Mutluluk

Sekiz harfli,üç heceli tek kelime mutluluk.Mutlu olmak çok kolay,bir  o kadarda zor bir olaydır.Mutlu olmak bir sevgi işidir,karşılıksız katıksız  seveceksin.Koruyup kollayacaksın, her zaman yanında olacaksın.O mutluysa sende mutlusun.Bir ülkenin insanları mutluysa o ülke zengin demektir.

Mutluluk bulunduğunyerdeki araç gereçleri iyi kullanmaktır.Çevrende  yer alan insanlarla anlaşabilme,barışık yaşayabilmektir. Zamanını bilgi teknolojisiyle aynı kefede tutabilmek,teknolojiyi iyi kullanarak başka alan ve bölümlere zaman ayırabilmektir.Mutluluk belki bir kelebeğin kanatlarında,belkide yeşil bir ağacın yaprağındadır. Belki de sevdiklerini görüp kucaklamakta, belki de sevdiğini ebediyete yolcu ederken akıttığı gözyaşlarındadır.Mutluluk kısaca sana sunulan hayattadır. Nefeste,yemende,içmen de yaşamın  orta merkezindedir.

Bir ülkenin insanları cahilse,aç,açıktaysa mutluluğun yerini kin nefret,intikam ve kan çıkar alır.Bir avuç zengin, aç gözlü menfaat pres insan yönetir.Ülkeyi yönetenler adil eşit ve hukuku tarafsız yönetmelidirler.Huzuru ve mutluluğu yakalamak için halkın zaruri ihtiyaçlarını eşit olarak karşılamak zorundadırlar. Aç insana bakıp koruyup kollamak yerine,ona  eğitim,iş  ve yaratıcı imkanlar verilmeli.Her ikisi de yöneticiye külfettir ama asıl olan insana insan gibi hizmet etmektir.İnsanların kaybettiği sağlığını,tekrar yerine getirmek için,devlet emek,bilgi,para,zaman harcamak zorunda ki o bireyleri eski sağlığına kavuştursun. Eğer eski halini alırsa.Aksi taktirde aç ve işsiz insan neler yapmaz ki?Allah kimseyi açlıkla imtihan yapmasın.Emeğe saygı duymak,çalışanı koruyup kollamak,yoksula sahip çıkmak,iş bulmak sosyal devletin görev ve sorumlulukları arasındadır. Aksi taktirde mutluluk yerine huzursuzluk bulursunuz.

Avrupa’da yıllardır işsizlik, geçim maaşı adı altında ailelere maaş verilmektedir.Hiç bir aile işsiz değil.Çünkü arkasında devleti vardır. Bireyinde devletine karşı sorumluluğu vardır.Topluma zarar vermeyecek kadar maaşı vardır.Zarar verirse cezası ağırdır.Daha iyi yaşayabilmek için çalışması gerekmektedir.İşsiz insan hırsızlık,huzursuzluk yaparsa toplumun rahat ve düzeni kaçar.Devletine maddi ve manevi külfetler açar.Nasıl mı? Toplumu rahatsız edeni polisiyle yakalayacaksın,hakim, savcınla yargılayacaksın,ceza evinde bakıp besleyip eğiteceksin,gardiyanın,jandarmanla koruyacaksın.Mahkum tahliye olunca da o toplumdan dışlanmış bunalımlı bir suç makinası gibi aramızda dolaşacak.Bu kadar uzun yolun kısacası bireyi eğitip iş,aş bulacaksın, mutlu edeceksin.

Mutluluk önce ailelerin güven,saygı,sevgi ilişkisiyle başlar.Sonra eğitimle aynı yaşıtlarıyla eşit koşullarda pekiştirerek geliştirirler.Alanında yetiştiği bir alanda topluma hizmete başlar.Bence mutluluktek başına yaşayan bir olay olmasa gerek.Nasıl ki tek başına bir insan yaşayamazsa...Mutluluk zamanını iyi kullananların,var olanını paylaşanların,birlikte üretenin,bilgiyi zamanında elde edenlerin yanındadır.

Sokakta bana doğru uzatılan her dilenci elinin, devlet sahip çıkmıyor der gibi bir çığlığını duyar gibiyim.Sizlerin yardımına ihtiyacım var derler.Dilleriyle,bedenleriyle,gözleriyle yalvarır dururlar.Bu utanç verici tabloda dinimizi en son değerlerine kadar sömürürler.Devlet iş ve imkan verse acaba bunlar gene dilenirlermi? Dilenenler bunu kendilerine  meslek etmiş olurlar. Cezası da gereğinden fazla ağır olmalıdır. Yardım edenler o an mutlu olurlar, birilerini sevindirdim diye ama toplumu ilerde nasıl bir kötülük ettiğinin farkında değillerdir. ''Kimsesizlerin kimsesi Cumhuriyet’tir.” O Cumhuriyetin içinde her yurttaş yer alır. Onurlu bir yaşamın içinde herkes mutlu olur.Çünkü mutluluk her bireyin hakkıdır...

 

Süleyman ERKAN

05-02-2015

Perşembe

 

Şişli-İstanbul