TOKAT'TA HİÇBİR ŞEY OLMUYOR (!)

Mustafa UÇURUM

 

İki kişi bir araya gelince faydalı şeyler konuşulmuyorsa konuşulanlar aşağı yukarı dedikodu mahiyetini geçmeyen sözlerdir. Özellikle Tokat gibi küçük şehirlerde bahaneler o kadar çok yer tutar ki sanırsınız dünyanın derdi gelmiş de bu şehrin başına konmuş. İş üretmeyenlerin yaptığı yegane fiil olan bahane üretmek, açık bir şeyler aramak artık alışılagelmiş bir faaliyettir. Olumluyu değil olumsuzu görmek, her şeye olumsuz bakış açısıyla yaklaşmak biraz da hasta ruhlu insanların işidir.

“Tokat’ta hiçbir şey olmuyor.” gibi bir cümleyi özellikle kendini okur yazar sayan, entelektüel kategorisine kendini zorla dahil etme mücadelesi veren kişiler kuruyor. Ne olmuyormuş Tokat’ta; Edebi, sanatsal, kültürel faaliyetler olmuyormuş. Aslında bahaneciler olmadığını söylüyor.

Hiçbir önyargıya bakmadan, ayrımsız olarak düşünecek olursak Tokat’ta neredeyse hiçbir hafta boş geçmiyor. Söyleşi, panel, konser, sergi ve daha birçok faaliyet. Tokat için bir şeyler yapmak gerek diyen kişiler bir şeyler olsun diye çırpınıp duruyor. Bahaneciler ne yapıyor peki; “Tokat’ta hiçbir şey olmuyor.” demeye devam ediyor. Çünkü olanlara da katılmıyor bu güruh.

Düzenlediğimiz programlarda her zaman kendime rehber edindiğim bir dize var Necip Fazıl’dan. Kendime uyarlayarak tabii ki;

“Son günüm olmasın çelengim top arabam.

Beni alıp götürsün tam dört inanmış adam''

Programlara imza karşılığı ya da resmi yazı ile gelip salonu dolduranlar yerine gerçekten dinlemeye gelen birkaç kişi her zaman daha değerlidir. Çünkü imza karşılığı gelenler ilk fırsatta kaçmanın planlarını yaparlar. Şu da acı bir tablodur ki zorla gelenlerin; “Bu iş gönüllülük esasına dayanır. Mecbur etmeseler seve seve gelirim.”          cümlelerine ancak acı acı gülünür. O gönüllerin neler arzuladıklarını artık biliyoruz biz.

Öğretmenler Günü’nü bir haftaya yayarak çeşitli etkinlikler düzenleyen Milli Eğitim Müdürlüğü üzerine düşen görevi fazlasıyla yaptı. Sabah yürüyüşü, kahvaltı, söyleşi, sergi, panel, mevlid, konser ve daha birçok program gerçekleştirildi. Bütün programlarda da katılımcı problemi yaşandı elbette. (Konser hariç J) Sürekli eleştiren, her şeyin altında çıkar ilişkileri arayanlar bahaneler dünyasının bir ferdi olmanın ötesine geçemediler yine.

Her zaman söylediğim bir söz var: Kitap okuyan bir öğretmen gördüğümde bu şaheser sahne karşısında hayranlığımı gizleyemiyorum. Çok doğal olması gereken bu eylem ne yazık ki binde bir karşımıza çıkıyor. Çünkü öğretmenler her şeyi bildikleri için, her şeyin en iyisinden anladıkları için onların okumaya ve dinlemeye ihtiyaçları yok. Buna ancak gülünür. Durum böyleyken artık herkes neden çocuğuna öğretmen aramaya daha çocuğu 2–3 yaşındayken başlıyor. Hangi öğretmen hangi okulda diyerek bir arayış içine giriyor. Hayat artık sıradan olan hiçbir şeye yaşam şansı tanımıyor. Herkes en iyi olanın peşinde. Kitabı sadece ders kitabı sanan öğretmenlerin devri değil bu yaşadığımız günler.

 

Bahanelerin ardında sürdürülen hayatlar, huzursuz bir ruh halinden öte bir şey bırakmaz insanın içine. Tokat’ta güzel şeyler oluyor. Hem de her alanda. Önyargıları bir kenara bırakarak olan bitene bakılırsa, güzellikleri yaşamaya çalışmakla ancak anlam kazanır şehirler. Tokat, yeni bir yıla yepyeni umutlarla giriyor. Güzel düşünelim, güzel olanın yanında olalım yeter.