Zamanında ve Yerinde Davranan Yönetici

Zamanında ve Yerinde Davranan Yönetici

 

Sevgili yönetici dostum,

Bugün sana bambaşka bir konudan bahsetmek istemekteyim. Biliyorsun gençsin, dinamiksin. Yolun başındasın. Bir gün gelecek yaşlanacağına pek ihtimal veremeyecek kadar işini sevmektesin. Bu demek değil ki, yaşlanmayacaksın.  Sen de bir gün yaşlanacaksın. Herkes yaşlanacak. Dünya nasıl yaşlanıyorsa bizlerde yaşlanacağız.

Sevgili dostum,

Yöneticiliğin temel ilkelerinden bir tanesi de nerede nasıl davranılacağını bilmen, insanlarla iletişimini en güzel noktada tutmanın yanında, görevi ne zaman bırakacağın, ne zaman emekli olacağın konusunda da bilgili olman, her şeyi tadında bırakabilmesini de öğrenmen. Bunu bilmeyen hem toplumda saygınlığını yitirir, hem de kendini yıpratır.

Sevgili dostum, genç arkadaşım,

Öyle insanlar tanıdım ki, hayret ettim. 30 sene makamını terk etmeyerek, onun bunun alayını sevgi sanan, kime nasıl konuşulacağını bilmeyen, tecrübeyi rast gele yaşamak zanneden insanlar. Bu tür insanları gördükçe Gençlerin arasında espri olan “Hızlı yaşa genç öl” esprisinin ne kadar yerinde olduğunu, esprinin de yerine göre yapılması durumunda ne kadar yerinde olacağına şahit oldum.

Can dostum, genç yönetici kardeşim,

Öyle yöneticiler tandım ki,  çocuklarını sevmenin sadece onlara mal mülk ve servet yığmak olarak algıladıklarını, çocuklarının da nasıl olsa babamız annemiz bize bakmakta diyerek rehavete kapıldıklarını, gevşek davrandıklarını, bir meslek elde etmek için çaba harcamadıklarını, bazen 50 yaşına gelseler de anne ve babalarının yardımı olmadan yaşayamadıklarını gördüm.

Canım genç dostum,

Bakıyorsun adam gelmiş 63 yaşına. Neden emekli olmuyorsun? Dediğin zaman 30 yaşına gelmiş, iş tutamamış,  babasının annesinin harçlıkları ile geçinen oğlunu, kızının iş tutmasını beklediklerine şahit oluyoruz.  Adam iş yerinde çalışkan, azimli gayretli insanlarla oğlunu tanıştırmak kaynaştırmak yerine, onunla dalga geçmeye gayret etmiş. Yani 34 senesi, 63 yaşının çoğu boşa geçmiş.

Sevgili yönetici dostum,

Bir bakıyorsun adam 50’li yaşlarında. Evine emekli olunca sahip olmuş. Oğlunu kızını bilinçli ve farkındalıkla yetiştirmiş. İş yerinde gayretli, azimli insanlarla oğlunu kızını kaynaştırmış. Başarılı insanları Sadece kuru kuruya tebrik etmekle kalmamış, aynı zamanda evine yemeğe davet etmiş. “Ben onu seviyorum” u sadece lafta bırakmamış. Bunu davranışları ile göstermiş. Okuyan öğreneni desteklerken,  boş konuşanı, boş gezeni layık oldukları cezalara uğratmış. Bunun sonucu olarak da çocukları zaman kaybetmeden meslek sahibi olmuş. O da zamanı geldiğinde çekilmesini bilerek 55 yaşında emekli olarak “bilge yönetici “ olarak çevresinde saygın insan olmaya devam etmekte.

Genç yönetici dostum,

Çocuk yetiştirmek, onların meslek sahibi olmasını sağlaman ve onlara sorumlulukları öğretmen, zaman kaybı yaşamadan zamanında meslek sahibi olmalarını sağlaman ve zamanı geldiğinde de emekli olman sana saygınlık kazandırır. Yoksa zamanında çekilmesini bilmezsen,  seni oradakilerin ciddiye almadığı, gerçekleri anlatıyormuş gibi seni palavraya boğan insanların maskarası olursun. Sen ne kadar olmam desen de zamanla oluyor insanlar. Sana mevki zamanında saygı duyanlar emekli olduğun zaman sana selam bile vermezler. Selamsız sabahsız yaşamakta sana zor gelir. İnsanlar yaşlandıkça duygusallaşırlar, bu yüzden selamı sabahı şimdi önemsemesen de zamanı gelince eski iş arkadaşlarının bir selamı sabahı ve hal hatırı ile kendine gelebilirsin. Değil mi ama?

Sevgili yönetici dostum,

Zamanında bizi dinlemeyip de sonra aradan zaman geçtikten sonra “keşke seni dinleseydim.” ne güzel anlatmışsın “diyenler çoğaldıkça bunları düşünmekteyim. Ama çok şey zamanında yaşanmalı. Yaşanan hayat sadece bir defa yaşanır. Pişmanlıklarımızın olmaması için iyi güzel şeyleri anlatan insanları bulduğumuz zaman fırsatı kaçırmamak lazım. Ama ne yazık ki ülkemizde bilgi ve sevgi sunana değil, içki ve sigara gibi şeyler ikram edenlere daha çok sevgi var. Yiyen toplumun gelişmesi ne kadar hızlı olur var sen düşün.

Sevgili yönetici Kardeşim,

Yöneticiler yaşlandıkça duygusal oluyorlar demiştim. Bu duygusallık ile emri altındaki insanlar arasında adaleti sağlayamayınca, mazlum, garibanların ezilmesine göz yumdukça yönetici de gerçek manada ciddiyetini yitirir. Yanında çalışan güçlü insan, zayıf insanı şaka adı altında ezerken gülen ve “bana ne” tavrı taşıyan yöneticinin ne kadar yönetici olabileceğine sen karar ver.

Sevgili Kardeşim,

Zamanı en iyi olgun insanlar anlasa da, inatla emekli olmamak, iş yerinde boş boş ortada dolanmak insana ne kazandırır ki? İnsanlar eğlenerek zaman harcadıklarını zannetseler de zaman güzellikleri paylaşmakla olur.

Sevgili yönetici dostum,

Mesela ben odasını herkese açan,  insanlara randevusuz görüşen, “ben sizden bir insanım” mesajını iyi veren insanları severim. Öyle yöneticiler ile muhatap olmak, onlarla sohbet etmek, güzellikleri konuşmak bana büyük zevk verir. Ama odasına giren çıkan insanlar arasında ayırım yapan, insanlara haber vermeden yerlerini değiştiren ve bunu da marifet zanneden, davranışları ile küçümseyen, kime nasıl davranacağını bilemeyen insanları sevmem. Alçak gönüllü, hakiki manada seven yöneticileri de aradan 20 sene geçse de unutmam. Gücüm oranında anlatır, yazar onların bana verdiği değerden daha çok değer vermeye bakarım.

Sevgili yönetici dostum,

İnsanın verimli olması illa bir mevki makamı olması ile olmaz. Bugün emekli olduktan sonra bir sivil toplum örgütünde yer alarak insanlara daha faydalı olan insanlara rastlamaktayız. Güzel konuşan, güzel yazan, insanlar üzerinde olumlu ve güzel etkiler bırakanları nerede olursa olsun insanlar arar bulur. Bir yerde sevilmezsen, bir yerde seni sevecek, sana değer verecek insanlar bulunur. Yeter ki sabırla seni sevecek insanları ara ve bul.

Sevgili yönetici dostum,

Hayatta sevgiyi önemsemiş, bunu haykırmış, mala mülke değer vermemiş, bilim ve gönül adamı  olmaktan başka mevkii ve makamlar elde etmemiş, yüzlerce insanlar var Derviş Yunus, Bilge Mevlana, Bir fıçıda yaşayan Diyojen, Eflatun, bunları düşün. Behlül Dana’yı düşün. Bunlar mevki ve makamlarla değil, nerede nasıl konuşacaklarını bilerek, nerede nasıl durulacağını öğrenerek sıradan adam gibi yaşamış ama yüzyıllar boyunca sıra dışı insanlar gibi bilgilerinden, kişiliklerinden, sevgilerinden faydalanmaktayız ve faydalanmaya da devam edeceğiz. Buna mukabil koltuklarına yapışan ve gönüllere kadar giremeyen insanlar, koltuklarından kalkar kalkmaz hemen unutulmaktalar. Bir gün öldükleri gün hatırlanmaktalar ve sonrasında gene unutulmaktalar. Sen unutulanlardan olmak istemezsen sıradan ama sıra dışı anılacak insan olmak için çaba harcarsın.

Sevgili Kardeşim,

Bütün bunlar, anlattıklarım, insanların mevkii makam olmadan da sevilebilecekleri, bunun için olağanüstü çaba göstermek gerekmediğini sana ve başkalarına da anlatmak. Niyet sağlam olursa, icraat da sağlam olacak, sağlam icraatlar seneler sonra da senin hatırlanmanı sağlayacaktır. Biz nasıl ki, yakın tarihimizde Recep Yazıcıoğlu’nu falan rahmetle anıyorsak seni de anmak ister, bu yüzden bilgimiz ve tecrübemizle sevgimizi sana aktarırız.