MİSAFİRİNİ İYİ AĞIRLAYAN YÖNETİCİ

Sevgili yönetici dostum,

Yönetici olduğun zaman sana kimi zaman misafirler gelecektir mutlaka. Gelen misafirlerini iyi ağırlaman ve onlara değer vermen, ilerde görevi tamamladığın ve köşene çekildiğin zaman sana nasıl değer verdiklerinin bir işareti olacaktır. Çünkü hayat bir akistir. Sen hayata ne verirsen hayat da sana onu verecektir. İnsanlar da bu hayatın içinde olduğundan sen insanlara ne verirsen onlar da sana aynısını veya benzerini verecektir. Değer vermediğin insandan sana değer vermesini beklemeye hiç bir insanın hakkı olmadığı gibi senin de hakkın olamaz. Olduğunu zannedenler kendisini aldatan insanlardır.

Değerli yönetici dostum,

Pek çok yönetici, bir koltuğa sahip oldukları zaman, sonsuza kadar o koltuktan kalkmayacaklarını zannederler. Bu büyük yanılgıyı, o zaman mevki makam sarhoşluğu ile anlamasalar da, anladıkları zaman da iş işten geçmiş olur ve takvim yapraklarını geriye sarmak da mümkün olmaz. Zaman geri gelmeyecek bir servettir. Bunun bilincinde olarak sana bazı bilgiler vermenin bir dostluk görevi olduğunu da belirtmeden edemeyeceğim.

Değerli yönetici dostum,

Öyle dostlar vardır ki, ünvanları profesördür. Yani akademik kariyerde en üst basamağa gelmişlerdir. Bir idari göreve gelmeden önce bizleri yolda gördükleri zaman içten selam vererek saygılarını sunanlar, idari görevlere geldikleri zaman onları tebrik etmeye gittiğimiz zaman kapılarında beklettiler. Dostluklarının ne kadar insana değer veren dostluk olduğunu gösterdiler. Misafirlerini böyle ağırladılar. Bizler onların kapısından ayrılırken üzüldük. Bize değer vermediklerine değil, idari görev aldıkları zaman yükseldiklerini zannederek, küçüldüklerinin farkına varamadıkları için onlar adına üzüldük.

Değerli yönetici dostum, sevgili kardeşim,

Sen ki gelecekte üst basamaklara sadece idari görevlerinle değil, insani görevlerinle de yükselecek bir insan olarak benim yazacaklarımı ciddiye alacağına inanarak yazmaktayım bunları. Almasan da ziyanı yok. Ben anlatmak görevimi yapayım. Derler ki atalarımız “iyilik yap denize at, balık bilmezse halık bilir” misali olabilir ki sana anlattıklarımı sen dinlemesen de bir başka yönetici okuyarak faydalanır. Buna da sen sebep olursun. Yanı beni dinleyerek faydalanmazsan da, sana yazdıklarımı başkasının okuyarak faydalanmasına sebep olursun. Yani dinlemesen de gene insanların senden faydalanmasını sağlamış olursun. Benim sana değer vermem, Bu yazıları paylaşmam aslında okumayı seven herkese faydalı olmama sebep olmaktadır.

Değerli yönetici dostum,

Unutma ki bu dünya 46 sene tahtta bulunan Kanuni Sultan Süleyman’a bile kalmadı ki sana kalsın. “Ben 45 yıllık eğitimciyim” diyerek hava atanlara da kalmadı. Sana da bana da kalmayacak. Geride bıraktıklarımız eserler ve şahsiyetimiz kalacak. Bu yüzden de bizim anılarımızı veya anılarını yazacağı zaman bizden bahsetme imkanı ve İhtimali olan insanlar ile iyi geçinelim ki, onlar da bizi hayırla yad eden eserler yazsınlar değil mi? Ne yazık ki çok yönetici bunu ihmal ederek eli kalem tutana değil, kendisini o göreve getirene ve daha üst makamlara şirin görünmeye bakarlar. O üst makamlardakiler de güneş gibi nasıl batarlarsa ona sırtını dayayan da hem güneş gibi hem de ay gibi batacak ve karanlık köşelerinde “eyvah keşke yapmasaydım” diyecekler işte… İnanmıyorsan bir tarihe bak…

Sevgili genç yönetici dostum,

İyi yönetici, yönettiği insanlara faydalı olacağına inandığı insanlar ile tanıştığı zaman onları yönettiği insanlar ile tanıştırmanın yollarını arar. İmkanı varsa bunu yapar. Çünkü yönettiği insanlar o insandan faydalandıkları zaman ilerde onun için “Bizim bir yöneticimiz vardı. Bize faydalı olan insanlar ile bizi tanıştırır, konuşturur ve o insanlardan faydalanmamızı sağlardı. O ne kadar insan sevgisi ile dolu insandı” derler mutlaka. Bunu kimse demese bile ben seneler önce bizlere bunu yaşatan yöneticileri unutamam hiç.

Genç yönetici dostum, sevgili Kardeşim,

Bir insanı davet ettiğin zaman da, o misafirini davete ettiğin müddetçe sen refakat edeceksin. Sen refakat ettiğin zaman yönettiğin insanların gözünde “misafirine değer veren yönetici” imajın pekişecektir. Daha geniş düşünen insanlar “misafirine değer veren insan bize de değer verir” derler. Bazı insanlar “sizi davet etmeleri için emir verdim” diyerek güya misafir etmek istedikleri insanlara değer verdiklerini zannederek o davete icap ettiği zaman yanında bulunmaz ve yardımcılarını da yollamazlar. Bu ister istemez davet ettiğin misafir “beni davet etti ama kendisi gelmedi acaba beni baştan savma mı davet etti?” diye düşünmesine sebep olur. Bunlara sebep olmamak için misafirine değer vermeli yönetici.

Sevgili dostum, genç yönetici kardeşim,

“Misafirine değer veren, aydın insanları mutlaka seven, sevmekle kalmayarak onları yönettikleri insanlarla tanıştıran kaynaştıran ve “sosyal olan yönetici“ imajının pekişmesine sebep olan yönetici de unutulmayacaktır. Daha doğrusu bu imajı benim beynime nakşeden yöneticileri ben asla unutmadım.

Sevgili dostum, genç yönetici kardeşim,

Burada sana güzel mektuplar yazıyorsam her halde güzel konuşmalarım da seni etkiliyordur buluşmamızda konuşmamızda. Bu konuşmaların sadece ikimiz arasında kalmaması için senin yönetimin altında bulunan okullarda okuyan öğrencilere derneklere üye olanlara, kurduğu vakıflara gönül verenlere de anlatmamız lazım. Sana anlatınca sen hemen “davet edelim“ der davet edersin. Ama pek çok yönetici “davet edelim” der geçiştirir. Ben beni davet edeni de geçiştireni de asla unutmam, “davet edelim” deyip de davet etmeyenleri de unutmayanlar vardır mutlaka benim gibi.

Sevgili dostum, değerli genç yönetici kardeşim,

Misafirine değer vermeyen, misafirini iyi ağırlamayan veya onu baştan savanları da ilerde misafir oldukları zaman başkaları mutlaka baştan savacaklardır. Bu hayat tecrübelerini o kadar yaşadım ki, kendisine gelen misafirleri kovanları da zamanla çok değer verdikleri insanlar o makamlardan gidince yolda gördüğü zaman selam vermeyip de başlarını döndürdüklerine şahit oldum. Onların bu tutumu sanırım misafirine değer vermeyen yöneticileri kovmaktan beter etmiştir.

Sevgili Yönetici kardeşim,

Yönetimin altındaki insanlara etki bırakacak, onları daha iyi çalışmaya, okumaya, kendilerini geliştirmesine motive edecek insanları sık sık misafir ederek, onları gelişmek isteyen insanlar ile tanıştırarak, kaynaştırarak yönettiğin kurumlarda, yerlerde iz bırakacak insansın ve senden bunu beklerim. Bu tutumu sadece kendin değil, eşinden ve çocuklarından başlayarak tüm çevrene aşılaman bu güzel ülkemizin  “misafir sever bir ülke” olmasına vesile olacak mutlaka.

Değerli yönetici kardeşim,

İşte bizler misafirini seven ve değer veren insanlar olarak, buna önem vereceğiz ki gelecek nesiller de onlara aşıladığımız bu sevgi sayesinde ilerde seni, beni ve misafirini seven yöneticileri hayırla ansınlar ve hayat güzel olsun. Birbirini hakiki manada seven insanlardan oluşan toplulukların da kolayca sırtı yere gelmez. Geçmişte atalarımızın bu ülkenin yok olmasına engel olmalarının asıl sebebinin de misafir severlikleri ve vatanseverliklerinin olduğuna candan inanmaktayım. Bilgi ve sevgi ile dolu olan Misafirini seven insan vatanını daha çok sever. Bizler mevki makam sahiplerinden çok bilgi ve sevgi sahibi insanlara değer verelim ki, bu sevgi bizlere de aşılansın. Bizler de bilgi ve sevgi ile dolarak yönettiklerimiz insanlara ya da bizi sevenlere aşı yapalım ki ülkemiz bilgi ve sevgiyle dolu insanlar ile dolsun ve hayat her zaman güzellikleri bizim ona verdiğimiz gibi o da bize versin.

Değerli dostum,

İşte bundan dolayı bize değer vererek misafir emen ve yönetimin altındaki insanlar ile kaynaşmana vesile olmandan dolayı seni candan tebrik ediyorum. Sen bizi unutmadığın gibi bizde seni unutmayacağız ve yönetimin altındakilerde unutmayacak.

 

Seni sevgi ile kucaklıyorum.