ABLAM ANLATIYOR

 

ABLAM ANLATIYOR

Öteaçe (öte geçe) de harman yerine söğüdün gölgelediği çimlere oturanın yanna (yanına) şu bizim Mıstaa (Mustafa) deal (değil) mi diyerek oturdum. Oyumuş. Tarlada iki genç tırpanla ekin biçiyo, iki gadın arhalarını topluyodu. Deste yapıyolar, dırmıh çekiyolar. Hoş beşten soona (sonra) tarlada çalışanların kim olduklarını sordum.

            -Oğlanlar, yeğenlerin. Gadınnar da gelinnerim elini öperler.

            -Gızın yoh mu ay?

            -Olmaz olur mu bi dene var. Evde.

            -Onu niye getirmemdin? Yengelerine yardım etseydi!

            -Gudurdun bacım gudurdun! Beş gardaşın bi bacısı. Onu da mı tarlada çalışdırah? O benim altunum bi denem.

            -Gelinler de anasının babasının bi denesiydi. Onnara nası gıyıyon?

            -Gız başgaa, gelin başga. Onnarı da gendi anaları babaları esirgemişdir. Bizim gız, yarın el gapısına düşünce bahalım nası çalışdıracahlar! Burada baylım gençliğini yaşasın. Baba ocağının sefasını sürsün.

            -Sürsün bahalım.

 

            Şanslı kızlar, dedim kendi kendime. Anamı babamı küçük yaşta kaybettiğim için “Ne kız oldum – Ne gelin, derdime yandım ancak"