DİL

Dil vücudumuzun bir organıdır. Ağızda çapı küçük olsa da yaptığı iş ve dünyada ki işlevi büyüktür. Yer yüzünde ne kadar topluluk varsa o kadar da konuşan, yaşayan dil vardır. Gönül yarası etkilidir ama dil yarası da  gönül yarasından daha da etkilidir. Dili iyi kullanan insan sevilen, sayılan, aranan arzu edilen insandır. Birde dile beden dili eklenirse, anlatıma doyum olmaz.

DİLİN YAŞAMDA Kİ ÖNEMİ .

            Dünya ya geldiğimiz  ilk günlerde  istek ve dileklerimizi  ağlayarak, beden dilimizle anlatmaya çalışırız. Her şeyden önce, ilk önce  kısa sürede dili öğreniriz. Dil yaşamımızın bir parçası olur.Çünkü yaşam kaynaklarının çoğunu dille hallederiz. Dille kendimizi sevdiririz, dille kavganın ateşini fitiller iz, ateşleriz. Amansız savaşlara yol açarız. Konuşarak ikna edemediğimiz insanları, cümlelerin, kelimelerin, harflerin bittiği yerdir kavga. Şiddetin, acımasızlığın, kinin, öfkenin, katilliğin, yaralama ve yaralanmanın meydanıdır.Dilini iyi konuşan akıl, mantıkla buluşturan, içine sabrı yerleştiren tüm insanlar, topluluklar başarının zirvesine ulaşandır.

            Aynı ülkenin bayrağı altında yaşayan insanlar farklı lehçe ve şivelerle konuşsalar da  ana dilin merkezinde toplanılır. Ana dile zarar gelmesi ülkeye zarar gelmesi demektir. Her yurttaş ana dilini iyi kullanmalı, iyi anlamalı ki huzurlu ve mutlu olmalı. Güzel dilin sihrine ulaşınca kavgalar, şiddet olmaz. Polisin, adliyede ki çalışanların, hapishane görevlilerinin işleri azalır. Belki de ceza evlerinin sayıları azalır.

            ''Dilim seni dilim dilim dileyim, başıma her ne gelirse senden bileyim.'' derler halk arasında. Savaşları başlatan da, kelleleri kestiren de savaşları sona erdiren de dildir. Dilin gücü kılıçtan keskindir.

DİL VE İNSAN

            İnsanları diğer canlılardan ayıran özelliği akıl ve dildir. Bu iki özelliğinden dolayı dünya da diğer canlılardan üstün özelliğe sahiptir. İnsanoğlu bilim cağına ulaştıysa aklı ve dilini  güzel kullanması sayesinde. Duygu ve düşüncemizi  dil aracılılığıyla başkalarına anlatırız, paylaşırız. İnsanlar tanıştıkça  düşünceler, paylaşıldıkça   insanlık daha fazla hızla gelişmektedir. Her düşünce olumlu olmayabilir. Olumsuz  düşünceleri de güzel akıcı bir dille  anlatılırsa karşımızda ki bireyi ikna edebiliriz. Çok kitap okuyan insanı, diğer insanlardan hemen ayırabilirsiniz. O insan güzel ve etkileyici konuşması ile diğer bireyler arasında fark edilir. Dil insanı yoksulda eder, zenginde. Allah herkese akıl, fikir vermiştir. Bu bedeni akılla yönetirken, organlarımız arasında dilimiz de bulunur.

            'Yıllar önce bir padişahın ülkesinde  yoksul bir ailenin çocuğu komşunun  kümesinden yumurta çalar. Sevinerek annesine  götürür verir. Annesi yumurtayı alır,--Aferin oğlum. der, başını okşar. Çocuk iyi bir iş yapmış övgü almıştır.Daha büyük hırsızlıklara imza atar.Gençlik yıllarını yaşarken sarayın hazinesinden  altın çalarken yakalanır. Padişah ve çevresi tarafından bu hırsızın asılmasına karar verilir. Darağacına götürülür boynuna yağlı urgan geçirilir, son arzusu sorulur. Mahkum da son arzusu olarak annesini görmek ister. Mahkumun son arzusu yerine getirilir. Annesi ile oğlu buluşturulur. Karşılıklı helallik alınır. Oğlu annesine ;

            --Anne son olarak o Mübarek dilinden öpmek isterim der. Annesi de dilini oğluna uzatır. Oğlu olanca öfkesiyle annesinin dilini ısırır ve kopartır. Kadın feryatlar içinde uzaklaşırken, çevredekiler şaşkındır. Bir müddet sonra mahkuma sorarlar neden annenin dilini kopardın? Mahkûm;

            ---Annem ben çocukken ilk defa yumurtayı çaldığımda bana kızıp, azarla saydı ben şu an dar ağacında olmayacaktım. Benim dar ağacında olma sebebim annemin dilidir. Oda cezasını çekti, der. Bunun üzerine mahkumu bir daha hırsızlık yapmaması şartıyla serbest bırakırlar.''İnsanı vezir edende rezil edende dilidir. Dilsiz insanlar ancak beden dilleriyle konuşurlar.

DİLİN TİCARETTE Kİ İLİŞKİSİ.

            Bir malı üretirken de, satarken de, tüketirken de  dile ihtiyaç vardır. Usta  çırağa bilgisini, yeteneğini iyi anlatırsa, esnaf mallarının özelliğini iyi anlar, öğretmen öğrencisine iyi konuşursa, yabancı ülkelerin dilini bilir ve kullanırsa başarılı olur. Kendi dilini iyi kullanan, ürününü sağlam ve kaliteli üreten ülkeler her zaman kazanırlar. Başka ülkelerden daha fazla teknik ve teknolojiyi kullanan ülkeler ayrıca dil öğretiminide satma özelliğine sahip olurlar. Örneğin İngiltere, Almanya, Rusya, Japonya dilleri gibi.. Dillerine sahip çıkanlar, iline yurduna da sahip çıkarlar. Dilin caddelere, sokaklara yansımasını reklam tabelaları bizlere anlatır. Teknolojimiz, ekonomimiz, kültürümüz, ticaretimiz de dilimiz ne kadar güçlüyse, sokak reklamlarımız dilimizin harfleriyle yazılır. Başka ülkenin  teknolojisi ve gücü altındaysanız sokaklarda o ülkenin  dillerinin harfleri konuşur. Dili ve dil birliği güçlü olanların anlaşması, iletişim kurması  daha kolay olur. Kendi dilini iyi bilenler, başka dillerin gramerini daha kolay öğrenirler. Yaşayan dilin ticaretle çok yakından  ve hayati ilişkisi vardır.Önemli olan dil yaşamını geliştirmek, yok etmemek gerekir. Dili bilimle, sanatla, kültürle akılıca geliştirmek gerekir. Türk Dil Kurumunun (T.D.K) Yaşayan dile daha fazla ilgi göstermeli, geliştirmeli, halka yaymalı, konuşmalarını sağlamalıdır. Dil gelişimin de bizleri yönetenler, idareciler birer örnek teşkil etmelidirler.  Radyo, televizyonlar, gazeteler, dergiler işbirliği yapıp dilimizin iyi kullanımına yardımcı olmalıdırlar.

            Diline hor bakan, boynuna torba takar, ya şaşı olurlar yada topal. Bu halleriyle de kör topal yol alamazlar. Yoksulluğu kendi elleriyle ülkelerine takdim ederler. Atalarımız ne der:''NE EKERSEN  ONU BİÇERSİN.''

              İnsanca yaşamak, güzel konuşmak dileğimle...

 

Süleyman Erkan    

12-04-2015 /Pazar

 

Şişli-İstanbul