Okuyanı Seven ve Destekleyen Yönetici

Sevgili dostum, Genç Yönetici Kardeşim,

İşte bir mektupta gene seninle beraberiz. Sana yazmak bana mutluluk vermekte. Çünkü, temel felsefem insanlara faydalı olmak. Onlara moral vermek. Çünkü, ben seni hakiki manada sevmekteyim. Hakiki manada sevdiğimden, sana bunları anlatmaktayım. Mektuplar yazmaktayım. Belki sana anlattıklarımı anlamayanlar, bu mektupları yazdığım zaman havalandığımı(!) , belki de bu mektuplarımı kibirli (!) bulabilirler. Bunları düşündükçe, aklıma atalarımızın yıllar boyu, yüzyıllar boyu tecrübelerinden  gelerek söyledikleri ve  dar görüşlü insanların bana  karşı tavırlarına ne güzel cevap olarak görmekteyim. “ Eşeğin kuyruğunu karanlıkta kesme, kimi uzun der, kimi kısa. “ Bende artık beni dinleyene konuşmakta,  beni okuyana yazmaktayım. Kimse beni dinlemek, ya da okumak zorunda değil.  Biz kimseyi küçümsemeden sadece onlara hayat tecrübemizi anlatmaktayız. Senin gibi anlayan olduğu gibi, yöneticilik yapmayan insan, nasıl yöneticiye tavsiyede bulunur? da diyebilir. Bunu kadın olmayan insan nasıl kadınlara tavsiyede bulunur? Gibi saçma bulurum. Her bilgili insan, bilgisini herkesle paylaşmalı derim sadece.

Can dostum, sevgili yönetici Kardeşim,

Okuyan insanları sevmek, onlara tavsiyelerimi anlatmak, onlara hayatın gerçeklerini söylemek, güzel bulduğum gelişim dergileri ve kitapları anlatmak bana zevk vermekte. Şu da gerçek ki, gençlerin büyük çoğunluğu gençliğin verdiği tecrübesizlikle öğütleri, tavsiyeleri dinlemiyorlar ve verdiklerimizi çoğu insan okumuyorlar bile. Bir kız arkadaş bulan kendisini dünyanın en mutlu insanı sanmakta. Kız arkadaşta gerekli ama hayatta sadece kız arkadaşla geçmemekte. Bir toplumda yaşayan insanlar olarak iletişim kurduğumuz insanlar, iş yapacağımız kadınlar ve erkeklerde olacak. Onlarla en güzel iletişimi kurmak için tecrübelerden, gelişim dergi ve kitaplardan faydalanmak insan olarak faydalı şey. Hele iletişim senin gibi yönetici olan insanda daha öne çıkmakta. Ama iletişim demek, bir kısmı küçümseyerek, başka kısmı fazla ilgi sevgiye boğmak anlamına gelmemekte.

Canım dostum, sevgili Kardeşim,

Her insan okumayı sevmez ama sen okuyanı seven insan bulduğun zaman onları maddi ve manevi olarak desteklemeye bak. Bir kaymakam tanımıştım. Okullarda öğrencileri ziyaret etmekte, bunları gazetelere ulaştırarak paylaşmakta, okuyana ne kadar değer verdiğini ispatlamaya çalışmaktaydı. Ama aynı kaymakam ilçesinde doğmuş, kıt kaynaklarla Üniversite okumuş, kitaplar çıkarmış olan insanları o öğrencilerle tanıştırmayı akıl edememekte, o insanlar kendisine mektup yazdıkları zaman cevap vermemekte, o gibi insanlara rastladığı zaman önemsememekte ve konuşmamaktaydı. Böyle insanlara rastladığım zaman sadece acırım işte.

Can dostum sevgili Kardeşim, geleceğin büyük yöneticisi,

Okuyana ve okumak isteyeni, başarılı olmuş, okumayı seven büyükler ile tanıştır, kaynaştır. Başarılı olamayacağına inananlara, yaşadığı kasabadan çıkan insanın başarılı olamayacağına inanan veya mezun olduğu okuldan memnun olmayan okuldan mezun olunca Üniversiteyi kazanamayacağını düşünen insanlara en iyi örnek o kasabada yetişmiş insanları, o okuldan mezun olmuş, başarılara imza atmış insanları getirerek tanıştırmak, kaynaştırmak senin görevin olmalıdır. O zaman bakacaksın ki, senin söyleyerek benimsetemediğin gerçekleri, o insanlar yaşamışlıkları, canlı tarihleri ile öğrencilere anlatırlar ve onlardan etkilenerek daha da gayretli çalışanlarda çıkar önüne.

Sevili Genç Yönetici Kardeşim,

Pek çok dershane, pek çok lise, pek çok Üniversite yöneticisi, “ Biz okulda öğrenciye en güzel eğitimi vermekteyiz. Güzellikleri öğretmekteyiz” diyerek dışardan insanları öğrencileri ile tanıştırmaya sıcak bakmamaktalar veya başarılı insanları başarılarını küçümsemekteler.  Ya da sadece ünlü ve popüler insanları okullarına davet ederek, hem onlara belki de gereksiz paralar ödemekteler. Halbuki sadece bir defa değil, her zaman yönetimin altındaki insanlara faydalı olacak insanları davet ederek tanıştırmak ve kaynaştırmak lazım.

Can dostum sevgili Yönetici Kardeşim,

Recep Yazıcıoğlu gibi yakından tanıdığım bir Vali vardı zamanında yakından tanıdığımız, bu büyük insan, görev yaptığı yerde insanları yakından tanır, hiç ayırım yapmadan herkesle kucaklaşır, özellikle engelliler ve yaşlılarla, o ilin yazar, sanatçıları ile tanışır, dost olur, onları sık sık ziyaret eder, toplantılarına davet ederdi.  Halk ile kaynaşır, güzel şeyler yağan insanları mutlaka takdir ederdi. O’nu sevmeyenlerde vardı. Miskin, tembel, uyuşmuş çalışmayı sevmeyen insanlar sevmezdi mesela.  Bu Vali, görevi sona erip başka ile gittiği zaman eski görev yerindeki insanları asla unutmaz yeni görev yerindeki insanlarla, yeni görev yerindeki insanları tanıştırmaya, kaynaştırmaya bakardı. Mesela eski görev yerinde etkili bir engelliyi, yeni görev yerindeki etkili olan engelliye anlatır. “O’nunla tanışın kaynaşın, engellilere destek olun, moral verin” derdi. Sende öyle olmaya, okuyanı sevmeye bak.

Sevgili dostum, genç yönetici Kardeşim,

Zamanı gelince sende gazetelerde görünmek, yazı erbabının seni yazmasını isteyebilirsin. Her güzellik görülmek, takdir edilmek ister. Her takdir edilende daha güzellikleri yapmak için moral bulur, motive olur. Bunu bende isterim. Madem, bizde takdir edilmek istemekteyiz, o zaman izlerde yazı erbabını, eli kalem tutan insanları sevmek, onların kusurlarını bağışlamak, onlara sevgi göstermek zorundayız. “Ben ona sevgi göstermeyeyim, randevu vermeyeyim, hatta yanıma gelirse kovayım, yanımdan geçerken selam vermeyeyim, ama o beni yazsın, kamuoyuna anlatsın” diyerek beklenti içine girene kargalar bile güler ama değil mi? Sen, gelip geçici insanlara değil, her zaman seni destekleyecek insanlara da bak. O akıl, o zeka, o bilgi sende var aslında. Bu okumuş insanlarla senin arana fitne fesat koyarak seni o insanlardan uzak tutmaya çalışacak olan insanlara da rastlayacaksın ki,  bu insanlar bana en tehlikeli insanlar gibi gelir. Tehlikeli insan kim, bunu sen aklınla kavrayarak önlem alırsan hayatın rahat olur bence. Bugün pek çok parlak isim çevresindeki Bürütüs’ler yüzünden Romalı Sezar gibi gitmişlerdir.

Sevgili geleceğin büyük yöneticisi,

Bazı insanlar vardır. Okumak isterler, lise bitmek, güzel Üniversite tamamlamak isterler. Ama ben diyeyim kader, sen de tembellik, çalışamamaktan dolayı da okuyamazlar. Bu durumda insanın durumu kabullenmesi gerekir. Ama bir zamanlar, kendilerinden küçük gördükleri, engelli diye önemsemedikleri, ya da fakir diye değer vermedikleri insanlar, okumayı aşkla şevkle severek, insanlara faydalı olmaya başladıkları zaman, o insanlar tebrik etmek, daha faydalı olmalarını sağlamak gerekirken, o okuyan insan asil duruşunu sergiler, kimseye boyun eğmez tutum takındığı zaman O’nu kibirli sanırlar ve “Amma havalandı. O ne yaptık ki, Onun  yapması gerekeni herkes yapar” derler. O zaman sende yapsaydın, okusaydın Kardeşim. Hakiki manada insanlarda o insanın nasıl başarılı olduğunu, neye dikkat ettiğini, bilgisini ve sevgisini alarak, kendilerine olmasa da çocuklarına faydalı olmasına çaba harcarlar. Sen işte bu insanlardan olmaya bakarsın.  Bilmem anlattıklarımı anlıyor musun?

Canım dostum, sevgili Kardeşim,

İnsan başkalarını küçümsedikçe, alında kendini küçümsemektedir. Bir insan bizden uzak kalıyorsa, belki de bizim tavırlarımız O’nu rahatsız etmektedir. Bunu da sorgulamaktan geri kalmamalıyız. Neden bizden kaçar insanlar? Neden bizden uzak kalır?  Önyargılı insan hemen vurur damgayı “ O, Kibirli, O havalı, O büyük dağları ben yarattım havasında.” Diye O’nu suçlarlar. Halbuki, biraz kendilerini de sorgulasalar, kendilerinde suç varsa O’nu telafi etseler görecekler ki O insanlarda faydalanılacak, değer verilecek ve sevilecek, sevgiyi hak edecek insanlar.

Sevgili dostum, yönetici Kardeşim,

Eğitim insanı geliştirir. Belki aynı okuldan mezun olanlar, aynı gelişimi sağlayamazlar ama güzel okulda okuyan insanlar, büyük hocalardan ders alan insanlar çoğunlukla gelişirler. Tabii ki okuldan yeterince faydalanamayan insanlarda olur ama genelde güzel eğitim insan değiştirir. Bunun bilincinde olarak güzel okullar tamamlamış insanlardan faydalanmayı asla ihmal etme. Bir insana bir Vali değer verirken, bir muhtar hiç önem vermeyebilir. O insanın hayata, O insana bakış açısı ile alakalıdır. Bizler bakış açımızı ne kadar geniş tutarsak, ne kadar gönlümüzü geniş tutarsak, sevgiye ne kadar çok yer verirsek, kin ve kibir o kalpte barınamayacaktır.  Sevi, kin ve nefretten daha çabuk yayılır.  Kötülükler anlatılmakla önlenmez ama sevgi ve bilgi anlatıldıkça çoğalır. Biz sevgileri çoğaltan insanlar olursak hem bu dünyada hem de inandığımız öbür dünyada mutlu oluruz.

Canım dostum, sevgili Yönetici Kardeşim,

Eleştiren değil, geliştiren, mazeret üreten değil, sevgi üreten çözüm üreten ve insanları seven, onlara önem veren insanlar olarak senin tarihe adını altın harflerle yazdırmanı candan dilerim.  Tüm çabam bunun için.

 

Muhabbetle seni kucaklamaktayım.