ŞİDDET…

Herhalde  bu son çığlıktı, haber kaynakları tek bir ağızdan vahşeti haykırıyordu. Özgecan Arslan öldürülmüştü. Yirmi yaşında, üniversitede okuyan hayatın baharında genç bir kız. Evine gitmek için bindiği minibüste tek kalması nedeniyle saldırıya uğramış. Saldırı sonucu öldü diye  yaralı olarak bırakılıyor. Cesedi ortadan kaldırmak için babası ve arkadaşından yardım isteyip getiriyor. Katilin babası  ''işini bitir '' diyor oğluna.  İz kalmasın diye yaralı  kızın bileklerini kesiyor, başka bir yere götürüp  tanınmasın diye yakıyorlar. Hiç bir şey olmamışçasına  evlerine dönüyorlar. Nefes alıp veren birinin kollarını kesmek ve yakmak ne vahşi ne dehşet verici bir iştir. Bu son çığlık Mersinden, Türkiye'ye, Dünya'ya  bir acı çığlığın Evrende duyulan yankılarıdır. Bir yurttaş olarak, insan olarak ben kendimi  bu tür olaylar karşısında suçlu hissederken, bizleri yönetenlerin duygu ve hisleri kapalı mıdır acaba? İdarecilerimiz, bu toplumu nasıl yönetiyoruz, neden bu cinnetler, insanlık dışı faaliyetler diyerek gerçek önlemleri almazlar mı? Hırsızlığa, haksızlığa, adaletsizliğe, şiddete, ne zaman dur diyeceğiz? İnsan onuruna yakışır bir yaşama bu toplum ne zaman kavuşacak? Şiddet hiç bir şekilde hiç bir canlıya uygulanmamalıdır.

            Şiddet:' 'Sertlik, bedene zor uygulama, katı ve kaba davranış, bedensel zedelenmeye sebep olma, büyük güç, haşinlik, rahatça gelişmesini ya da tamamlamasını engellemek üzere bazı doğal süreçler, alışkanlıklara yersiz kısıtlamalar getirme.' Şiddet sadece  uygulanan kişi üzerinde etki bırakmaz. Aile toplum üzerinde de etkisi olur. Sosyal toplum bozulur. Türkiye'nin  uluslar arası  sözleşmede taahhüt ettiği; şiddeti önleyeceğine dair değil, tesviye edeceğine dairdir. 6284 sayılı  bir yasa var. Bu yasanın dışında pek etkili politikalar izlenmemektedir. Eşitsizliği ortadan kaldırıcı  çalışmalar yapılmalıdır. İnsan haklarının bir bütününün içindedir kadın hakları, tüm haklara saygılı eşit ve adil davranmalıyız. O zaman kendi hakkını da, toplumun hakkını da korursunuz.

            Özgecan Aslan'ın katledilmesi bardağı taşıran son  damla oldu. Bundan öncede yüzlerce, binlerce olaylar olmuştur. Sadece 2014 ün ilk altı ayında  her üç günde bir kadın öldürüldü. İstanbul da yirmi sekiz, Gaziantep’te on. Adana'da yedi. Ve diğer illerde değişik oranlarda katliam. Türkiye'de siyasi katılım, ekonomik eşitlik, eğitim ve sağlık hakkı ve farklı alanlarda kadınlara pek eşit davranılmamıştır. Bu haksızlığın üstüne birde şiddet ve ölümler eklenmiştir. 2009 'da 105-2010' da 165-2011 'de 121- 2012'de 139-2013'de 223-2014'de 255 katlanarak  kadın katledildi. Bu ölüm ve öldürmeler neyin sonucu sizce? Bu olaylara dur denemez mi? Acılar din dirilip, çareler bulunamaz mı? Bu konuyla ilgili bütün fertleri eğitip bilinçlendirme  gibi bir milli sorunumuz olmalıdır. Kadın-erkek eşitliğinin bilimsel anlatılmalı. Kadınla, erkek bir elmanın iki yarısı gibidir, biri olmadan diğerinin pek de bir anlamı yok olduğunun bilincine varılmalıdır.''Kadınlarını okutmayan bir millet erkeklerini manevi öksüzlüğe terk eder.'' Atatürk. Bu düşünceyle çağdaş medeniyet seviyesine mi? Yoksa orta cağın karanlıklarına mı ulaşmak istiyoruz?

            Kadınlar için söylenen şu sözler  insanın kanını donduruyor.

            -(Makyaj yapan  kadının kaportası bozuktur. Kadın mıdır, erkek midir bilemem. Kadın erkek eşitliği olamaz. Fıtrata ters. Dans etme Fatiha oku, bilmiyorsan rahmet oku.) Diyen bir Cumhurbaşkanımız oldu.

            -(Kadın iffetli olacak herkesin içinde  kahkaha atmayacak. Mahrem, namahrem bilecek .Bütün  hareketlerinde  cazibe dar olmayacak. ) B.Arınç.

            -(Yılda yüz bin kürtaj, yüz bin cinayettir. Anası olacak kişinin hatası için  suçu  niye  çocuk çekiyor. Anası kendini öldürsün.) Melih Gökçek.

            -(Medya olayları abartıyor. Kadına yönelik şiddet tamamen algıda seçicilikten ibaret...)Eski kadından sorumlu bakan. Fatma şahin.)

            -(Tecavüzcü  kürtaj  yaptıran, tecavüz kurbanından daha masumdur.) Meclis insan hakları komisyon bşkn Ayhan Sefer Üstün.

            -İki aylık bebeği evde  tek başına bırakıp dokuz günlük bayram tatiline  giden öğretmen kadını günlerce konuştuk. On sekiz yaşın altında  evlendirilip çocuk gelinleri bir kaç saniyeliğine acıdık,gülüp geçtik.

            -İki çocuk annesi ve evli Sarai Sierra Türkiye de vahşice  öldürüldü.''Evli ve iki çocuk sahibi kadının tek başına tatilde  ne işi varmış .) Dendi.

            -TRT ekranına çıkan  kadınların kıyafetleri konusunda  bazı uygulamalar getirildi. Sıfır kol,köprücük kemiğine kadar olan  yakalar yasaklandı.Mini etek giymekse tatile çıktı.Sadece TRT de değil  her kanalda RTÜK  korku saldı.Giyim kuşan konusunda turist Ömer filminde ki göğüs  dekoltesine bile buzlanma yapıldı.  

            -Kabataş ta yetmiş, yüz kişilik bir grup tarafından dövüldüğü, tartaklandığı ve üzerine çiş yapıldığı iddia edilen  baş örtülü (Z.D) de  bir kadındı. İftira atıldı gerçek ispatlanmadı. Bir kadına yapılan en büyük suçlamaydı.

            -Özge Can Arslan'ın ölümüyle ilgili Avrupa birliği başkanı '' Ben olsaydım suçluları vururdum.''Acılı kızın babası''Y olumuz sevgi yolu, Allah onların yardımcısı olsun.'' Diye seslenebiliyordu.

             -Bir kadın ahlaksızlık suçuyla  ordudan atıldı ve intihar etti. Dokuz yıllık bir yüzbaşı  iffetsizlik sucundan ordudan atıldı. Bayan hakim adayıydı muhafazakar olmamakla, tayt giymekle, bira  içmekle suçlandı.Kadın canına kıydı...

            -Tesettüre uygun hostes kıyafetleri bir süre günün konusu oldu. Yetmedi hosteslerin kırmızı ruj, platin sarısı saçı, etek boyları yasak konusu oldu.

            -(Kızlarla erkekler aynı merdivenleri kullanıyorlar. Hiç içime sinmiyor.) Diyen bir İl emniyet mdr müz oldu.

            - (Kızınız buraya aşk yapmaya mı, okumaya mı geliyor.) Diyen bir okul müdürümüz oldu.

            -(Maalesef şimdiye kadar kız ve erkek öğrencilerin birlikte eğitim yaptırılmasını büyük bir yanlışlık olarak değerlendiriyorum. İnşallah bu yanlışlık önümüzde ki dönem içinde düzeltilecek.) Diyen bir meclis başkanımız oldu.

            -Kızların okulları ayrı taşıtları ayrı ve pembe olsun diyenler oldu.Kız çocukları okur mu ,Kızlara mirasından pay vermeyen babalar oldu.Cumhuriyetin   bu güzel faziletini hala yakalamış ve paylaşmış değiliz.Bizleri yöneten ve idare eden bu zihniyette  insanda öldürülür,yakılır da,bilekleri de kesilir,gerekli cezalarda verilmez de..

            Hani kanun önünde kadın-erkek  eşit haklara sahipti, Hani ''Cennet anaların ayağının altındadır '' Diyen yüce bir dinin mensuplarıydık. Şiddet insana yakışmaz, zaten hayvanlarda şiddet yapmaz. Güç kasta değil akıldadır. Bilimde, sanatta, görgüde, medeniyette, insanca yaşamaktadır. Kendinden zayıf ve güçsüz insanlara baskı yaparak  güçlülük olmaz. Kadına güç uygulayan geleceğini karartan insandır. G üçünüz  sevgi ve hoş görü olsun. Birlik, dirlik huzur hepimizin yolu olsun.

 

Süleyman Erkan      

18-02-2015.

Hasköy

Beyoğlu/İstanbul.