Kul Himmet -2-

Soy seceresini kendi ağzından anlatmıştır.

“Dedem Hıdır Abdal Pirim ocağı” diyerek de soyunun Kemaliye’nin Ocak Köyündeki Hıdır Abdal tekkesine bağlı olduğunu işaret etmiştir. Anadolu köylüsü olup Görümlü Köyünde Kul Himmetliler lakabı ile soyu sürmektedir.

Kul Himmet Alevi Bektaşi inancı nedeniyle sürgünler yaşamış zindanlara atılmış bir hayat sürdürmüştür.

Yaşamının bir bölümünü de kaçak yaşamıştır. Kul Himmet’in yanık kitap olayı günümüze şöyle ulaşmıştır; Köyü Varzıl’ın basılıp ailesinin öldürülmesi ve köyün dağıtılmasının tarihini belirleyen belgeler bulunmaktadır. III. Mahmut’un 1576 yılında ihbar edilen Varzıl Köyündeki 34 kitaba el konulması köye getiren ve okuyanların tutuklanması ile ilgili fermandır. Varzıl köyü basılmış ve Kul Himmet’in ailesinin evi aranmış, ancak baskın haberi önceden öğrenildiği için kitaplar toprağa gömülüp üzerine büyük bir ateş yakılmış bu şekilde hem kul himmetin defterleri hem de kitapları kurtarılmıştır.

Bu olayı İrfan Çoban şöyle anlatmıştır; “Osmanlı hükümeti tarafından Kul Himmet’in ve yaşadığı köyün ortadan kaldırılıp dağıtılması emri vermiştir. Bu buyruk üzerine Sivas’ın Tozanlı sancağından geçenler Osmanlı askerleri gelip köyü başmış Kul Himmet ailesinden ele geçenleri öldürüp çok küçük bir torununu alıp götürmüşler ve Tokat’a yakın Zodu (Korucak) köyüne yerleştirmişlerdir. Beşinci torunu Yakubu ise köyden kadının biri fırsatını bulup kaçırarak Ekseri (Eğridere) köyünde saklayıp büyütmüştür. Bu baskın sırasında Kul Himmet’in çocukları babalarına ait kitapları gizlice toprağa gömüp üzerine ateş yakarak kurtarmışlardır. Kitaplardan birisi (yanık kitap) adıyla anılan “Faziletnamedir”

Faziletname’de Hz. Ali’nin erdem, bilim ve kerametlerinden yarattığı destanlar ve şiirlerden bahsedilir. Hz. Ali’yi anlattığı nefesinde Kul Himmet yemininin Faziletnamesinde tam bir özetini yapmıştır.

Alevi Bektaşi şiiri belli kurallara kalıplara düşüncelere bağlı bir şiir biçimidir. Biçimsel olarak aşık edebiyatı özelliklerini gösterir. Şiirler mistik bir temele dayanır.

“Ölmeden önce ölme. Yaşarken nefesini öldürme. Ruhun ölümsüzlüğü esastır. Ölüm hakka teslim olmak, hakka yürümek her ne arasan kendinde ara felsefesidir.”

Alevi Bektaşi edebiyatının en önemli özelliklerinden biri hoşgörüdür. Tarikata özgü terimler dışında halkın anlayacağı sade bir dil kullanmıştır. Bektaşilik ve Alevilikte hemen bütün terimler Türkçedir. Okunana gülbanklar, tercemalar, edebiyatları Türkçedir. Nefesler, ilahiler Türkçedir. Mevlevilikte görülen İran dil ve kültürünün etkisi bu tarikatlarda görülmez.

           Kul himmet zamanın zorluklarına rağmen Anadolu’daki yatırlar olmak üzere horasandan balkanlara küçük Asya’yı kapsayan yerlerdir. Bugünde bu yatırlar aleviler tarafından ziyaret edilmektedir. Kul himmet şah-ı merdan ile gezdim yerler adlı 24 dörtlükten oluşan bir şiiri vardır ki içinde 50den fazla ülke, şehir, kasaba dağ ova ırmak, çöl vb adları geçmektedir. Aşıklar arasında “makamı sır olan koca kul himmet” diye anılır.

 

Hey gaziler şunda günahkar oldum

Medet pirim imdat eyle talibe

Aradım günahı özümde buldum

Medet pirim imdat eyle talibe

 

Varıp kırklar kapısından çağıram

Hem çagıram hem lebbeyk diyem

Posttan kalkıp mührü önüne koyam

Medet pirim imdat eyle talibe

 

Arza yetip enbiyaya erenler

Yemenden taç vurup hırka giyenler

Zülmette kalmaz sizi sevenler

Medet pirim imdat eyle talibe

   

Çagırarak doksan binn ere şehide

Maripten maşrıka cümle işide

Hace bektaş veliden imdat yetişe

Medet pirim imdat eyle talibe

 

Sen ali sırrısın himmetin yeten

Fatma kızındır Muhammed atan

Onları ayırmak yine bir hatan

Medet pirim imdat eyle talibe

 

 

(Devam edecek)