Kul Himmet -3

Kul Himmetin şiirleri incelendiğinde Anadolu’nun ve Türk ulusunun binlerce yıllık birikiminin inancının, kültürünün, güzelliklerinin, sevgisinin ve yaşam tarzının yoğun bir şekilde göze çarptığı görülür. Şiirdeki duygu, anlam zenginliği, öğretici, düşündürücü yanı oldukça yüksek. Kul Himmet Peygamberlerden, din ve devlet büyüklerinden ve dini kavramlardan sıkça söz eder.

                Deryanın bekçisi ol Hızır Nebi

                Ayrılık derdinin dermanı nedir. Diyen Kul Himmet Hızır Nebiyi deryaların bekçisi ilan eder. 16. ve 17. Y.Y Osmanlı Türkçesi’nin en yaygın olduğu zamandır. Kul Himmet’in  dili, sade halkın konuştuğu öz Türkçeyi kullanmıştır.

                 Yedi Alevi-Bektaş-i halk ozanı gününün koşullarında iyi bir eğitim ve öğretim almıştır. Her zaman halkının yanında yer almıştırlar. Sevinçleriyle coşmuş, üzüntüleriyle ağlamışlardır. Dertleri dertleri olmuştur. Halk ozanları haksızlık ve yanlışlık karşısında hiç susmamışlarıdır. Çıkar ve menfaat için kimseye eyvallah etmemişlerdir. İnandığı inanç ve davasından milim sapma yapmamışlardır. Halkla birlikte zülüm çekseler de zindana atılsalar da uzun zaman geçmesine rağmen hiç unutulmamıştırlar. Çünkü iyilikler ve dostluklar unutulmaz.

                Yedi ünlü ozanı 650 yıldır Türk halkı tüm baskılara rağmen yaşatıldıysa, ozanların isimleri dünya durdukça yaşatarak. Peki bu ozanlara ve halkına zülüm eden idareci ve yöneticilerin adlarını, yaşam hikayelerini kaç kişi biliyor. Kimdir bu Yedi ozanımız bir tanıyalım.

1- Seyyid Nesimi (1369-1417)

Bağdat’ın Nesim kasabasında yetişmiş. Diyarbakır bölgesine yerleşen Türkmen’dir.

Halep’te Hallaç-ı Mansur’un düşüncelerinin iz sürücü olduğu için kafir sayılıp derisi yüzülerek öldürülmüştür. Başlıca eserleri Türkçe ve Farsça divanlardır.

Nesimi Halep’in 12 kapısından aynı anda çıktığı görülmüştür.

Yolda birisine ‘’Gerçek Kabe’nin yolcusuyuz.’’ Elinde yüzülmüş derisini göstererek ‘’İhramımız budur.’’ Dediği meşhurdur.

2- Şah Hatayi (şah İsmail) (1487-1524)

1487 yılında İran-Erdebil’de doğdu. Babası şeyh Haydar, anası Akkoyunlu hükümdarı uzun Hasan’ın kızı alemşah Halime Begüm Sultan’dır. Çok iyi bir eğitim almıştır. Hz. Ali ve Hace Bektaşi veli üstüne pek çok deyiş ve nefesleri vardır. 37 yaşında iken Azarbeycan’da Hakka yürüdü. Cenazesi Erdebil’e götürülerek, dedesi şeyh Safiyüddi’nin türbesi yanında toprağa verildi.

3- Fuzuli (1504-1556)

Asıl adı Mehmet olan Fuzuli Bayat Türkmen boyunun Karyağdı soyundan. Eserlerini Türkçe, Arapça, Farsça yazan Fuzuli’nin ‘’Hadikat-ü süeda’’ (Mutluların Bahçesi) en önemli eseridir. Bir süre Hz. Ali’nin türbesinde türbadarlık yapmıştır. İsteği Kerbela’da ölmek isteğini yazar. Hz. Hüseyin’in türbesine yakın olması ve mezar taşının da konulmaması vasiyet etmiştir.

4- Yemini (15. Y.Y. sonu 16. Y.Y. başı)

Asıl adının Ali olduğunu Demir baba velayet namesinde adı ‘’Hafız Kalem Yemini’’ olarak geçer. Kuran’ı ezbere okuyan Yemini, Hz. Ali’nin mitolojik yaşamını konu edilen Faziletname adlı kitabı 7300 beyitten oluşmaktadır. Kitap, bir erdem kitabıdır. Bu kitap Hz. Ali’nin yaşamının, Ehlibeyt ve Ali sevgisinin yoğun işlendiği temel eserlerinden biridir. Bu Kitab-ı Erdem (iyi ahlak kitabı) kitaptaki doğruluğu, dürüstlüğü, alçak gönüllüğü yaşam biçimi ve inanç biçimi haline getirmesinden dolayı Yemini’ye daha bir saygı duyarlar. Tuna nehri çevresinde yaşamıştır.

5- Virani (16. Y.Y.)

Eğriboz adasında doğduğu söylenir. Hurufiliği benimsemiş bir Bektaşi ozanı Virani; Necef’te Hz. Ali’nin türbesinde, türbedarlık hizmeti verilmiştir. Balkanlarda Demir baba’dan babalık icazeti almış. Hz. Ali tutkusuyla şiirleri yazmıştır. Virani’nin aruz vezni ile 300’e yakın şiir söylediğini ve koca bir divan oluşturduğunu, Ozan’ın öğrenim görmüş olduğu bilinmektedir. Virani’ye göre; (evrende ve bütün nesnel varlıklarda görünen Hz. Ali’dir.)

6- Pir Sultan Abdal (16.Y.Y.)

Doğduğu yeri ise kendisi şiirinde, ‘’Benim Aslım Horasan’dan Hoy’dandır’’ diyerek belirtmiştir. Adı Haydar olan Pir Sultan Abdal’ın Sivas’ın Yıldızeli’ne bağlı Banaz köyünde doğdu. Yaşamı Alevi-Bektaşi felsefesine dayanır.

 

 

(Devam edecek)