İkibinli yılların küçük çeyreği hoş geldin…!

Acı tatlı gerçekleriyle, anı ve söylemleriyle bir daha geride bıraktık. Gelen yeni yıl  umarım, önce sevgi, saygı, hoşgörü ve adaletle dolu dolu gelsin. İnsanlığın bu dört özele acil ihtiyacı var diye düşünüyorum. Bu etik değerlerin olmadığı her ortamda toplum kin, nefret ve öfke ile beslenir. Böyle olunca da ülkeler ve insanları zor günler uyanırlar her sabah.

Bir vakitler ikibinli yılların özlemiyle avunurduk hep. Yetmişli, seksenli, doksanlı yıllar derken konu verdik ikibinli yıllara. Çağ atlayan tüm insani ve tomlumsal güzellikleri hayal ederdik. Atmışlı yıllarda televizyon izlemek için telesafir  olmak, Ay’a ayak basan insanları imrenerek izlemek, bir gün bizde…! Diyerek sabaha uyanmak en güzel saatler değil de neydi…?

Ömürler hızla tükenirken hayat, yaşam devam ediyor. İşte ikibinli yılları aştıkta küçük çeyreği 2015’e bile geldik. Bu doğanın kanunu, standart bir kısır döngü. Devamlılık esastır. Lakin bu kanunları da birileri zorluyorsa yine bir yerlerde yanlışlıklar ve eksiklikler var demektir.

Önceki yıllara dönüp bakmak, hatalardan ders çıkarıp, güzellikleri paylaşmak, geleceğe dair plan ve programlar yapmak en doğru olandır her insan, her toplum ve her kurum için.. Bunu yapabiliyorsak yolumu doğrudur. Geçmişte kaybettiğimiz değerlerimizi geri kazanmak azmidir bu.. İkibinli yıllar neler kaybettirdi, şimdide aratıyor bizlere. Kendimi, çevremi, sanatı, sanatçıyı, siyasileri, bilim ve ilim adamlarını ve hatta susma hakkını kullanan halkımı sorguluyorum; neleri yitirdik?

1-      Dostluklar, arkadaşlıklar kaybolurken vefasızlık ayyuka çıkmadı mı? Sevgi, saygı, ve güven duyguları toplumun ruhunu terk etmedi mi?

2-      Doymazlık, haksız kazanç merakı, paylaşımcılığın yok oluşu insanların canını acıtmıyor mu?

3-      Yeşillikleri yok eden gökdelenler ve çok katlı apartman hayatı ‘’Komşu komşunun külüne muhtaçtır…’’ özlü sözümüzü anlamsız bırakmadı mı…? Komşu bırak külünü günahını bile senden kaçırır oldu.

4-      Bayramlarımız…! Milli ve dini güzelliklerimiz. Hepsini erezyona uğrattın be ikibinli yıllar. Sevgi, saygı, gurur ve sevk, coşku mesajlarımızdı bayramlar o mesajları da artık veremez olduk.

5-      Dünyada insanlık bölünüp, parçalanırken, ırkçılık, dinsel yanlışlıklar kol gezerken, bu çirkinliklerden de en çok çocuklar nasibini alıyorsa sen niçin geldin ikibinli yıl…!

6-      Küçük çeyreğine girdiğimiz bu günlerde cadı kazanı gibi kaynatılan dünya, güzel ülkemi ve güzel insanlarımı da ateş çemberi içinde tutuyor. Tüm bunlar yetmiyor gibi depremler, seller, ve maden ocağı afetleri ile ne istiyorsun ki bizden ikibinli yıllar…

Lakin azda olsa bazen güzel şeylerde yaşattın insanlığa ve benim insanıma.

7-      telesafirlikleri bitirdin. Her eve televizyon öte artık bilgisayarlar girdi. Bir dokunuşla dünyayı izleme, dinleme, haber alma gibi büyük bür şansı yakaladı çocuklarımız.

8-      ‘’Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar…’’ evlerimizi, iş yerlerimizi, çocuklarımızı, tüm yaşam koşullarımızı esir alsa da herkes hayatından memnun. Konuşma özürlü olduk o kadar.

9-      Ulaşım, iletişim sorunları böylelikle aşıldı. Yollarımız, köprülerimiz eski adlarıyla hanlarımız, kervansaraylarımız yükseliyor kentlerimizde.

10-   Teknolojiyi saatte değiştiren acımasız ikibinli yıllar…!

Bir nesile çeğı mı atlattınız, yoksa bir nesli siz mi kaybettiniz anlayamıyorum…

Ama yine de küçük çeyreğinle hoş geldin…! Bu kez güzelliklerle, mutluluk, dostluk, hoşgörü ve adaletl dolu hediye sepetinle gel ki seni sevelim, sana inanıp gönül verelim…

Haydi göreyim seni asrın küçük çeyreği 2015…!

                Mutlu, umutlu, sağlıklı yıllar…

 

                             Esen Kalın.