Çay Parası

Mustafa UÇURUM

 

Anadolu’nun bereketi, havası, suyu, misafirperverliği, ahlakı, erdemi, insanı… Günümüzde böyle değerlerden bahsedince sanki yüzyıllar öncesinin yaşantısını anlatıyormuşuz gibi bir efsane havasında dinleniyor sözlerimiz. Bir bir kaybediyoruz değerlerimizi. İçimizde her gün yeni bir hücremiz yok oluyor. İnsanlık dışı öyle olaylara şahit oluyoruz ki insanlığımızdan utanır olduk. Bu yüzden, küçücük bir dost selamı, sıcacık bir tebessüm, unuttuğumuz dost meclisleri bir yerde karşımıza çıkınca ister istemez küçük bir sarsıntı geçiriyoruz, acaba ne oluyor demeden geçemiyoruz.

Tokat için önemli bir olacak bir çalışmanın içindeyiz. Elbette Ali Bal hocamla beraber. Tokat denince akla gelen en önemli değerlerden olan Tokat yazması üzerine hazırlanan bir kitabın çalışmasını yürütüyoruz. Kitabı ömrünün kırk yılını vererek hazırlayan Sırrı Demirci Hoca’ya editör olarak destek veriyoruz.

Bu bağlamda sık sık bir araya geliyoruz. En son buluşmamızı da bir kahvehanede yapalım dedik. Çay ocağı ile kahvehane arası bir mekânına gittik. Hava soğuk olunca içerisi neredeyse tamamen doluydu. Kendimize oturacak bir köşe bulduk. Başladık fotoğrafların, dosyaların arasındaki yolculuğumuza. Masamızın yakınındaki bir amca da ne yaptığımızı anlamaya çalıştı göz ucuyla. Baktı olacak gibi değil Ali Hoca’ma ne yaptığımızı sordu. İşin mahiyetini öğrenince de ilgiyle izlemeye devam etti. Bu arada çaylarımız da gelmişti. Hem işimizi yapıp hem de çaylarımızı yudumladık.

Güzel bir eser ortaya koymak için ayrıntıları not ettik. Düzenlemeleri yaptık. Çaylarımız bitince hemen boşlar alındı. Ardından yeni çaylar geldi. “Demek ki burada adet böyle, istemeden geliyor.” diye de içimden geçirdim. Biraz daha düzenleme yaptık. Masamızın etrafındaki iki meraklı göz de iyi dileklerle yanımızdan ayrıldı. Biz de biraz daha oturup oradan başka bir toplantıya geçmek için kalktık. Çay paralarını vermeye giden Ali Bal, “Çay paralarımızı masamızdaki amca vermiş.” dedi.

Şimdi bu olay belki abartılacak bir olay olmayabilir. Fakat yaşadığımız çağ, olaylar, insani ilişkiler düşünülünce evet, abartılacak bir olaydır bu. İki insanın bir araya gelemediği, dost meclislerinin yerini sanal yalnızlıkların aldığı, aynı apartmanda oturanların bile ancak apartman kapısında selamlaştığı bir dünyada hiç tanımadığımız bir kişinin çay paramızı vermesi çok önemlidir.

Suç hepimizin. Bireyselliği seçtik. Kendimizden kurulu bir dünyada mutlu olma oyunları oynadık. Dünyamızı küçülttükçe küçülttük ve kendimizden kurulu bir hayatımız oldu. Şikâyet ettiğimiz her şeyin baş aktörü olmaya devam ediyoruz. Kendimiz denen kabuğu kırmak gibi bir uğraşımız da yok. Hep bir koşturma, hep bir telaş. “Nereye? ” bile demeye fırsat bulamadan devam ediyor koşu.

 

Bir çay parası çok büyük anlamlar ifade etmeyebilir ama her gün yaşadığımız, şahit olduğumuz insanlık dışı olaydan, vahşetten sonra; bir selamın, tebessümün, bir bardak çayın anlamı daha da derinleşiyor. “Selamı aranızda yayın.” hadisinden hareketle bir selam vererek başlanabilir muhabbete. Gerisi zaten gelecektir.