Güven

İnsanın güvende olması, güvenerek yaşaması güç verir insanlara. Bir bebeğin ana sıcaklığı, bir çocuğun babasından aldığı cesaret ve güven gibi. Cesaret güvenden ve bilgiden gelir. Avrupa ülkelerine hiç gittiniz mi? Eğer gittiyseniz gözlem ve deneyleriniz nelerdir? Ben de  Almanya ve Hollanda’dan kısaca gördüklerimi paylaşayım. Bilgi, düzen, iş, disiplin, kural ve kanunlara uyma, kimseye zarar vermeme, kimseden de zarar görmeme. Kanunların herkese adil ve eşit işlemesi. Eğitim ve öğretim ve bilime gerektiğinden fazla önem verilmesi. Yaşamlarında sevgi, hoşgörü, saygı kurallar çerçevesinde var. Kavga, kötülük, haksızlık, şiddet kötülükler olmuyor mu? Elbette oluyor, yapanlar da kesinlikle kanun önünde hak ettikleri cezayı mutlaka alıyorlar.

            Cadde ve sokakları düzenli, evleri genellikle iki katlı bahçeli. Her iki evin arasında yol ve küçük bahçeleri yer alır. Bahçelerini muntazam ve düzenli bitkilerle süslemişler. İnsan bahçelerin güzelliklerinde başka bir şey görmüyorlar. Evin alt tarafı salon ve büyük bir camı var. İçindeki kişilerin neler yaptıklarını rahatlıkla seyredebilirsiniz. Kimi aile yemek yiyor, kimisi, kitap gazete okuyor, kimisi sohbet ediyorlar. Yabancı olanlar ilk önce  merakla bakarsın, belirli bir süre sonra bakmaya ihtiyaç bile duymazsınız. Küçük bahçenin güzelliği sizi  etkiler. Bahçenin duvarları yok denecek kadar küçük, çizgi halinde. Sokak başlarına yaya geçitleri, ışıklı yaya geçitleri yapılmış. Her evin mutlaka oto park yeri mevcut. Kısacası kuralların herkese işlendiği, bireyin rahat ve huzurlu yaşayacağı yerdir. Güven herkes için mevcuttur. Peki Türkiye'ye bakalım, gerçekten de Avrupa'ya benzer yanlarımız var mıdır? Her birey bir birine şüphe ve güvensizlikle bakar dururuz. Evlatlar ana ve babalarına bakmaz oldular. Ana, babalar evlatları büyüyünce bize nasıl destek ve yardım edecekler diye sorgular oldular. Bazı aileler bizim rahat ve güvenimizi sarsacak diye evlat sahibi  olmama kararı alıyorlar. Yaşadığımız mevcut sokaklar dar, kaldırımlar yüksek, İnsanların yürüme alanları neredeyse yok. Evlerin kapıları çelikten, ikinci bir kafes kapı yapılmış girilmesin diye. Her sokak başında birer, ikişer kamera, esnaflar korkusundan kamara ve alarmla kendini güven altına almış. Büyük A.V.M’ler güvenlik görevlileri her köşede görmek mümkün, kameralarla ve alarmla, denetlemelerle kendini koruma altına almışlar. Hastaneler, üniversitelerde de bu sistemi görmek, yaşamak mümkün. İlköğretim okullarının duvarları sanki kale duvarı gibi. Bir gökyüzünü görebilirsiniz. İşçiler işverene güvenmezler, işveren çalışanına güvenmezler. Sokakta yalnız yürümeye korkarsınız, başıma bir iş gelecek diye. Toplulukların içinde çevremize şüphe ile bakarız. Hırsız mı var, önümde çukur mu var? Kafama yukarıdan saksı, tavan mı düşer? Zamanı gelince neredeyse kendimize bile güvenmeyiz. Şirketler, satış elemanları teknik ve çeşitli metotlarla insanları minnet ve şükranla soyma ve aldatabiliyorlar. Arkadaşın arkadaşa güveni sınırlı ve sorumlu kalmaktadır. Bir sokağın kaldırımları ne kadar yüksekse güvensizlik ve kuralsızlık o kadar fazladır.

            Büyük kentlerde yapılan güvenli sitelere ne demeli. Apartmanların çevresine iki, üç metre uzunluğunda duvarlarla çevrilmiş. Üstüne bir metre demir doğrama yerleştirilmiş, onun üstüne jiletli dikenli tellerle donatılmış. Kapılar kontrol altında, güvenlikli, kamara takipli. Belki de ceza evleri bu derecede  korunuyor. İnsanlar güvenli sitede oturuyorlar. Bunun adı bence hiç kimse bir birine güvenmiyor demektir.

            Sizin aklınıza güven deyince neler geliyor? Güvenli bir toplumda mı yaşıyoruz? Neden aynı toprağı, aynı dili, aynı iş yerini paylaşan insanlar bir birine güvenmezler? Güvensizlik toplum değerlerini ve özünü zayıflatır mı? Kendimizi, ailemizi, sevdiklerimizi güven içinde yaşaması için neler yapmalıyız? Güven ve güvensizlik bizlere kar mı zarar mı getirir? Bu soruları siz nasıl yanıtlarsınız?

            Hepinize güven duygularının geliştiği, katıksız güvenip, inanıp saygının sevginin çiçek açtığı bir bahar sabahı olsun, selam olsun güveni içinde yeşertip geliştirene...

 

            Süleyman Erkan

            10-03-2015

            Sancaktepe-İstanbul.