SIR SIZINTISI

Edebiyatımızın her alanından yeni yayımlanan eserler ulaşmaya devam ediyor.

            Ayrım yapmam uygun olmasa da şiir kitaplarının fazla olduğunu söylemek uygundur.

            Eğitim, kültür, sanat ve edebiyat dergilerinin sayısı da az değil.

            Bana ulaşan yayınlar düzenli olarak çalışma masamdaki yerlerinde sıralarını bozmadan okunmayı ve incelenmeyi bekler.

            Elazığ’da 1992 yılında başlatılan, 25-28 Eylül 2014 tarihlerinde 22.si Arif Nihat Asya hatırasına ve Bayrak temasıyla düzenlenen program esnasında şairi ve yazarı tarafından imzalanıp hediye edilen kitaplar arasında “SIR SIZINTISI” Elazığ’lı şair İlhami Bulut’a ait.

            2011 yılında yayımlanan kitap, 128 sayfa olup, 62 şiir bulunmaktadır. 

            Şiirler, kitaba adını verdiği Sır Sızıntısı ile başlıyor. Derinliğine yol gidiyor insan.

            Vuslat cennet mahreçli; bu ayrılık sonradan

            Rengi olmaz gölgenin, suyun rengi ışıktır

            Gel sürelim devranı, bu kubbe kapanmadan

            Gözlerim yumulsa da, gönlüm sana âşıktır.

            Anne şiiriyle devam ediyoruz.

            Ak düşen yıllarım dönsün tersine

            Bir yılı bir güne satayım anne

            Dizinde minnacık başım izine

            Uzanıp yeniden yatayım anne…

            Aşkın tanımında bir türlü nokta koyamıyorum. Tanımlar, yaşanılan aşkı anlatmakta, her açıklama fark derinliği ifade etmektedir. Şiirle anlatmak zor ve özel anlatımların disipline edilmiş halidir.

İlhami Bulut son Elazığ ziyaretimde tanıdığım, dostluğu, gönlü, doğallığı silinmez iz bırakan gönül insanı.  Şiirlerinin tamamını okuduğumda gördüm ki, fevkalede zengin kelime haznesi, şiir bilgisi, duygu yükü ağır ve kontrollü, vuslatı özleyen, isteyen bir usta rahatlığı, bilgi ve birikimiyle mısraları dörtlükleştirirken sevgiyi ilmek ilmek işleyen bir şair sonucuna ulaşıyorum.

            Türkülü Hasret şiirinin son kıtasında;

            Yüz bin şiir olsa da senin öykün biter mi!

            Aklım gitti başımdan, aklı olan sever mi!

            Aşk dediğin hasrettir aşk duvağa girer mi!

            Bekliyorum ben seni, gelsen de gelmesen de…

            Sevdaların tatlı serinliğinde rahat ifadeleriyle yürüyen şair, yaşadıklarını Harput’la, Anadolu ile bütünleştiriyor.

            Şair şehitleri unutmuyor, Şehidim şiirinde;

            Çektim şahadeti durdurdum zamanı

            Komutan seslendi, sesi donmuş nineme

            Şimdi Vatan Sağ Olsun deme zamanı

            Yetmiş milyon evlat yaslanmış anneme…

            Uzun bir gecede kısa bir rüyayla leylalara ulaşan şairin, köpüklü dalgalarda denizin dik yokuşunda esen rüzgârlara gülümseyişiyle suya kavis çizen ay’ın hilâl duruşuna ulaşması, bulut kümelerinin nehirlere ulaştığı anlara eştir.

            Aşksız şiir nice şiiridir. Harflere takılıp hafif bir görüntü ya da okunuş algısı çıplaklığıyla nasıl ifade edilebilir.

            Kalbini aşk hisselerine teslim eden bir kalemden damlayanlar şiir olur elbet.

Hayali ruhlarla zifiri karanlığı aydınlatmak ancak yüreğin yangınlarıyla mümkündür.

Biliyorum ki şair İlhamı Bulut’tan yeni sızıntılar gecikmeden okuyucularına ulaşacaktır.

 

15.02.2015 / Ankara