İşitme Engelli Bankacı Zehra Handan YAĞCI: “Bence her insanın özünde bir cevher vardır. Yeter ki o cevher keşfedilsin, üreten, ürettiğini ortaya koyan, muhakeme yapabilen bireylerin ortaya çıkması gerekir”

İşitme Engelli Bankacı

Zehra Handan YAĞCI:

“Bence her insanın özünde bir cevher vardır. Yeter ki o cevher keşfedilsin, üreten, ürettiğini ortaya koyan, muhakeme yapabilen bireylerin ortaya çıkması gerekir”

 

SORU- Bize kısaca kendinizi tanıtır mısınız? Hangi okullarda okudunuz? Nerelerde çalıştınız?

ZEHRA HANDAN YAĞCI- 1985 Ankara doğumluyum. Doğduğum günden bu yana hep Ankara’da yaşadım ve doğal olarak öğrencilik yıllarım da burada geçti. 3 yaşından itibaren Zübeyde Hanım Anaokulu’na başladım ve 2 yıl devam ettim. İşitme kaybım 6 yaşında başladı. Bu süre zarfında doktor, hastane, tedavi üçgeni nedeniyle ilkokula 1 yıl gecikmeyle 8 yaşında başladım. Ailem Maltepe İlköğretim Okulu’nu tercih etti uzun araştırmalar sonucunda. Normal bir okulda, işitme engelli olmayan arkadaşlarımla beraber eğitim gördüm. Daha sonra Özel Yüce Fen Lisesi ve ardından Hacettepe Üniversitesi İİBF İktisat Bölümü’nde eğitimime devam ettim. Her zaman derslerime dört elle sarılan bir öğrenci oldum. Ve üniversite mezuniyetimi bölüm ikinciliğiyle taçlandırdım. 2009 yılında Memur olarak giriş yaptığım Vakıfbank’taki görevime Uzman olarak devam ediyorum.

SORU- İşitme engelli olma hikayenizi anlatır mısınız, nasıl aştınız?

 

ZEHRA HANDAN YAĞCI- Ani işitme kaybı benimkisi. Bir sabah kalktığımda konuşulanları anlamamışım. Babama yabancı bir dilde mi konuştuğunu sormuşum. İşin komik tarafı bir yana işitme kaybımı o kadar kanıksamışım ki hikayemi bile detaylı anlatacak kadar bilmiyorum. Ama yaramaz bir çocuk olduğum söylenir. Yerinde duramayan, her an bir zıpırlık yapmaya hazır bir çocuk. İşitme kaybımla başa çıkabilmemi bu özelliğime borçlu olsam da ailemin ve çevremin desteğini de es geçmemeliyim.

SORU- Ailenizden bahseder misiniz? Anne ve babanız ne iş yapar kardeşleriniz nerede okur? Onların sizin bu  çabalarınıza bakısı nasıl?

 

ZEHRA HANDAN YAĞCI-Annem ve babam memur emeklisi. 1 ablam var. Kendisi matematik öğretmeni. Gerek öğrencilik hayatımda gerekse hayatta kendi ayaklarım üzerinde durabilmemde ailemin desteğini her zaman hissettim. Beni her zaman işitme problemimin bana engel olmayacağı yönünde cesaretlendirdiler. Ve kendimi işitme engelli olmayan arkadaşlarımdan hiçbir zaman farklı görmedim. Dudak okuma kısmında zorlandığım arkadaşlarım olduysa da bunu kendime problem yapmadım. İletişimimi rahat bir şekilde kurabildiğim arkadaşlarımdan yardım aldım.

SORU- İşitme engelli olarak Üniversiteye kadar okumak zor olmadı mı hangi zorluklar ile karşılaştınız ve nasıl aştınız?

 

ZEHRA HANDAN YAĞCI- Hacettepe Üniversitesi’nden ikincilikle mezun olacağımı hayal bile edemezdim. Ama görülüyor ki azmin elinden hiçbir şey kurtulmuyor. Ben öğrencilik hayatıma başladığımda işitme problemimle beraber yaşamayı öğrenmiştim. Okulda dersleri dinlemek için her zaman en ön sıraya oturdum ve öğretmenlerin dudak hareketlerini hep takip ettim. Anlamadığım yerler olduysa mutlaka sordum. Ya da kitaplara başvurdum. Hiçbir zaman kafama takılan soruların peşini bırakmadım. Bu süreç bir iki cümleyle anlatılacak kadar basit değildi elbette. Moral bozukluklarım, başaramama endişesi, en önemlisi kendime yetememe endişesi hep oldu. Öğrencilik hayatımda derslerden geri kalma endişesi oldu. Ama bunları anlayışlı arkadaşlarım ve öğretmenlerim sayesinde yenebildim. Üniversitede kalabalık amfilerde ders işlediğimiz zamanlar oldu. Benim konuşmaları takip etmekte zorlandığım anlar oldu. Bu durumda dersin hocasıyla birebir temasa geçip özel olarak görüştüm. Notlar aldım. Esasında şunu söyleyebilirim bir insanın özünde başarma isteği ve hevesi varsa engel olarak adlandırdığımız her şeye bir çözüm bulabiliyor. Yeter ki çözümsüz olduğunu düşünmeyelim.


SORU- İşitme engelli olarak  toplumdan hangi sorunlarla karşılaştınız ve nasıl aştınız?

 

ZEHRA HANDAN YAĞCI-Toplumun işitme engellilere karşı bakışı çok önemli. Aslında bizim sadece iletişimde zorlanan tamamen normal bireyler olduğumuzu algılamaları gerekiyor. Toplumda maalesef ister işitme engelli olsun, ister bedensel engelli olsun, engelli bir bireye karşı önyargılı yaklaşımlar çok fazla. Ben işitme engelli olarak iletişimde yaşadığım zorlukları karşımdaki bireye kendimi tanıtarak aşmaya çalıştım. Dudak okuduğumu ve bu nedenle bana bakarak, yüz yüze ve tane tane konuşursak daha rahat anlaşabileceğimizi belirttim.  B planı olarak son çare yazışarak anlaşmayı tercih ettim.


SORU- İş yaşamında ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve nasıl aştınız?

 

ZEHRA HANDAN YAĞCI-İş yaşamımda ilk başlarda toplumsal açıdan benzer önyargılarla karşılaşmış olsam da zaman içerisinde iş arkadaşlarım beni tanıdıkça bir aile gibi olduk. Artık biliyorlar ki bana seslendiklerinde duymayabilirim, yanıma gelip hafifçe dokunmaları, tane tane konuşmaları yeterli. Ve biliyorlar ki telefon kullanamam ve bu nedenle mail ya da SMS ile iletişim kurabilirim. Diyebilirim ki zorluk olarak gördüğümüz her ne ise bunu aşmak diğer bireylerle paylaşmaktan geçiyor.


SORU- İşitme engelliler çalışmak mı istemiyor yoksa gerçekten onlara imkan mı sunulmuyor sizce?

 

ZEHRA HANDAN YAĞCI- Bence her insanın özünde bir cevher vardır. Yeter ki o cevher keşfedilsin, üreten, ürettiğini ortaya koyan, muhakeme yapabilen bireylerin ortaya çıkması sağlansın. Bunlar tamamen o kişilere uygun fırsatların sunulmasına bağlı. Örneğin ben işyerinde telefon kullanamıyorum kaldı ki bankacılık sektöründe dinamizm dikkate alındığında iletişimin yeri çok fazla. Ancak bankam teknoloji bir imkan olarak bize sunuyor ve ben telefon yerine anlık iletişim programını yazışmalarımla kullanabiliyorum. Diyeceğim o ki doğru kişiye doğru fırsatlar sunmak çok önemli. Sadece işitme engellilerin değil engellilerin ihtiyaçları da bu çerçevede değerlendirilirse toplumsal katkılarının yadsınamayacak derecede büyük olacağına inanıyorum.


SORU- İşitme engellilerin toplumda kendilerini göstermesi için neler yapılmalı?

 

ZEHRA HANDAN UÇAR- Toplumun işitme engellileri algılayışını değiştirebildiğimiz durumda aramızdaki şeffaf sınırın kalkacağını düşünüyorum. Çünkü toplum “işitme engelli” kavramını yüksek sesle konuşarak iletişim kurma ile eşleştiriyor. Halbuki her işitme engelli dudak okuyabilir ve bu nedenle bireylerin işitme engellilerle konuşurken normal bir ses tonuyla konuşmalarını sağlamalıyız.


SORU-  İşitme engelliler hayatta ezilmeme için kendileri ve aileler nasıl mücadele etmeli?

 

ZEHRA HANDAN YAĞCI- Asla ve asla iletişimi koparmamalıyız. Gerek işaret dili olsun, gerek dudak okuma olsun. Son çare olarak yazılı bir şekilde iletişim kurabiliriz.


SORU- İşitme engelliler Eğitimlerini Üniversiteye kadar tamamlarsa hayatta daha mı az sıkıntı çekerler?

 

Günümüzde işe alım koşulları en az üniversite mezunu olma şartını öngörüyor. Bu bakımdan dikkate aldığımızda rekabetçi ortam ister istemez üniversite mezunu olanları öne çıkarıyor. Ama ben inanıyorum ki işitme engelli bireyler yeteneklerinin farkında oldukları müddetçe her alanda başarılı olabilirler.

 

Çok sağ olun güzel bir röportaj oldu. İşitme engelliler ve ailelerinin faydalanması dileğiyle…