DUYGU VE DÜŞÜNCELERİMİ PAYLAŞMAK İÇİN YAZARIM…

1965-1966LI yıllardı yazmaya başladığımda. Behzat caddesindeki çıkmaz sokağın başında eski ama görkemli ahşap binanın girişindeydi o matbaa. Burası sevgili dayım Atıf Özdilek’e ait bir basımeviydi.

    Kendine özgü kağıt, boya ve mürekkep kokan o gizemli tadı unutmak mümkün değil hayatımda. Kurşun harflerin tek tek dizildiği, sabaha kadar güne yetişecek gazetelerin basıma hazırlandığı o dönemlerde girdim gazete köşelerine.

    Kısa öyküler, şiirler, makaleler yazdım. Öğrencilik, gençlik, saygı, sevgim üzerine duygu ve düşüncelerimi paylaştım.

    Öğretmen okulu dönemiyle başlayan, meslek aşkıyla dolu dolu köy öğretmenliği yıllarımdan bu günlere ulaşmak… bu sürelerde de aralıklarla yazdım, güzellikleri paylaştım insanlarla.

   Yazma sevdası bana mesleğimin bahşettiği en güzel kazanımlardan bir tanesidir. Toplumun ortak değerlerinin daima yaşatılmasına inandığım için, bu değerlerin her şeye rağmen korunması noktasından hareketle insanlarla mutluluğu sevgiyi, sevinci, acıları , olumlu olumsuz her oluşu paylaşmak için yazmayı seviyorum.

  Düşündüğüm, inandığım, gerçeklerle örtüşen, bilimselliği kanıtlanmış fikirleri, olayları yazıp insanlarla paylaşmak beni mutlu ediyor. İnsanlar bu düşüncelerime katılmasalar da ayrı düşüncelerin oluşmasında bir zenginliktir diye düşünürüm hep. Çoğu kez çevremden de olumlu, eğitici gözlemleri ve söylemleri işitiyorsam neden yazmayayım.!

    Öğrencilerim, velilerim, arkadaşlarım yurtiçi ve yurtdışındaki güzel insanlar sevgiyle bana dönüyorlarsa neden yazmayayım ki..?

   Paylaşmak bir iletişim becerisidir. Her insan bunu başarı ile yürütüp beceremez. Bazen konuşarak, bazen yazarak, bazen de hal ve tavırlarımla bu işe gönül verirsin. Yapıcılık, sevgiyle dokunuş, saygıyla konuşuş ve yazış.. adam gibi adam olmanın temel öğesidir paylaşımlarda.

  Bu yüzdendir ki; paylaşım yazımlarımda en dikkat ettiğim nokta “HADDİMİ BİLMEK” kuralıdır. Yazarken kişiler üzerinden asla ve asla konu çıkarmam. Toplumsal oluşumları, zamanı, mekanı, eğitim üzerine olan konuları olumlu, olumsuz yönleriyle paylaşırım.

Bu paylaşımım bazen eleştiri, bazen övgü ama çoğu kez özlem olarak düşer gazete köşeme.

   Yazılarımı da hiçbir zaman kulaktan dolma, çalıntı anektotlarla doldurmam. Şimdiye kadar yazdığım her şiirim, makalem, öyküm; insanlara yaklaşımım, topluma ve kendime saygım gençlere ve çocuklara sevgim ve güvenim açısında eğitimci özelliğim ile bütünleşmiştir hep.

    Lakin hiç tanımadığım, tanımak zorunda da olmadığım birisi geçtiğimiz günlerde yerel bir gazete köşesinde şahsımdan bahsederken “eğitimci olduğunu söyleyen bir hanımefendi..” diyerek üslupsuz atıflarda bulunmuş. Yazısını okumamıştım bile.

Arkadaşlarım beni uyardıklarında bir göz attım.

Benim eğitimci olup olmadığımı, yazı yazdığı gazetesini patronlarına sorarsa öğrenebilirler..

 Evet ben eğitimciyim. Türkiye Cumhuriyeti Devletine 35 yıl hizmet etmekten onur duyduğum ve ülkeme onlarca güzel insan yetiştirmenin hazzını tattığım mesleğime de aşığım.. benim eğitimci oluşumu sorgulayacak, tartışacak en son kişiler (tanımıyorum da zeten) konuşuyorsa susmalarını öneriyorum. Eğer eğitim öğretim üzerine konuşacaklarsa sabaha kadar konuşurum onlarla. Zira eğitim ve öğretim benim sevdam, yaşam biçimim, vazgeçemediğim ilkelerimdir.

 Eleştirilere her zaman açığım. Yeter ki akılcı, bilimsel, etik değerlere saygılı ‘’Haddin bilen’’ kişilerce yapılsın. Konuları çok iyi süzen, vakur, işini iyi yapan insanlardan gelen eleştiriler ‘’ tecrübeye taşınan bilgiler’’ olarak yer alır benim dağarcığımda.

 Toplumlar eleştirilir, kurumlar, kuruluşlar, yaşam tarzları, yönetimler, yöntemler eleştirilebilir. Çokta doğaldır.

 Lakin kültür farklılıklarının bir çeşni, bir güzellik olduğunu anlamayan ve hala bu güzellikleri tartışmadan da öte değişik yerlere çeken zihniyetler varsa, bundan da bilirkişi pozisyonu alabiliyorlarsa ben onları dinlemem, izlemem yazdıklarını da okumam. Çünkü inanmam.

Bildikleri onlara kalsın.!

Zira ‘’ Akıllara zarar ki..!’’ bana hiçbir şey öğretmezler…!

 

                                                                Esen Kalın