ELİF GİBİ YAR OLMAK kitabının yazarı Ali Rıza Kaşıkcı:

ELİF GİBİ YAR OLMAK  kitabının yazarı Ali  Rıza Kaşıkcı:

 

”Türkiye’deki okuyucuların çoğu

seçici okuyucu değil

geçici okuyucudur”

SORU- Bize kısaca kendinizi  tanıtır  mısınız? Bugüne kadar hangi okullarda okudunuz? Nerelerde çalıştınız?

Ali Rıza KAŞIKÇI-  Öğretmen…

Türkçe Öğretmeni!

Niğde Üniversitesi Eğitim Fakültesi 2012 mezunu.

Niğde Ulukışla… Toroslar’a nazır bir pencere… Parasız yatılı lisede iki buçuk yıl… okudum.

Antalya Gazipaşa… Akdeniz’in dibinde yarım kalan liseyi tamamladım.

Konya Ereğli, Çayhan Kasabasında ilköğrenimini tamamladı. (Türkçe hocasını hiç unutmaz. Çünkü Türkçe Öğretmeni bir yılda yüz kitap okumayanı dersinden geçirmez.)

Şubat 1987… Kar, kış, ayaz… Pencere camları buz tutmuş. Rüzgâr yerden aldığını göğe savuruyor…

16 Şubat 1987… Ali Rıza KAŞIKCI, “NEMELÂZIMCILIK” ve “DERTSİZİM” akımlarına tepki olarak doğdu…

Doğduktan üç gün sonra ağlayan bebek, derdin ne diyen soran olmadı mı?” diye sorar ara sıra kendine

 

Kendi ağzından kim diye sorarsanız:

“Seyyah… Düşler Ülkesinde.     

Ah avcısı… Dertler Âleminde.

Anlatıcı&Yazıcı… Rıza Dairesinde.”

“Bir tepeden şehirdeki insanları izlemeyi sevsem de insanlara tepeden bakanlardan pek hazzetmem”

“Okumadan yazmak,  dinlemeden konuşmak ve ağlamadan gülmek” ten sükut deryasında boğulmayı tercih edenlerdenim.

“Acı ve tatlı ya da bunun ikisinin arasında kalanları 29 harfle “Özgeçmişli bir zamanla bir sayfada anlatmak mümkün mü?”

Özgeçmişi bu kadar.

Ya Özgeleceği?

Orasını Allah bilir!


SORU- Neden Türkçe Öğretmenliği? Bu okulu tercih etmeden  önce ve şu an duygularınız arasında ne farklar var?

 

ALİ RIZA  KAŞIKÇI- Günümüz meslek seçimlerinde aslında kişilerin mensup olduğu aileler ve akrabalar, bulunduğu sosyal çevre çok önemli. Ben de kırsal kesimde zorluklarla yetişmiş biri olarak “En azından bir memur olalım da kendimizi kurtaralım!” fikrinde bir tercih yapmıştım o zamanlar. Ama şimdilerde “İyi ki de Türkçe Öğretmenliği” okumuşum diyorum. Türkçe Öğretmenliği okumanın faydalarını ilerleyen yıllarda yaptığım yazınsal çalışmaları üst seviyeye çıkarmak üzere yeniden keşfettim.

Ayrıca Türkçe Öğretmenliği bölümünü okurken Türk Edebiyat’ındaki şair ve yazarları tanıma ve tahlil etme fırsatına erişmek de büyük mutluluktu. Üniversite yıllarındaki edebiyat derslerinde edebiyata olan ilgim giderek arttı. Bir süre sonra da edebiyat benim için var geçilmez bir şey oldu.

 

SORU -Elif Gibi Yar Olmak kitabınızın  yazılma ve yayınlama hikâyenizi anlatır mısınız? Bu kitap çıktıktan  sonra gösterilen ilgiyi nasıl buldunuz?

 

ALİ RIZA KAŞIKÇI-Elif Gibi Yar Olmak kitabını yazmaya 2010 yılında yazmaya başladım. O zamanlar Elif ile Âdem isimli bir şiir yazmıştım. Sonra bu şiirin üzerinde bir hikâye oluştu kafamda.  Sonra yazmaya başladım. Bu kitabı yazarken zaman zaman uzun aralar verdim. Bekledim. Durdum. Etrafı dinledim. Mezarlıklarda dolaştım. Şehrin yüksek binalarından sokaktan geçen insanları izledim. “Ben ne yapmalıyım da yazdığım kitap insanların yüreğine mıh gibi çakılmalı?” diye günlerce düşündüm. Gönül kabım doldukça da kâğıda dökmeye başladım içimdekileri.

            Bu kitabı yayımladıktan sonra Türkiye’nin çok çeşitli yerlerinden değişik tepkiler aldım. “Sonunu böyle bitirmek zorunda mıydınız?”, “Bu kitap beni hüngür hüngür ağlattı!”, İçimizdeki yaraları yeniden deştiniz!” diyenler oldu. Sonuçta Elif Gibi Yar Olmak, Lore Kitap’ın özverili çalışmasıyla kısa sürede ülkemizin her yerine ulaştı.

SORU-  Bu kitabı hangi kesimlerin hangi gözle  okumasını ve faydalanmasını  istersiniz?

 

ALİ RIZA KAŞIKÇI- Şunu açıkça söylemeliyim ki Elif Gibi Yar Olmak kitabı her okuyucunun harcı değildir. Burada okuyucuyu küçümsemek gibi bir niyetimiz asla yoktur. Türkiye’deki okuyucuların çoğu seçici okuyucu değil geçici okuyucudur. Toplumumuzda medya argümanlarıyla dayatılan kitapları okumayı yeğleyen bir okuyucu kitlesi mevcut. Biz Elif Gibi Yar Olmak kitabını 15 yaş üzeri herkese öneriyoruz ama içinde kabuktan öze inme telaşı olanların için “acil okuma” çağrısı yapıyoruz. Çünkü her şey gibi kitap da sıcağı sıcağına okunmalı!

 

SORU-  “Kabuktan öze inme telâşı taşıyan okuyucu” tabirini kullandınız. Bu tabir sizce ne anlam ifade ediyor?

 

ALİ RIZA KAŞIKÇI- Biz insanlar olarak vücut gözüyle gördüğümüze aldanıyor, gönül gözüyle gördüğümüze ya da gönül gözüyle görenlere pek itibar etmiyoruz. Oysaki dünyadaki her insan kabuğundan öze doğru bir sefer halinde olmadır. Zaten dünyadaki çoğu şeyin kabuğundan özüne doğru inildikçe, o nesnede yaratıcıyı göreceğimize emin olabiliriz.

Okuyucuları da kitapların kapağından, reklamlarından ve tanıtımlarından sıyrılıp “Okunacak kitabın özünde ne var?” sorusuna muhatap olmaya davet ediyoruz. Kabuktan öze inme telaşı okuyucular açısından “Kapaktan Söze” inme telaşı olarak algılanabilir.

 

SORU-  Gençlerde kitap okuma alışkanlığı genelde yok ama  Elif Gibi Yar olmak  türü kitaplar okunuyor bunun sebebi nedir?

 

ALİ RIZA KAŞIKÇI- İnsanlar modern hayatın karmaşasından, sosyal ve bireysel bunalımlardan bıkmış durumda. Bu gibi kitaplar bana göre bireyler üzerinde terapi etkisi yapıyor. Bir nevi hayatın yaşanmaya değer olduğunu aşılıyor genç kuşaklara.  Tabi bir de beş yıl önce kaleme aldığımız bu kitabım Elif mefhumunun sıkça incelendiği bir döneme denk gelmesi de kitabımızın okunmasını sağlıyor.

 

SORU- “Elif” simgesi son zamanlarda  çok kitaba  isim oldu.  Elif in edebiyatta ve dini literatürdeki simgesi sizce nedir?

 

ALİ RIZA KAŞIKÇI- Elif harfinin şu ana kadar tam bir tabiri yapıldığını söyleyemeyiz. Çünkü biz Allah’ın indinde olan şeyler için ne kadar yorum da yapsak her zaman bir şeyler eksik kalacaktır. Alimler ve ulemalar Elif’in tek ve biricik anlamına geldiğini söylerler.  Biliyorsunuz ki Elif harfi hiçbir harfle birleşmez. Elif harfi sadece doğu edebiyatında değil batı edebiyatında da sık sık işlenmiştir.  Bizim edebiyatımızda ise Elif harfini sevgilinin boyuna benzetme gibi bir teşbih kullanılır. Halk Edebiyatımızın güçlü isimlerinden Karacaoğlan da “İncecikten bir kar yağar, Tozar Elif Elif diye.”  dizeleriyle gönüllerde taht kurmuştur.

            Elif Gibi Yar Olmak kitabındaki Elif tasviri ise  “Allah’a giden yol” anlamındadır. Kitapta Elif ile Adem arasındaki aşkın katlanarak her iki tarafında nefsini bu aşkın ateşinde yakması anlatılır.

SORU-  Aşkı siz nasıl tarif edersiniz ve   gençler gerçek aşkı nasıl görebilirler?

 

ALİ RIZA KAŞIKÇI- Sokakta annesinin kucağında güzel bir bebek gördüğümüzde o bebeği annesinin rızasını almadan sevemeyiz.  Çünkü o bebeğin üzerinde annesinin emeği ve tasarrufu vardır. Peki, biz güzel bir bebeği bile annesinin rızasını almadan sevemiyorsak; dünyadaki bütün güzelliklerin sahibi Yüce Allah’ın yarattığı bir kulu severken niçin O’nun rızasını almayı düşünmüyoruz?

            Bu durumdan yola çıkacak olursak, insan fani şeyleri sever, baki şeylere aşık olur. İnsan, kendisi gibi fani olan başka bir insana âşık oldum desem yanılır. Çünkü aşık olduğu o insanın yüzündeki tecellidir. Kişi dengini, ancak sever. Güvenir. Sadakatle bağlanır. Aşk bu işin ince kısmıdır. Kişi ancak beşeri aşkla yola çıkar ama beşeri aşkta kalan da yolda kalır. Allah’tan başka her neye yaklaşsak o aşk değildir. Allah’tan başka her neyden kaçsak o aşka kaçıştır.

SORU-  Doğuda  görevli bir öğretmen ve yazar  olmanın dezavantajları ve avantajları nedir?

ALİ RIZA KAŞIKÇI- Şırnak’ta öğretmenlik yapmanın Doğunun ve batının Allah’a ait olduğunu idrak etmek için çok güzel bir avantaj olduğunu; doğuda ve batıda aynı anda herkese ulaşabilme adına çok acı bir dezavantaj olduğunu düşünüyorum.

 

SORU-  Son olarak sizin bir edebiyat anlayışınız mevcut mu? Yeni çalışmalarınız hakkında da birkaç ipucu verebilir misiniz?

 

ALİ  RIZA KAŞIKÇI- Bizim edebiyat anlayışımız, bu çağda edebiyatın ne sanat için ne de toplum için yapılması. Bize göre bu çağda edebiyatın en çok da “edep” için olması gerektiğini haykırmak, edebiyattaki asıl gayemizdir. Günümüzdeki çok sattırılan kitapların edepten yoksun edebiyatçıların elinden çıktığını gördükçe her duyarlı edebiyat aşığı gibi benim de yüreğim sızlıyor. Asıl gayemiz olan Hak ve Hakikat arayışını edebiyat sayesinde edepli bir şekilde sürdürmeye devam etmek istiyoruz.

            Yeni Çalışmalarımız da hızla devam ediyor. İnşallah yakın zamanda kelimeleri, kavramları, bazı söz öbeklerini sorguladığımız şiirsel denemelerden oluşan bir kitapla ve peşi sırada zihinlere kazınacak sıra dışı bir romanla okuyucularımızın karşısında olacağız.

            Bizimle bu güzel söyleşiyi gerçekleştirdiğiniz için size teşekkür ediyoruz. İnşallah sizleri yeniden raflarda görmek bizleri mutlu edecektir.

            Ben de Ali Rıza KAŞIKÇI olarak röportajımıza son verirken siz değerli Umutcan Umut Bey’e teşekkürlerimi, muhterem okuyucularımıza da muhabbetlerimi sunuyorum.