Sivas’ın Zara İlçesinde Üniversitelilerin Sorularına Cevaplarım

Sivas’ın Zara ilçesinde görev yapan Yrd. Doç. Dr. Şerife Angun’un daveti ile Zara ilçesine giderek Veysel Dursun Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu Öğrencilerine (4 yıllık) ve Ahmet Çuhadaroğlu Meslek Yüksek Okulu (2 yıllık) öğrencilerine konuşma yapmıştım. Bu konuşmada Öğrenci Kulübü Başkanı Esra Celep ve Hülya Temel’in çok çalışarak Ahmet Çuhadaroğlu Meslek Yüksek Okulu öğrencisi iken DGS’de başarılı olarak Veysel Dursun Uygulamalı Bilimler Yüksek Okulu’na geçmesi takdirimi toplamıştı. Mustafa Koç ve Mehmet Korkmaz adlı öğrencilerin ilgisi ile mutlu olmuştuk.

Sivas’tan bizlere katılarak, eşlik eden Cumhuriyet Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği Kulübü Başkanı Umut Akkaya ile Sosyal Hizmet Uzmanlığı Bölümü Öğrencisi Muhammed Emin Türkyılmaz’a da teşekkür ediyoruz ayrıca…

Konuşma sonrasında öğrencilerin soruları ve cevapları şöyle olmuştu:

SORU- Öncelikle azminizden dolayı sizi kutluyorum. Bu azminizi ve başarınızı neye borçlusunuz? (Furkan Erkan)

CEVAP- Okumak ve okuduklarım üzerinde düşünerek, uygulaması mümkün olanları da uygulayarak başarıyı yakaladım. Keşke daha çok okusaydım daha güzel başarılara imza atardım.

SORU- Engelli kişilerle sürekli olumlu ya da olumsuz iletişim kursak onları hayata daha sıkı tutunmalarını sağlayabilir miyiz? (Emrah Doğan)

CEVAP- Engellilerle normal insan gibi olumlu iletişim içinde olmak her zaman onların hayata daha sıkı tutunmalarını ve hayatı sevmelerini sağlar. Bazen değil hatta çoğu zaman engellileri seviyoruz diye onlarla sulu muhabbetler yapmaya çalışmak onları sadece üzmekten başka işe yaramıyor. Şahsen bir işitme engelli olarak sulu ve laubali konuşmalar yapan insanlardan uzak durarak bizimle seviyeli iletişim ve ilişkilerde bulunan insanları daha çok severek iletişim kurarım.

SORU- Birçok konferans veriyorsunuz. Burada da yaklaşık 43 dakikadır bizimle konuşuyorsunuz. Bize bakarken yüz ifademizden neler anlıyor ve hissediyorsunuz. Size verdiğimiz enerji ne yönde? (Saniye Çolak)

CEVAP- Tabii ki konuşmamı dikkatle dinliyorsunuz ve konuştuklarımı önemsiyorsunuz. Ancak bunları hayata uygulamakta çoğunuz gene gevşek davranacaksınız. Sadece dikkatle dinleyerek aynı zamanda uygulayan insanlar faydalı çıkacak. Ben ise sizlere doğru bildiklerimi anlatmanın sevincini yaşarım. Sizlerin bu anlattıklarımı hemen sonra unutmadan hatırda tutarak uygulamanızı beklerim. Bu sizin göreviniz. Ben doğru bildiklerimi anlattım sadece…

SORU- Görme engelliler kendilerini nasıl geliştirebilir? (Fatma Eker)

CEVAP – Görme engelliler yakınlarının kendilerine kitap okumasını isteyerek, sesli ve Braille Alfabesi ile yazılmış kitapları okuyarak geliştirebilirler. Kütüphanelerde sesli ve kabartma kaynaklara ulaşmak mümkün. Hatta yurt dışı kütüphanelerden bile posta ile bu kaynaklara ulaşmak mümkündür. Görme engelli yakını olanlarda onlara kitap okurken kendileri de faydalanmış olurlar.

SORU- Kişisel Gelişime sizi iten şey neydi? (Emre Kılıç)

CEVAP- Bildiklerimi gençler ile paylaşarak, onların bizim azim ve hayat başarımızdan ders alarak olumsuz hayatlarını olumlu hale getirmelerine rehberlik etme isteği beni kişisel gelişim konusunda konferanslar vermeye sevk etti.

Soru-1)  Hedeflerimizi daha açık, net ve ölçülebilir hale nasıl getirebiliriz? (Salih Battal)

CEVAP- Hedeflerimizi daha açık net ve ölçülebilir hale getirmek için bunları yazarak,  zamanla bunlarda ilerleme olup olmadığını kontrol etmek, aksaklık varsa onları da düzeltmek insanda ilerleme kaydeder. Boş konuşan arkadaşlar yerine hedefimize destek olacak insanlarla beraber olmaya gayret etmek de buna yardımcı olur.

2) Müslüman bir ülkede yaşıyoruz ama barış denilen şeyi halen insanlarımıza aşılayamadık. Sizce daha güzelleşmesi için ülkemiz insanlarının ne yapması gerekir?

CEVAP- Bunun için bireyler iyi insan ve müslüman olmaya and içerek, iyi insan ve müslüman olmanın gereklerini öğrenerek azimle bu gerekleri yerine getirirse o zaman ülkemiz daha insanca ve müslümanca yaşanan bir ülke olur. Fert fert bunu başarmak ve bilen insanlardan faydalanmaya bakmamız lazım. Ama bizler bilen insanlardan uzaklaşmaya ve boş konuşan insanlarla muhabbete devam ettiğimizden gelişimimiz hep yavaş oluyor.

SORU- Günlük hayatımızda yapmamız gerekenleri hep erteliyorum. Bunun için ne yapmalıyım. (Sibel Gök)

CEVAP – Bunun sebebi boş işler ve boş insanlara daha fazla zaman ayırmamızda yatıyor. Bizler de bir kendimizi muhasebeye çekerek boş şeylerden ve şahıslardan uzak durarak faydalı olan insanlara ve işlere odaklanarak yapılması gereken işleri zamanında yapmaya azimle devam edersek, o zaman her şeyi yapmaya zamanımızın olduğunu göreceğiz tabii ki.

SORU- Hayatınızda 3 altın kural nedir? (Cemal Yenel- Niğde)

CEVAP–Okumak, düşünmek ve uygulamak.

SORU- Hocam bizim toplumumuzda engelliler neden hep geri planda görülüyor? (Hamza Kılıç)

CEVAP – Bunun sebebi engellileri anlamıyor olmamız ve onlara empati yapmamamız. Onlara empati yaparsak ve onlara gerçek manada değer verirsek o zaman onların geri planda kalmadıklarını, burada benim gelip de sizlere konuşma yapmam gibi faydalı şeyler ile insanları motive ettiklerini görürüz.

SORU- Hayatımıza dair önemli kararlar aldığımız oluyor. Fakat bunları uygulamakta zorlandığımız dönemler oluyor. Bunu nasıl aşabiliriz? (Yeliz Özdemir)

CEVAP- Bunun sebebi azimli olmamamız ve hedeflerimize ulaşmada bizlere yardımcı olacak çevremizde arkadaşlarımızın olmaması olabilir. Gençler çevrelerinde bilgili ve kültürlü, gerçek manada onları seven ve gelişimini isteyen insanlardan kaçarak, kulağa hoş gelen ama insana faydası olmayan şeyleri konuşan arkadaşlarına daha çok bağlanarak zamanını harcıyor. Halbuki bizi gerçek manada seven güzel kitap yazı okuduğu zaman paylaşan, kişisel gelişim dergi ve kitapları ile bizi tanıştıran insanların yaşına bakmadan onlarla daha sık ve planlı görüşür ve söylediklerini de can kulağı ile dinlersek ve uygulamaya bakarsak gelişimimizi göreceğiz. Sorarım size bunu yapan kaç kişi var? Yapan gelişmez mi?

SORU- Kendimizi geliştirirken, önümüze çıkan tüm engellere karşı, nasıl tepkiler koydunuz? (Sümeyra Bayar)

CEVAP-Karşıma çıkan olumsuz ve kötü konuşan insanlar ile zaten ta çocukluktan bu yana aramda mesafe koyardım. Kötü konuşan ve olumsuz insanlardan uzak dururum ve beni olumsuz etkileyecek kişi ve kurumlardan her zaman uzak dururum. Bunu da el alem ne der diye bakmam. Bunun yanında bizi anlayan ve moral veren, anlayan insanları uzak yakın akraba, komşu diye bakmadan ziyaret eder ve onlara da mutlaka dergi, kitap yazı hediye ederim. Bu yanıma gelen gençler için de geçerli. Daha önce yanımıza gelen ama zamanla usanarak bizden kaçanlara eskiden sitem ederdim ama şu an hiç de tepki vermiyorum. Kendini gelişimine adamayan insanı ben neden düşüneyim? Demek ki her şey insanın kendinde başlıyor. “Her şey Seninle Başlar” adlı Mümün Sekman kitabının 1 milyon satmasının sebebini düşünmek lazım.

SORU- Bedenen engelleri kaldırabiliyoruz ama kalplerdeki engelleri nasıl kaldırabiliriz? (Bahar Uğur)

CEVAP-Bunu kalplere sormak lazım. Sorsak herkes engellileri seviyor ama gereksiz şaka ve boş konuşmaları ile en çok engelliler ile alay ediyor insanlarımız ve en kolay engellileri aldatabileceklerini düşünüyorlar. Tabii ki bunu da sözle yapmıyorlar. Sözde herkes engellileri çok seviyor ama hayatta en çok engelliler ile alay ediliyor. Ben bir engelli olarak bunu hissediyorum. Bu hiç de aşağılık kompleksi falan da değil. Bunu en çok da kamu görevlileri yapıyorlar ve bazen kamunun engellilerle ilgilenmesi gereken birimlerinin yöneticileri olabiliyor bu. Bunu insanlara sormak lazım, kalplerdeki engelleri neden kaldırmıyorsunuz diye.

SORU- İnsanı asıl durduran öğrenilmiş çaresizliktir. Öğrenilmiş çaresizlik duygusunu hangi yollarla silebiliriz?(İbrahim Öçalan- Yozgat)

CEVAP-Bunun sebebi çevremizde öğrenilmiş çaresizlik yaşayan ve bunu da bizlere aşılayan insanlar ile daha çok beraber olmamız. Mesela ben bir gençle tanışıyorum. Ona öğrenilmiş çaresizlikten nasıl uzaklaşacağını anlatacağımı ama bunun zaman alacağını, beni sık sık ziyaret ederse uygulamalı anlatacağımı söylüyorum. Genç giderek hemen beni daha iyi tanıdığını zannettiği insana soruyor ya da arkadaşına anlatıyor. Arkadaşı da beni yanlış tanımış veya beni yanlış anlamış ve tanımış insan ise o insan da tabii ki beni yanlış tanıyor. Halbuki “el alem ne der”i bırakıp da  kimseye bir şey söylemeden sık sık yanıma gelse ve anlamadıklarını da açıkça bana sorsa, anlattıklarımı dinlese ve uygulasa belki de öğrenilmiş çaresizlikten kurtulacaktır.

Mesela gene bir Üniversite öğrencisi ile tanışıyorum. Bana “Ağabey seni eve çaya davet etmek isterim ama ev arkadaşlarımdan çekiniyorum” diyor. Başka bir öğrenci beni evine çaya davet etse “Arkadaşların sana kızmaz mı?” diye sorunca” Sen benim misafirimsin ağabey, onları ne ilgilendirir?” diye cevap veriyor. İşte bu ikinci öğrenci gerçek manada gelişime açık insan ve öğrenilmiş çaresizliği aşar.

SORU- Ben size bir soru sormak değil, teşekkür etmek istiyorum. Çünkü benim kardeşim de işitme engelli. Hayata bakış açınız ve pozitif enerjiniz çok iyi. İyi ki geldiniz. (Zeynep Bilkay)

CEVAP- Ben de sizlere beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. Benim amacım da sizler gibi işitme engelli yakınlarına moral vererek, “Eğer işitme engelli yakınlarınız ile gerçek manada ilgilenirseniz ve onlara gereken değeri verip de eğitimlerine katkı sağlarsanız onlar da gerçek manada daha gayretle ezilmemeye ve hayata tutunmaya bakarlar” imajını aşılamak ve bu konuda sizlere umut vermektir. Bunu başardımsa ben başarılı insan ve mutluyum demektir.

 

Teşekkür ederim sizlere.