Kul Himmet

16.yy yaşamış Alev-i Bektaşi kültürüyle kendini yetiştirmiş, yedi ünlü ozanımızdan biridir. Kul Himmet’in mezarı doğduğu yer olan Tokat ili Almus ilçesi Görümlü köyündendir. Erdebil tekkelerine bağlıdır. Safevi kolundan olduğu öne sürülür Anadolu da çeşitli yer ve bölgelerinde gezip kültür ve düşüncelerini Türkçe anlatmıştır. Şiir, deyiş ve nefesleri halkın anlayacağı dilde konuşmuş söylemiştir. Yaşadığı dönemde Pir Sultan Abdal ve Şah Hatayi adı ile birlikte anılmıştır.

              Kul Himmet aldığı eğitim ve inandığı inanç doğrultusunda haksızlık ve yanlışlık karşısında hiç susmamıştır. Allah, Muhammed ya Ali diye çıktığı bu yolda son nefesine kadar hiç durmadan bildiği yoldan yürümüştür.

               Şu benim sevdiğim Muhammed Ali

               Kumru dost dost deyü öten Alidir.

               Sakınan çağıran mahrumu kalır

               Şu sefiller canına yeten Alidir.

 

              Alim tuttu zülfikarın sapını

              Döndürdü kafırın dine hepsini

              Mağrıbde attı kudred topunu

              Maşrıkta uzatıp tutan Alidir

 

              Muhammed Miraca gidecek oldu.

              Ali Muhammedi gönderi geldi.

              Doksan bin kelamı o demde sordu.

              Soran Muhammed dinleyen Alidir.

 

             Aşıka dilden halife kılandan

             Bülbül ayrılır mı gonca gülünden.

             Dadbe dad çağırdı devin elinden.

             Kesikbaş canına yeten Alidir.

 

            Ecel kayıp, nasıp kayıp er nasıp kayıp er kayıp

            Ya Ali sırrına eremedim deyip

            Kul Himmet ortaya bir nişan koyup

            Bir olup birliğe yeten Alidir.

          

Yaşadığı dönem zor ve güç bir dönemdir. Osmanlı döneminde çeşitli baskılar karşısında halkın direnişine ses, nefes olan aşıklar toplumunun sesi olmuştur. Pir Sultan Abdal’ın çağında halifelik Osmanlı devletine geçmiş şeriat tüm kural ve kaideleriyle uygulamaya başlamıştı. Bu hareket karşısında halk anı uyum sağlayamadığı için yer  yer tepkilerini dile getirmişlerdir.  

 Toplumun tepkisine çağının aydını ozan sessiz kalmayarak doğruları söylemeye başlayan Pir Sultan Abdal Osmanlı hanedanının tepkisini alıyordu. Pir Sultan Abdal’ın deyişlerinin her türlü haksızlığa karşı toplumun ortak vicdanının sesi olmuştur. Bu sese müridi Kul Himmet de uymuş pirinin yolundan gitmiştir.

          Kul Himmet’i anlamak, Anlatmak O dönemde ki Anadolu’yu anlamak ve anlatmak demektir. Tokat’ı ve gezdiği yörelerin yaşayışını kültürünü anlamak demektir. Kul Himmet üzerine İbrahim Arslanoğlu (iki kitap) Metin Turan (üç kitap) İrfan Çoban( dört kitap ) yazmışlardır.

         Kul Himmet Hicri 73 miladi 1564e rastlar. Sanatının en dorukta olduğu yıllar 1534-1564 arasındadır. İyi bir öğrenim gördüğü bilinmektedir. Aldığı kültür, halk , tekke kültürünü iyi bilmektedir. Şiirlerinde okur yazarlığından sık sık bahseder. Dili çok sade olmakla birlikte tasavvuf ve tarikat terimlerini iyi kullanır. Kul Himmet 16. yyda yaşamış bir ozanımızdır.

Yeniçeri ocağından emekli olunca bütün Osmanlı topraklarını köy köy dolaşmıştır. Şiirlerini de bu gezginciliği sırasında yazmıştır. Bir ara Havı Bektaşi dergahında dervişlik etmiştir.

            İrfan Çoban’ın Kul Himmet’in torunlarından derlediği aile seceresini sergileyen bugüne kadar bilinmeyen bir şiirinde ;

  Aslımı neslimi diyeyim size

  Neslimiz Ahmed-i Muhtardan gelir

  Rum diyarından destimi attım

  Ali sırrı benim kalbimden gelir.

  Evladımın adını koymuşum şahin

  Hakka doğru yollar bundan gelir

  Adım aman Hüseyin koydu

  Babam Muhyeddin İrandan gelir

  Ondan sonra adım oldu Kul Himmet 

  Evliya yolu Kırklardan gelir.

Soy seceresini kendi ağzından anlatmıştır.

“Dedem Hıdır Abdal Pirim ocağı” diyerek de soyunun Kemaliyenin Ocak Köyündeki Hıdır Abdal tekkesine bağlı olduğunu işaret etmiştir. Anadolu köylüsü olup Görümlü Köyünde Kul Himmetliler lakabı ile soyu sürmektedir.

(Devamı yarın)