BAŞKALARINI SUÇLAMAYAN ÇOCUK

 

Sevgili oğlum,

İnsanlar genelde sorumluluk almak istemeyen ve kendilerini hatasız gören bireyler olarak hayatta yaşamaktalar. Her insan hata yapar ama her konuşmasında “Sen hata yapmaktasın “ diyen insanlar hatanın çok zaman en büyüklerini yaparlar.

Geleceğimin teminatı oğlum,

İnsanlar doğdukları zaman bilmekteyiz ki, günahsız olarak doğarlar. Sonra yaşadıkları çevre, aile, ortam onları farklı insanlar olarak hayata hediye eder. İnsan ergenlik çağına kadar sorumsuz kabul edilir. Ama ergen olduğu zaman artık insan olmuş, sorumluluklarını bilecek hale gelmiş kabul edilmekte. Bundan dolayı da ergenliğe ulaşmış insanın, başkalarına karşı olgun insan gibi davranması ve gelişmesi beklenir. İlerde ergenliğe ulaştığın zaman bizlerde senden olgunluk bekleyeceğiz. Sorumluluk taşımanı, iyiyi kötüden ayıracak düşünce taşımanı bekleyeceğiz. Hareketlerinin düzgün olmasını bekleyeceğiz. Yakın çevremizin “Oğlunuz kibar, olgun ve sorumluluk duygusu içinde” demesi ile seninle gurur duyacağız. Tabii ki bu sana bağlı olacak.

Canım oğlum,

İletişim iki yönlü süreçtir. Tek insanın olduğu yerde iletişimin olmadığını sende bilmektesin. Bu iletişim sözlü olsun, sözsüz olsun iletişim iki kişi arasında yaşanır. Genelde insanlar yaptıklarını doğru kabul ederler. Kendisini doğru kabul eden ve eleştirilere kapalı olan insanlar, başkalarının yanlışlarına odaklanarak, karşısındaki insanları durmadan suçlamaya başlarlar. Karşısındaki insanı durmadan suçlayan insanları toplumumuz genelde sevmezler. Zoraki seviyor görünenlerde, iletişim bittiği zaman o insanın hakkında iyi konuşmaz ve arkasından konuşurlar. İnsanların çoğunun arkasından kötü konuştuğu insanlar da hayır yoktur. Ama her arkasından konuşulan insanda kötü insan değildir.

Sevgili oğlum,

Bu hataları ben de yaşadım. Ben daha başka ne hatalar yaşadım. Gel seninle baba oğul bir öz eleştiri yapalım. Öz eleştiri nedir biliyor musun? İnsanın hatalarının farkına varması ve kendisini zaman zaman sorgulaması demektir. İnsanın kendisini sorgulaması ve hatalarını kabullenmesi, hatalarının farkına varması yetmez,  hatalarının bir daha tekrarlamaması esastır.  Kötülüklerini iyiliğe döndüremeyen, “Ne yapalım hayata böyle gelmişim, böyle gider” diyen insan hem kendine, hem çevresine, hem gelecek nesillerine kötülük yapan insan demektir. O yüzden insan bazen tek başına kaldığı zaman kendisini sorgulayarak hatalarını araması onun gelişimine katkı sağlar.

Canım oğlum,

Ben de okuması yazması olan ama genel kültürü olmayan, yani devamlı okuyarak, öğrenerek kendini yenilemeyen bir çevrede büyüdüm. Ben okumayı sevdiğimden dolayı, zannettim ki, okudukça bilgi sahibi olmaktayım ve karşımdaki insanlar hep cahil. Sonra şunu fark ettim ki, okumak, öğrenmek yetmiyor, okuduk ve öğrendiklerimizi hayata uygulamalıyız. Uygulamayınca bildiklerimiz öğrenme olmamakta sadece bilgi yüklenmesi olmakta. Bu da bize bile fayda vermemekte. Bilgili olmak demek, hayatta olgun davranışlar sergilemek demek. Yani yaşından, tahsilinden beklenen davranışları sergilemek demek.

Canım oğlum,

Karşımdaki insanlarda bilgi ile dolu olunca basitlikleri, sert bir şekilde ret ettiğimiz ve kabullenemediğimiz için bizleri “Kibirli olmak” ile itham ederek, onlar gibi davranmamızı, kaba saba olmamızı isteyeceklerdir. Ama bizler başkaları için yaşamamaktayız ve onlar basit davranışlar sergiliyor diye, bizler de basit davranışlar sergilemek zorunda değiliz. Eğer sırf onlar istedi diye onlar gibi basit davranışlar sergilersek o zaman, belki de onların yeni istekleri karşısında bunalıma gireriz.

Canım oğlum,

Her şeye rağmen, bizler ne kadar haklı olsak da, başkalarının davranışları hoş görülecek kadar ise onları suçlamadan, hoşlanmadıklarımız davranışlarının neler olduğunu onlara anlatmak zorundayız. Onlar gene de aynı davranışa devam ederse o zaman onlarla muhatap olmamaya ve onlarla ilişkilerimizi mesafeli tutmaya bakmalıyız.

Sevgili oğlum,

Geçmiş zamanda, bu satırları sana yazan baban, çevresindeki insanlar okumayı sevmediği halde , okumanın , güzel okullar tamamlamanın erdemini anlayarak hem   güzel okullarda okudu. Hem de harçlıklarını biriktirerek , kendisine  çevresinde kimsede olmayan  güzel kitaplık kurdu.  Bu okulları okuyunca ve kitaplık kurunca  daha önce  insanlarla anlaşan  baban onlarla anlaşamamaya ve sürtüşmeye başladı. Aslında  okula gitmek ve kitap okumak  insanın geliştirmekte ve farklı insan yapmakta , genel hal ve tavırları da değişmekte.. Bunu insanlar anlayamadılar . Bize  karşı, sanki  onlara sevgi beslemiyormuş , onları küçümsemekteymişiz  gibi algıladılar. Halbuki ortada olan , okuduk ve geliştikçe basit ve anlamsız davranış ve sözlerimizi atmamız ve insanlara gerektiği gibi davranmamız ı onların anlamaması sonucu olmuştur. Yani insan okuyunca olumlu gelişmelerde bulunur. Bu okuma sadece okumakla kalmayarak , okuduğunu anlamak ve hayata uygulamakla olur.

Canım oğlum , bir tanem,

“İnsanların iki günü denk olan ziyandadır”  ilahi sözü göstermektedir ki , insanlar her daim gelişmek , bir önceki günden daha ileri gitmek zorundadırlar. Ama ilerlemeyen , geride kalanlar ileri gidenlerin hızına yetişemeyince , “neden geri kalıyoruz ? “ diye kendilerine sormak yerine hızlı gidenlere kızarak “ biraz yavaş , hızına yetişememekteyiz “ diyerek serzenişte bulunurlar. İşte yolda hızlı ilerlemek neyse  hayatta hızlı ilerlemekte öyle olur .Geride kalanlar neden geri kaldıklarının sebebini anlayamayınca , hep gelişmiş, ileri gitmiş insanları toplumları suçlayarak   kendi kendilerine bir tatmin sağlarlar.  Halbuki bir atasözümüz “ Karanlığa söveceğine bir mum yak “ der. Yani  insanlar gelişmek ve geliştirmek , yaşadıkları ülkeleri de geliştirmek zorundadırlar.

Canım oğlum,

İnsanlarımızın çoğu enerjiktir. Dinamiktir. Sen de bilirsin ki , Türk insanının kanı daha deli dolu kaynar.Gençlerimiz bir türlü yerinde duramaz. Gençlerimizin kanı kaynayanlar bu enerjilerini  okul dışında futbol, basketbol, tiyatro veya başka şeylerle boşaltırlarken  , çok insanda bunları yapmayarak , gelişmiş  insanları veya ülkeleri kıskanarak onlarla mücadeleye, onlar gibi olmak yerine onları protesto etmeye başlarlar. Halbuki  biraz çevrelerine baksalar , protesto ettikleri insanlar kadar kendileri de ufak veya büyük  haksızlıklar yapmaktalar kendilerine.

Canım oğlum,

Bu anlattıklarımla ,  kimseyi protesto etmeyelim , kınamayalım dememekteyim. Ama önce kendimizi geliştirmek ilerletmek  sonra da başkalarının gelişimine öncülük etmek ve  hayata sıkı sıkıya bağlanmak zorundayız.

Canım oğlum,

Hayatta sıkça sana akıl vermek isteyen ve “Şuna yardım et, buna yardım et” diyen insanlara rastlayacaksın. Bu insanları suçlamamakla beraber “ Ben kime yardım edeceğimi bilemeyecek insan mıyım “ tavrı takınman senin faydana olacak. Herkese değer ver , herkesi dinle  ama kendine has duyguların, sevgilerin , gerçeklerin olsun. Bu duygular da yıllarca değişmeyecek  şeyler olmasın. Yanlış değer yargılarını da zamanla güncelleyerek  kendini geliştirirsen, hızla değişen dünyanın, mutlu insanı olursun. Her daim gelişmek insana mutluluk verir ve başkalarının hataları ile uğraşmamıza ve onları suçlamaya zamanımızın da kalmamasına sebep olur.

Canım oğlum,

İnsanlar hayata başkalarını suçlamak için değil, önce gelişmek , sonra da başkalarına faydalı olmak için gelmişlerdir. İnsanlar  fayda deyince parasal  kaynakları  anlarlar. Halbuki  bilgi zenginliği para zenginliğinden çok daha güzel ve huzur veren zenginliktir.

Bizlerin iç zenginliği, yani mutlu ve dengeli bir iş ve aile hayatı olmadıktan sonra  para  olarak çok zengin olmamız  bir şey ifade etmeyebilir.

İnsan olmak , zengin olmak demek , evinin arabanın veya başka şeyin olması değil, başta anne ve baba olmak üzere kimseden yardım almadan hayatta kalmak ve zorluklara göğüs germek demektir. Anne ve baba yardımı ile servet yapan insanlar  anne ve babalarını kaybedince büyük bunalıma girerler.  Gerçek zengin insan başkalarına muhtaç olmayan ve başkalarını suçlamayarak sevmeye zaman ayırandır.

Muhabbetle gözlerinden öperim.

Baban