BÜYÜK TÜRK HÜKÜMDARI SÜLEYMAN ŞAH KİMDİR. -2-

Malazgirt Savaşından sonra Anadolu’nun bütün kapıları Alp-Arslan tarafından Türklere sonuna kadar açılmış ve Anadolu’da Türk Birliği sağlanmıştır.

Alp-Arslan’dan sonra Anadolu’da Türk Birliğinin sağlanmasında KutalmışoğluI.Süleyman Şah( I.KılıçArslan’nın babası) gibi Türk Komutanların emeği çok büyüktür.

Yılmaz Öztuna’nın tespitlerine göre,Sultan Melik Şah, ayrı baş çeken Türk komutanları Artuk ve Tutuş üzerine büyük Türk komutanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah yönetiminde bir ordu gönderir. İki Selçukluoğlu ordusu karşı karşıya gelir. Halep yakınlarında bu iki Selçuklu ordusu savaşa tutuşur. Süleyman Şah savaşı kaybeder ve bu savaşta vuruşarak ölür. Süleyman Şah’ın naaşı ve iki askeri Halep yakınlarında Caber kalesi eteklerine bir kümbet’e defnedilir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde İmparatorluk sınırları içerisinde olan mezarın bulunduğu yere bir türbe yapılarak buraya “TÜRK MEZARI” adı verilir.

Süleyman Şah’ın mezarının bulunduğu yere o türbeyi yaptıran II Abdülhamit’tir. 

Süleyman Şah’ın mezarının bulunduğu türbenin yerinin, yani Caber Kalesi’nin Türk toprağı olmasını sağlayan Mustafa Kemal Atatürk’ün bulunduğu meclistir.

20 Ekim 1921’de Fransa ile Türkiye arasında imzalanan Ankara Antlaşmasının 9.maddesi ve 24 Temmuz 1923 Lozan Anlaşmasının 3.maddesi gereğince Caber Kalesi ve Türbe müştemilatı ile beraber Türkiye Cumhuriyeti toprağı olarak kabul edilmiş ve Türkiye burada muhafız bulundurma ve bayrağını çekme hakkı kazanmıştır.2. Abdülmecid kendisinin ve Osmanlı Hanedanının atası olan Süleyman Şah’ın mezarıyla ilgili olarak TBMM’sinin gösterdiği çalışmalara teşekkür ettiğini bildirir.

Suriye Hükümeti Fırat nehri üzerinde 1968’de Tabka Barajı yapacağını, Caber kalesi ve Süleyman Şah türbesinin yerinin değiştirilmesini veya Türkiye’ye taşınmasını ister ve bunun için Türkiye’ye bir NOTA verir. Türkiye’de buna karşılık bir NOTA verir ve Keban barajı kapaklarını kapatır. Fırat’ın sularının Suriye’ye akışını engeller. Bunun sonucunda bir anlaşma yapılır. Buna göre:

“Türbe ve karakol müştemilatı ile birlikte 1973 yılında Halep’e 123 Km, Şanlıurfa’ya 92 Km uzaklıktaki Fırat’ın doğu kıyısında ki Hasseki yolu üzerinde bulunan Karakozak köyü yakınında 10 dönümlük yeni yerine taşınacaktır.”denir. Ve oraya taşınır.

1995 yılında, Suriye hükümeti bu kez de Fırat Nehrinin daha üst kollarında inşasına başladığı Teşrin Barajı sebebiyle Süleyman Şah türbesinin başka bir yere taşınmasını gündeme getirir. 2001 yılında Fırat nehri üzerindeki Teşrin barajı tamamlanır ve Suriye Türkiye’ye baskıyı artırır.57’ci Hükümetin Başbakanı Bülent Ecevit Süleyman Şah Türbesi ile ilgili anlaşmazlık çıkınca bu “SAVAŞ SEBEBİ SAYILIR” der.

23 Ocak 2003 tarihinde Ankara’da “Süleyman Şah Türbesi Tahkimat Projesinin uygulanmasına ilişkin Tutanak” imzalanır.10 dönümlük türbe arazi sınırları tahkim edilmiş, türbe içi ve dışı onarılmış, karakol binası da yeniden inşa edilmiş ve ziyarete açılmıştır.

30 Mayıs 1938’de modern bir karakol yaptırılır.1949’da Caber Kalesi Jandarma Karakolunda bir Astsubay, bir onbaşı ve 8 er türbeyi korumaktadır.

Türkiye ile Suriye arasında 1956 yılında Halep’te üst seviyede yapılan toplantı sonucunda alınan karar gereğince “Türbe, her ayın 7’sinde gönderilecek koruma kıtası tarafından korunacaktır.”denilmektedir.

Günümüze kadar her ayın 7 ve 20’sin de karakolun ikmali sağlanmakta ve personel değişimi yapılmaktadır. Türbe ise 20.Zırhlı Tugayı 3.Hudut Alay Komutanlığı 2.Hudut Taburuna bağlı 25 asker tarafından korunmaktadır.

13 Mart 2014 de Özgür Suriye Ordusu(ÖSO) ile El-Kaide’nin Suriye kolu Irak ve İŞİD adlı terörist grup arasındaki çatışmalar sonucu Karakozak Köyünde bulunan Türbenin bulunduğu bölge İŞİD kontrolüne geçti. İŞİD 20 Mart 2014 de Türkiye’nin 3 gün içerisinde Süleyman Şah Türbesini boşaltıp Türk Bayrağının indirilmemesi durumunda türbeyi yerle bir edeceklerini yuotube üzerinden ilan eder.

26 Mart 2014 de NTV de Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Süleyman Şah Türbesine yönelik İŞİD tehdidi ile ilgili soruya;

“Böyle bir yanlışlık olacak olursa gereği neyse yapılacaktır.

Bu topraklar bizim toprağımızdır. Bu topraklardan yapılacak bir saldırı aynen Türkiye’ye yapılmış bir saldırıdır.”şeklinde cevap verir.

Ahmet Davutoğlu’da “Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu toprakların uluslar arası hukuk gereğince Türk toprağı olduğunu ve bir tehlike söz konusu olması halinde her türlü karşılığın verileceğini” açıkladı.

Genel Kurmay Başkanlığı 26 Mart 2014 de “Süleyman Şah Saygı Karakolu hariç Suriye topraklarında herhangi bir birliğin olmadığını” açıkladı.

Yıl 2014’de Başbakan Recep Tayip Erdoğan Süleyman Şah Türbesi için;

Kimse sabrımızı sınamasın!”

Ne oldu?

PKK’nın Suriye kolu PYD ile anlaşma yaparak onun açtığı 5 Km’lik yoldan geçerek APO ve PKK bayraklarının gölgesinde Süleyman Şah’ın naşını ve onu koruyan askerleri, tanklar ve ağır silahlar eşliğinde PYD’nin kontrolünde APO ve PYD bayrakları gölgesinde bir bölgeye taşındı. Türbeyi yerle bir edip Türk Bayrağını da söküp arkalarına bakmadan Türk toprağını terk ettiler.

Kerküklü bir Türkmen ne diyor:

Süleyman Şah Türbesi ve oradaki Türk askerleri bizim için bir moral kaynağı idi. Onu da kaybettik. Orası da Türkmen toprağı idi. Musul kaybetti, Kerkük kaybetti. Türkmenler kaybedildi.”

Hani burası uluslar arası kanunlara göre Türk toprağı idi. Vatan Toprağını bırakıp kaçanlara ne denir? Cevabını siz verin?

Toprak:

“Uğrunda ölen varsa vatandır.”

Yanlışlık yapıldı. Gereği yapıldı mı?

Sabrımızı denediler, biz ne yaptık?

Bu bir tahliye operasyonu muydu?

Yıl 1996 Başbakan Tansu Çiller, Kardak kayalıklarına Yunan bayrağı dikilmişti. O bayrağın indirilmesi için:

“O bayrak inecek, o asker gidecek.” Demiş,

O bayrak inmiş ve o asker gitmişti.

13 yıllık AKP döneminde ise:

16 ada Yunan askerleri tarafından işgal edildi.

Süleyman Şah Türbesinin bulunduğu Türk toprağı terk edildi.

Türkmenler yalnızlığa itilip onlarla bağlarımız koparıldı.1000 yılık Türk toprağı üç beş teröristte teslim edildi.

90 yıldır yapılamayanı başardılar.

Böyle dost olduktan sonra düşmana ne gerek var!

Tebrik ederiz. Çok cesursunuz!

Bir Tansu Çiller bile olamadınız!

 

Kadının fendi erkeği yendi.