ONBEŞLİLER RAHATSIZ…!

Günlerdir yazılıyor, programlar yapılıyor, ilginç senaryolar düşüyor gündemimize… Konu ney mi? Hey onbeşli onbeşli türkümüz ağıtmış… Her gün abartılı anlatımlar artık pes dedirtmeye başladı.

Tüm bu söylemlerden ‘’Meçhul asker’’ onbeşliler de artık çok rahatsız oluyorlar diye düşünüyorum.

Onlar ister Çanakkale olsun, ister Kurtuluş Savaşımız olsun severek, gülerek, eğlenerek, sevdikleriyle helalleşerek Tokat’ın taşlı yollarından vatan imdadına koşan kınalı kuzulardır.

Dönenler vardır, dönmeyenler vardır. Bilinen şu ki; bu yiğitlerin yaşadıklarını birileri arkalarından dizelere, ezgilere dökmüş. Böyle olunca da Tokat’ımızın güzel türkülerinden biri olarak sanatçıların repertuarlarında yerleri almıştır. Tokat adına sevdaların en güzelini en içten olanını sembolleştirme şansı olmuştur.

Lakin insanların çoğunun aklı günlerdir karma karışık. Bu türkümüz neden ağıt olsun ki…!

Tokat düşman işgali yaşamamış nadir illerimizdendir. Yardımlaşma, sevgi, saygı, dostluk, komşuluk ilişkilerinin en güzel yaşam biçimi olduğu bu güzel yörede; vatan, millet, bayrak sevgisiyle yavrusunu davul-zurna ile askere yolculayan Tokatlının türkü kültüründe ağıt yoktur. Ben hiç rastlamadım, duymadım. Deyişlerimiz, atışmalarımız, manilerimiz halkımızın dilinde, ozanlarımızın tellerinde yerlerini almıştır zaten.

Ben araştırmacı değilim… Tarihçi, derlemeci de değilim. Ama yöre insanımı en yaşlısından en gencine kadar tanır, onun ruhundaki engin coşkuyu, sevdayı, fırtınayı çok iyi çözen bir eğitimciyim.

Elli yılımı bu insanlarla yaşadım. Tokat’ımızın kültür güzelliklerini özümserken, Artova halay, Reşadiye türkü, Zile ozandır derim hep.

Türküler ülke insanımızın, yöre insanımızın ortak sesi, ortak nefesi ve ortak değerleridir. Her yörede ayrı çeşnilerle tadılır. Orta Anadolu’nun, Doğu Anadolu’nun bozlaklarına, maya ve hoyratlarına.., Batı Anadolu’nun zeybek ve efe türkülerine.., Trakya’nın iç hoplatan köçekçelerine kim ne diyebilir ki…!

Gurbetteki insanımız için sıla türküleri ayrı tattadır. Duymaya gör, kanın kaynar, yadeller yüreğini hoplatır. Özlem yangınını bu türkülerle söndürürsün. İşte bu güzelliklerden birisidir ‘Hey onbeşli onbeşli..’

Haftalardır insanların önüne bir zarf atıldı, etki-tepki bekleniyor… Araştırılacak onca kaybolmuş değerler varken insanların aklını karıştırmak niye ki..? anlamak mümkün değil…!

Hey onbeşli onbeşli türkümüz ağıt… mı…?

Ben de diyorum ki, Kesinlikle hayır…!

Edindiğim bilgiler ışığında, Hediye ile derin bir aşk yaşayan onbeşlilerden bir delikanlı askere gitmeden sevgilisine sevgisini anlatım şeklidir türkünün ama teması… Bir ağıt değil.

Hasret, ayrılık duygularının vatan sevgisiyle coşkuya dönüşmesinden başka bir şey değil diye bilirim ve düşünürüm hep.

En acıtan ise, Türküdeki ‘’Hediye Kadın’’ için çirkin ifadelerin kullanılması... şöyle ki Hediye’ye alınan fistanın kötü amaçlarla alındığı, Hediye’nin içki masalarının kadını olduğu, hatta onun uğruna insanların birbirini öldürdüğü yorumları ayyuka çıktı…

Bu yorumlarda, Tokat’ımızın değerlerine; en iç acıtanı da ‘Hediye’min uğruna vurun beni öldürün’ diyen onbeşli delikanlıya ihanet değil de nedir…!

Nerden çıktı bu söylemler… Bir asıra yakın söylenen bu güzel türküyü sorgulamak anlayamıyorum.

Bunları sorgulayacağımıza Sivas’a, Yozgat’a, Ordu’ya, hatta Erzincan’a kaptırdığımız türkülere sahip çıkalım.

Her yer benim ülkemin güzel şehirleri, hepsi de ortak değerlerle dolu ama yöresel özellik ve güzelliklerimizi de etik değerler ölçüsünde tartışabilelim..

O kadar üzülmüştüm ki seksen yedi yaşındaki anneme sordum. ‘Hey  onbeşli ağıt mı? Türkü mü?’ diye annem kaşlarını öfke ile çatarak ‘Kim demiş ağıt diye, Askere giden delikanlının sevdiği kıza söylediği sözler bunlar; sözlerini iyi okusunlar da anlasınlar’ dedi.

Bundan böyle buram buram memleket kokan, coşku ve sevgi üreten bu türkümüz tozlu raflara mahkum edildi. Çünkü tüm sanatçılar repertuarlarından kaldırdılar. Onbeşli türküsü ağıt mı- türkü mü..!

Bence kesinlikle türküdür..

Birileri ağır ve çok yavaş bir ezgiyle söylediği için ağıt olarak nitelendirmek yanlışların da en yanlışıdır.

‘Türkülerimizle olsun Tokat’ı duymak, bizi Tokat’ta yaşatıyordu. Şimdi o da söylenmeyecek.. Sanat dünyası da ikilemde kaldılar.

Ne yaptınız siz ya.! Kim ortaya böyle bir söz attı..! diye feryad eden çok uzaklardaki Tokat Sevdalısı dostuma,

‘Hayır…!’ dedim.

‘Hayır…! Sen Hey onbeli onbeşli’yi bildiğin gibi oku, bildiğin gibi yaşa ve yaşat… Gerisi teferruat.!’ Dedim.

 

                                                          Esen Kalın.