Özgecan Milletin Vicdanının Sesi Oldu

Toplum öyle bir hale geldi ki kimin eli kimin cebinde belli değil. Kafalar karışık. Toplum cinnet geçiriyor. Herkes suçu başkalarında arıyor. Sorumlular bile sorumluluğunu hatırlayıp ortak bir çözümde buluşamıyorlar. İşte size TBMM’deki kavga… Gayeleri sadece toplumu zapturapt altına almaktır. Özgürlükleri sınırlamak. Çıkaracağınız yasaların öngördüğü cezalar bugünkü yasalarda zaten mevcuttur. Neyin kavgasını yapıyorsunuz?

Son altı yılda 4000 kadın ya tecavüze uğramış ya da öldürülmüştür. Bir ayda 64 kadın tecavüze uğramış. Bunlar sadece bilinenler, ya bilinmeyenler? Buna bir çözüm buldunuz mu? Hayır. Son Özgecan olayı Türkiye’yi ayağa kaldırdı. Bundan bir ders çıkarabildik mi hayır?

Avrupa Birliği(AB) Bakanı Volkan Bozkır ne diyor: “Şayet benim kızımın başına böyle bir olay gelseydi elime silahı alır bunun cezasını ben kendim verirdim. Bunun cezasına da katlanırdım.”Sorumluluk makamında olan bir bakanın verdiği cevabı görüyor musunuz? Herkes eline silah alsın, adam öldürsün. Cezasını kendisi versin. Her mahalle ve sokağın bir kabadayısı türesin ve mahkeme yerine olayları onlar silahla çözsünler. Mantığa bakar mısınız? Böyle bir ülke olursa böyle de bir bakan olur.

1986 yılında 2000 yılına kadar Türkiye’de idam cezası vardı.2000 yılında Avrupa uyum yasalarını kabul edeceğiz diye 2000 yılında 57’ci hükümet döneminde DSP ve bugünkü iktidarın o zamanki milletvekilleri; başta şimdiki Cumhurbaşkanı RT Erdoğan ve eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül olmak üzere 54 milletvekili idam cezasının kalkması için EVET OYU verdiler. İdam cezası böylece kaldırıldı.

Devletin asli görevi suçluyu yakalamak ve hak ettiği cezayı vermektir. Devlet herkese adalet çerçevesinde yaklaşmak zorundadır. Suçları örtmek ve unutulmasını sağlamak hiç değildir. Neden bu konudaki siyasi ahlak yasasını çıkarmıyorsunuz? Göreviniz kavga etmek midir?

İşte size bir fırsat… Halkın yüzde doksan dokuzu idam cezasının geri gelmesini istiyor. Halkın oyuna sunar mısınız? Her şeyi halkın oyuna sunan ve “ halkın yüzde ellisi milli iradeyi temsil ediyor” diyenler nerede? 6–7 Ekimde PKK ve KCK’nın Güney Doğu’da yakıp yıktıkları olaylar olduğu sırada Cumhurbaşkanı “idam cezasını meclise getirin görüşülsün!” demişti. Hâlbuki sorumluluk makamında onlar vardı. Muhalefet meclis gündemine getirdi. İktidardan ses seda çıkmadı. APO’nun idamı söz konusu idi. Seçimden önce APO’yu çıkaracaklar. İdam cezası gündeme gelir mi?

Aslında Özgecan Türkiye’nin ortak vicdanı oldu. Tecavüze direndiği için bıçaklanarak öldürüldükten sonra yakılan Özgecan için Türkiye ayağa kalktı. Özgecan, kadınların ve insanlığın korkusu cinayetlere karşı haykırışın sesi oldu. Mekke’deki ata yadigârı Ecyad kalesini ve mezarlıkları yıkan Suudi Kralı’nın ölümünde bayrakları yarıya indirenler Özgecan’ın ölümünde de yarıya indirip bu konuyu dünya gündemine taşıyıp kadınlara şiddeti protesto etselerdi ya!

Evlat acısı çekenler Özgecan’ın anne ve babasını daha iyi anlarlar. İnsanlık, bir annenin “Çok acı çekmiştir kızım, keşke kurşunla öldürselerdi” dediği zaman bitmiştir.

Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) veda hutbesinde “Kadınlar, size Allah’ın emanetidir.” diyor.

Bu ülkede katil olun, hırsız olun her türlü pislik olun madalya verirler. Ama kadın olmayın, asla kadın olmayın! Demeye mi getiriyorlar?

Dinimiz İslâm’ın gayesi; insanları güzel ahlak sahibi yaparak olgunlaştırmaktır. Bu konuda en güzel örnek peygamberimizdir. Peygamberimiz(s.a.s) de. “İslâm, güzel ahlaktır.” buyurmuştur.

Diyanet İşleri Başkanlığından bu konuda en ufak bir açıklama duymadık. Camilerde; hutbe ve vaazlarda bu konular neden işlenmiyor. Kişi ve toplum ahlakı Diyanet İşleri Başkanlığını ilgilendirmiyor mu? Camiler sadece para toplama yerleri mi? Tebliğ yerleri değil mi?

40 bin kişinin katili; kandırılarak dağa çıkarılan fakir Kürt kızlarını kendisine zorla metres yapıp tecavüz eden bebek katili APO’yu “Dindar bir insandı, üniversitede okurken namaz kılardı. Aslında eline silah bile almamıştır.” diye cilalayıp halka şirin gösterip ve muhatap alıp onun direktiflerini uygulayan bir iktidar var başımızda…

Benim dinim “cenneti annelerin ayakları altına” sermişken, siz hangi yüzle kadına cehennemi yaşatırsınız?

Soruyorum sizlere: aynı olay kızınızın veya kız kardeşinizin, annenizin, sevdiğinizin veya yakınınızın birinin başına gelseydi “etek giymeseymiş, başını kapatsaymış, halkın karşısına çıkıp dans etmeselermiş” diyecek miydiniz?

Cezaevleri dolu, hâkimler ve savcılar da artık bu gibi olayları sıra dışı gibi görüyorlar galiba…

Türkiye’ye turist olarak gelen Japon kadın Diyarbakır’da minibüs şoförü önce tacizde bulunuyor ve sonrada öldürüyor. Hâkim, Japon kadının katiline; mahkemedeki iyi haline bakarak bir yıl sekiz ay ceza veriyor. Ölen kadın Tanrı misafiri, ülkeni tanımaya gelmiş ve onun namusu senden sorulur hâkim bey!

ABD’li gazeteci kadının, Rus kadın turistin İstanbul’da önce taciz edilmesi ve sonrada öldürülmesi olayları…

Halk; medya, yazılı görsel basın ve televizyonlarla uyutuldu ve ahlaki değerleri yozlaştırılarak sürü haline getirildi.

“Fatma Gül’ün Suçu Ne?” dizisi yıllarca TV kanallarında oynadı. Bu kanallardan birinde; filimdeki tecavüz sahneleri sürekli gösterildi. Reyting rekorları kırıldı. Hiç kimseden ses çıkmadı ve takdir de edildi. İktidar tarafından bu kanallar satın alınarak tek elden halkı yönlendirilmeye çalıştılar. Çünkü onlar görevini yaptı ve yaptırıldı.7’den 70’e kadın cinayetleri rekor seviyeye ulaştı.

Özgecan’ın cenazesi “erkek eli değmesin” diye kadınların omuzlarında taşındı. Aslında bu, sorumluları ve erkekleri protestoydu.

İşte Türkiye… İşte bu ülkenin kadınları…

 “Yumruklar inip kalkıyor, burunları kanıyor, dudakları patlıyor, saçları yolunuyor, yardım bekliyor, ağlıyor ve bağırıyor…

Yardım bekliyorlar!

Yanıyor Özge can’lar…”

Sen bir ölüsün ama cennettesin!