Dur demek elimizde…

İstanbul Dünyanın üçüncü mega kenti. İstanbul'a Türkiye'nin her ilinden, ilçesinden ve köylerinden gelip herhangi bir vesileyle yerleşmişler. Dünya'nın diğer ülkelerinden de yerleşenler, mekan tutanlar olmuştur. Gezmeye, eğlenmeye, ticaret yapmaya gelenlerin, savaştan kaçıp gelenlerin mega kentidir İstanbul. Yaşanacak bu güzel kent, güzelliğiyle bütün dillere destandır. Dillerin, dinlerin, renklerin buluştuğu yerdir. Coğrafi yapı bakımından da  Dünyanın en güzel illerin arasındadır.

Türkiye'nin yaşamına İstanbul'dan bakılınca pek de iç acıcı  görünmüyor. Zengini, eğitimlisi üst sefada. Yoksulu, açı, işsizi, bilgisizi gece kondular da yaşam mücadelesindeler. İnsanlar yaşadıkları yerde mutlu olsalardı bu kente sadece gezmeye eğlenmeye, ticarete, eğitime gelirlerdi. Göçüp gelmezlerdi buralara. İstanbul’da taşıyamayacağı kadar yük ve sorumluluk altına girmezdi.

İnsanlar neden huzurlu ve mutlu olamıyorlar. Bu kadar cinnet, hırsızlık, soygun, işsizlik, yalan, aldatma, tecavüz ve ölümler. Eğer sorunlar çoğaldı, olaylar attıysa demek ki bizleri yöneten idarecilerde sorun var demektir.

Önümüzdeki günlerde milletvekili seçimi var. Ağzı laf yapan, iyi giyimli, parası olan, mülkü çok olan insanlar karşımıza çıkacak bizlerden güç üne dayalı oy isteyecekler. İyi niyetli saf temiz, eğitimsiz, bilgisiz bırakılmış halktan oy isteyecekler. Halkı inandırmak için yalan söyleyecekler, satın alacaklar, tehdit edecekler, etnik kimliği kullanacaklar, dini öne sürecekler, Atatürk'ü kullanacaklar iktidarlarını kuracaklar. Halkın sorunu biteceğine katmerleyip önümüze gelecek. Kazanma hırsıyla mega projeler akıl almaz vaatler, hısım akraba, eş dost devreye girecek. Yeter ki ben vekil olayım, en yüksek maaşı alayım, geleceğimi kurtarayım, çocuklarımın istikbali kurtulsun, bir yerlerden gayri menkul zengini olayım, kırmızı pasaport, ölünceye kadar rahat bir yaşamım olsun. Gerçek vekiller yok mu elbette var. Onları bulup seçip vekil olarak göndermeliyiz. Kısacası hak edene değer vermeliyiz.

Dün iyi olduğu insanla, bu gün  kötüleyen, aynı siyasi kulvarda yürürken biri, diğerinin ayağını kaydıran, insanlar çevremizde bizlere şirin görünmeye çalışan insanlar var.

Çalışkan, dürüst, ayrım yapmaya, iyi eğitilmiş, bilinçli, bilime sanata değer veren, bizleri dünya ya tanıtabilecek değerde insanları Ankara'ya göndermeliyiz. Bu insanlar bizleri yönetirse belirli bir süre akıl ve bilim galip gelerek ülkenin sorunları çözülür. Aksi taktirde her gün bir olay olur ve bizler de ''Allah’ın taktiri'' der geçeriz.

Kurtuluş bizlerin ellerindedir. Başkasından medet beklemek nafiledir. Kanma, kandırılma yaşamınızı başkalarının ellerine bırakmayınız.

Yalana, talana karşı duracak bizim oylarımız olabilir.

Geçim sıkıntısı nedeniyle, aklını oynatıp cinnet geçirenleri oylarımızla önleyebiliriz.

İşsizliği, hırsızlığı, soyguna dur diyebiliriz.

En önemlisi intiharlara, faili meçhul ölümlere son verebiliriz.

Geleceğimiz olan çocukların iyi bir eğitim almasına oylarımızla başarabiliriz.

Ülkemiz için yıllarımızı veriyoruz. İyi bir gelir, emeklilikte rahat bir yaşamı doğru dürüst insanlar seçerek  geleceğimize yön verebiliriz.

Sen, ben yok. Bu gemide hep beraber yolculuk ediyoruz. Bize verilen hayatı hep beraber mutlu yaşamak bizlerin ellerinde. Bir ülkemiz, bir Cumhuriyetimiz, dünyada tek bayrağımız var. Acılara, yoksulluğa dur demek elimizde. Oy namustur, oy vatandır satılamaz, satın alınamaz. DUR DEMEK ELİMİZDE. Nasıl istiyorsanız öyle yönetilirsiniz. Her şeyin hayırlısı.

 

Süleyman  Erkan   08-03-2015