KARDELEN OLMAK (2)

KARDELEN OLMAK (2)

 

            Osman BAŞ

 

            Vakit bahar öncesidir. Yağan karların kısa zamanlı oluşu, topraktan yeşeren birçok mahsülün görünmezliğine sebep olmuştur. Kar olmayan yerde kardelen mahsundur. İnanıyorum ki dağlarda, ovalarda, caddelerde, sokaklarda, toprakta hazırlık yapsın.
Dağ yorgunum, şehir çalımlım, köy güzelliğim, Kelkit akıntım ve yaz başında bıraktığım Delitayım.
            Anlatılmazlar vardır. Ben, sen, o sıralamasıyla önünde ve arkandakilerle sesli ve sessiz kendince takılır, dert ekledim karşı dağlar ağlıyor diye türküler akar kulaklara.
Kulak versem, ses alsam, el uzatsam dinleyenlerden tekrar dinlesem, kar beyazı saçlarım kardelenden haber verip de görmeme, tutmama ve dahi koklamama yardımcı olur mu dersin?

            Mevsim gülümseyişi diyor ya şair, mevsimin ılık rüzgârı, ikindi vaktinin olgunluğu diyor ya öyle işte.  Vakit sıla kokuyor, sılada can kokuyor, cana hasret ulaşıyor, hasret dayanılmaz ağrılar ve sancılar yüklüyor da bahar istiyor kendince. Bahar, sılayı görüyor, yeşeren taze gülleri görüyor, leylakların geceler boyu sevgiliye hasret yüreğin şafağa dek eşlik ettiğini biliyor.
            Yazılmayanlar, yazılsa da bir tarafı hep eksik kalanlar, okunduğunda zararların ödenemeyeceği, hesapların kapanamayacağı, cümlelerin tamamlanamayacağı, noktaların konamadığı yazılar. Duvarların dahi yağlı boyaları çağırmadığı, izin vermediği, yüzünü sermediği, istemediği yazılar. İçleri ve dışları bilecek, bir görüşte anlayacak, okuyacak ne yapması gerektiğini bilecek kardelenlerle gülümseyecek. Dosta ve dostluğa zarar verenleri ayıklayacak, dünya nimetleri adına insanlığı ön sıraya alacak, heceleri teke tek doğru birleştirip, kelimelerden cümleler kuracak kardelenler gerektir. Cümlelerin uyumuyla oluşacak metinlerin okuyucuya ulaştığında her yaştaki insana faydalı, hizmetler vereceği ve mutlu edeceği güzellikteki kardelenlere ihtiyaç duyulmaktadır.
            Çözülmeyenleri çözmek, görülmeyenlerin görülmesi gerek. El altında ve üstünde ne varsa temizlenmiş haliyle günün her anında yâr’e giden yollarda yolcuya eşlik etmelidir. Yazmak ve paylaşmak istediklerimin vakti geldiği an, güvenilir kalem dostluğunda göreve başlamak, silinmeyecek, kazınmayacak, küllenmeyecek kadar sağlam ve emin olarak görevi tamamlamak için tüm engelleri aşmak, hazır olanlardan faydalanmak gerek.
            Yüreğin içindekilerin dışarı çıkacağı, döküleceği, isteyeceği, istediğinde rahatlamak için yüreğine rüzgâr vereceği, esintilere ulaşacak dakikalar olmalıdır. O dakikaları temin edip, vaktinde kullanmalıdır.
            Kalbi yakan bilinenlerle ilişkileri sıcak tutan geleceğin sağlıklı adımlarını getirecektir.
Nerede olmanın, nereye yürümenin, dinlenmenin, oturmanın, uzanmanın, uyumanın, derdine düşmeyip rahat olmanın dincelmeye faydasını göreceksin.
            Yükseliyorum, yükseliyorum, yükseldiğimde gördüklerimde hiçbir değişikliği hissetmiyorum. Sadece uzaklık ve yakınlığa göre ebatlar değişmekte. Ben hiç mi hiç değişmiyorum.
            Gökyüzü ve yeryüzü arasında yapılan bütün iş ve işlemlerin rahatlığında elleri bırakmamak üzere sımsıkı tutmak, gözlerinde gözü bulmak, ılık bir esintinin birlikte nefes alışına kilitlenmek için kar vaktine ihtiyaç yoktur.
            Kardelen makamında bestelenen şarkıların söz yazarlarından biri olarak ud yoksunu fakir hanemin tellerinde gözyaşlarım ufukların ardına uzanıyor. Akıyor, akıyor, akıyor da tatil aralığında gülümsemeyen bir karne sahibinin sesine hasret günler yaşanıyor. Kardelen renkleri, desenleri ve hasreti sade bir günün kar yağdığı dakikaları topluyor avuçlarıma.
            Artık o kapıyı bir daha çalmayacağım. Düğmesine basmayacağım, ben geldim demeyeceğim ve gel diye de seslenmeyeceğim.
El olmak istersen, yaban kalmak istersen, telefonlara bakmazsan, hayır kelimesini ezberlediysen, kar yağsın yüreğime.
Derdin bitmeyen ara sokakları bana yar olduğu andan itibaren, sokakların ve dahi caddelerin önemi kalmamıştır.
Artık yer altı sığınağıma gidiyorum.
            Dün ölüm, bugün ölüm, yarında ölümle olacaksam artık dirilmeyeyim.
Haydi, kardelenim sana ulaşmak için yaşadığım şehre kar yağmasına ihtiyacım yoktur.
Ellerimi ne zaman sana ulaşma niyetiyle toprağa uzatsam kardelen oluyorum.