Zillete Düçar Olmak

Aziz Milletimizin son günlerde içine düştüğü sıkıntıları aklıselim sahibi hiç kimse kulak ardı edemez.  Cizre’deki olaylar kısır bir siyaset anlayışı ile asla yorumlanamaz. Burada memleketi içten yıkmak isteyen, ülkenin hemen her alanına çöreklenmiş bir hainliğin uzantısını görememek ya basiretsizlik, ya umursamazlık ya da işbirliği ya da ihanetten başka bir şey değildir. Bir yıldır uğraşıp didinilen bu yapının öyle kolay kolay bitmesi asal mümkün değildir. Bu öylesine bir yapıdır ki; içine girdiği kumrun bütün bilgilerini çökertmeden, ya da kurumun işlevini dumura uğratmadan çekilip gitmesini düşünmek son derece saflık olur. Bu melun yapının sadece emniyet içinde olduğunu düşünmek, belki de hain yapının en büyük arzusudur.  Koca bir ülkenin kurumları sadece emniyet değildir ki… Dış İşlerinden, İçişlerine; Ekonomiden, Sanayi Bakanlığına; Tarım Bakanlığından, Milli Eğitim Bakanlığına varıncaya kadar hemen her alanda bu yapının bırakın sevdalısı ve sempatizanı olmayı fedaileri bile vardır. Bu fedailer, bulundukları mevkilerde saman altından su yürütmenin daniskasını icra etmekten geri kalmadıkları gibi, daha kötüsünü de yapabilecek gözü karamış hainlerdir.

            Şehirlere şöyle bir bakın, en yardımsever, en iyi, en çok hoşgörülü olan insanların içinde ve ön safta mutlaka bunların elemanlarından biri vardır. Bu kuzu postuna bürünmüş kurtlar, pişkinleri sayesinde illerde vakıf yöneticiliğine varıncaya kadar sıçramıştır.

            Hiçbir şey yapmasalar, çocuklarımızın beyinlerine yazdıkları küçük kitaplarla, dergilerle, girmekten geri kalmamaktadırlar. İhanet, tek boyutlu değildir. İhanet zillete varan bir boyuttadır.

            Hiç şüphesiz bu işin en kötü tarafı da, dini kullanarak yapmalarıdır. Bence asılı sıkıntı buradadır.

            Allah ü Teâlâ kendi dinini koruduğu gibi, kimi zillete düşüreceğini, kimi izzetle yücelteceğini elbette bilir.  Aziz ve Celil olan Allah’ın kudretinin zillet damgasını vurduğu kişiyi, kimse yüceltemez.

            Biz,“İnlerine Gireceğiz” tabirinin henüz yüzde onunun yapıldığına kani değiliz. Bu yapının yalnız istihbarat, yargı, emniyet alanlarında değil, bütün birimlerde çöreklendiğini hem düşünüyor, hem de yakinen müşahede ediyoruz.

            Tek endişemiz, tabanda masum olan insanlarımızın zarar görmesidir. Yoksa bu yılan yapının, bu zillete düçar olmuş yapının, nerede olursa olsun başının ezilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bunun için de mutlaka ince eleyip sık dokunmalı, suçlular bir bir tespit edilip, cezaları neyse verilmelidir.

 

MEHMET EMİN ULU