaya bakacak. Önce kılık kıyafetini sonra iç duygularını değiştirecek. İçindeki nefsine sahip çıkarak, çevresinden başlayarak değişime uğramalı. O zaman kötü alışkanlıklar yok olur. Bu davranışları da yasalarla taçlandırılırsa o zaman gerçekçi, bilimsel bir toplumun kalkınması da kolay olur.

            Zengin olan toplumda yanlışlık yapanların elinden tutulursa mumla aranır kötülükler.

            Adını bildiğimiz, kendini topluluklar arasında ve yaşamın içinde göremediğimiz bir sivil toplum kuruluşu var. Yeşilay. Yeşilay haftasını yüz kişiden kaç kişi bilir ki? Yeşilay’ın görev  ve sorumlulukları nelerdir ki? Görevliler seslerini duyuramadığı gibi insanlar da yeterince bu kuruluşa sahip çıkıp destekleyenler oldukça az. Uyuşturucuyla mücadele adını ara sıra duyar olduk ama o da yeterli değil.

            Toplumun bilinçlenmesi, gelişmesi eğitim öğretimle olur. Ekonomi seviyesinin iş alanlarının yükseltilmesi ile olunur. Kişilerin bilim ve ilimle buluşmasıyla olur. Kendine saygısı olanın topluma ve kanunlara da saygısı olur. Kendine saygısı olamayanın topluma hizmet ve saygısını nasıl bekleriz. Her birey kendine verdiği değer kadar çevresine değer verir.

            Kötü alışkanlıkları bırakın. Yalan söylemeyin, hırsızlık yapmayın, ihaleye fesat karıştırmayın, kendi çıkarlarınız için toplumun menfaatini ayaklar altına almayın, dini duygularınızı siyasi ve ticari işlere alet etmeyin, Özürlü, defolu, hileli mal satmayın kumar ve içki, sigara içmeyin. Tüm kötülüklerden uzak durun. Sözle kötülüklerden uzak durulsaydı şimdiye kadar kimse kimseyi incitmezdi. Sözde kötülüklere dur diyeceğimize hareket ve davranışlarımızla örnek olmalıyız. Her insan bir diğerinin aynası olduğunu düşünürsek, bilinçli hareket edersek, kötülüklerden ders alarak yaşarsak gelecek daha umutlu olur. Herkesin sevgi yolu açık olsun.

 

Süleyman ERKAN

 

26.12.2014