Paçasından Çekenler Memleketi

Memleketin tümünde yaşanan hengâme aynen Tokat’ta da yaşanıyor. Seçim zamanlarının bildik görüntülerine şahidiz. Afişler, tanıtım toplantıları, vaatler, aday olduğu şehri tanımaya çalışan aday adayları, gülümsemekten yüzlerinin ifadesini kaybedenler ve içine düştüğümüz sonsuz gürültü.

Tokat’ta birçok aday adayıyla tanışma, görüşme fırsatımız da oluyor. Yapacaklarını, Tokat’ı nasıl kalkındıracaklarını projeler şeklinde anlatıyorlar. Aday adaylarından birinin yaptığı tespit, bildiğimiz bir gerçeğin bu kadar aleni olması açısından oldukça dikkatimi çekti. Adı bende saklı aday adayı diyor ki: “On gündür Tokat’tayım. Şunu gördüm ki Tokat’ın kalkınmamasının, ileri gidememesinin sebebi Tokat’ın insanından geçiyor. Birbirini eleştirenler, ileri çıkanların paçasından çekenler, destek olunacak ne varsa acımasızca eleştirenler var bu memlekette. Çekememezlik almış başını gitmiş. Kayseri’nin, Sivas’ın kalkınmasının temelinde birbirlerine olan tutkunlukları yatıyor.”

            Kitabın ortasından konuşuyor demek, herhalde bu olsa gerek. Bunu her Tokatlı biliyor zaten ama bu gerçeği Tokat’ta yaşamayan birinin on günde anlamış olması acı bir gerçeği de ortaya koyuyor; bizim düşmanımız sadece biziz.

            Destek olunması gereken yerde ileriye çıkanlara köstek olmak, ancak şehrin gerilemesini sağlıyor. Buna şahit oluyoruz. Bir güzellik gördüğünde önyargısız bir şekilde çıkıp da “Evet, güzel şeyler oluyor.” demek büyüklüktür. Bunu yapamıyor birçoğu.

            30 Mart seçimlerinden sonra Tokat’taki değişime herkes şahit. Şehrin dört bir yanındaki değişimi görmemek imkânsız. En basitinden, yıllardır yapılamaz denen kaldırım işgali bile sona erdi. Şimdi durum böyleyken birileri çıkıp da; “Işıkla, kaldırımla, bankla vs. ile belediyecilik olmaz.” diyor. Sormak lazım, neyle olur peki? Fabrika istiyoruz diyorlar. Hem de fabrika kurmanın belediyeyi direk olarak ilgilendirmediğini bile bile. Ben kendi adıma şehrin kültürel olarak nasıl bir yükselişe geçtiğine şahidim. Önyargısız olarak eleştirmek erdemli olmayı gerektirir.

            Paçasından çekmek mevzusu beni de ilgilendiriyor. 1995’ten bu yana dergiler çıkaran, kitaplar yazan, söyleşiler, konferanslar düzenleyen biri olarak ilk defa kendi memleketimde aktif olarak görev almaya başladım. Türkiye’nin birçok iline imza gününe ve çeşitli toplantılara katılmış biri olarak kendi şehrimde yeni yeni bir şeyler yapma gayreti içine girdim. Demek ki her şeyin bir vakti varmış düsturundan hareketle ele aldığımız işleri değerli dostum Ali Bal ile en iyi şekilde yapma gayretindeyiz. Elbette Belediye Başkanımız Eyüp Eroğlu, Kent Konseyi Başkanımız Abdullah Gürbüz, Belediye Başkan Yardımcımız Selahattin Kelemci’nin sonsuz destekleri ile. Milli Eğitim ile ilgili programlarda da Milli Eğitim Müdürümüz Levent Yazıcı da her zaman bizim yanımızda olarak bizlere tam destek olmuştur.

Benim mevzum biraz şahsi. Okullara söyleşi ve imza gününe gidiyorum. İlkokul öğrencileriyle okur-yazar buluşması yapıyoruz. Birçok yerde de mükemmel sonuçlar aldık. Fakat gördüğüm asıl sorun şu; Tokat’ta bir okulda görev yapan bir öğretmenin okullarına söyleşi ve imza gününe gelmiş olması birçok öğretmenin umurunda bile değil ya da öyle davranıyorlar. Söyleşinin tam ortasında parmak kaldıran bir öğretmen şu soruyu yöneltiyor bana: “Hocaaa, sen hangi okulda çalışıyorsun?” Devam ediyor söyleşi. Bir başkası soruyor; “ Hocaaa, bizim öğrenciler kitap almayacakmış.” Hatta bu ilgisizliğe kılıf bile bulanlar var gevrek gevrek gülerek manalı atasözleriyle yolcu edenler de yok değil.

            Gittiğim bir okulda aylar öncesinden haber verilmesine rağmen kimsenin haberi yokmuş gibi davranması, sınıflarına söyleşi için girdiğimde Allah’ın selamının bile havada kalması, ben öğrencilerle sohbet ederken sınıfını bırakıp öğretmenin dışarı çıkması acaba hangi duygular ile ifade edilebilir?

Tokat’ta söyleşi ve imza günü yapmak için illa şehir dışından mı gelmek gerekiyor? Ben yaşadıklarımdan sonra şu kanaate vardım, Tokat’ın dört bir yanının Sivaslılar tarafından kuşatılması hiç de tesadüf değil. Bizden olanın bizde ne yazık ki itibarı olmuyor.

 

            Tokat’ta kitaplarımı imzalatmak istemeyenler için bir alternatif olarak İstanbul’daki programa davetim olsun buradan. 5 Mart 2015 Perşembe günü Türkiye’nin en büyük fuarlarından biri olan CNR’de ( İstanbul- Yeşilköy) Çocuklar Çocukluğunu Bilsin kitabımı imzalayacağım. Beklerim.