Sevgi Üstüne…

İnsan beyni, yüreği, bedeni ne kadar meşgul, tene üflenen duygu o denli yoğun ki nefeslerin can damarlarımıza giriş ve çıkışlarında saniyeler dahi çok değerli.

            Sevgi, yaşıyorken sürekli gıdalarımız arasında en ön sırada olması gerekli olandır. Duygu yoğunluğunun temel taşıdır. Onsuz yollar karmaşık olur. Yol, iz, bulmak da zorlaşır.

            Bazen ümidi de sevgiyi de yanı başımıza koyar, ikisinin birlikteliğiyle yeni şevk ve rahatlıkla güne başlar, gecenin son anlarına kadar gülümseyen, mutluğunu paylaşarak yaşarız.

            Gün boyu bizimle olanlar da bu rahatlığı ve huzuru hisseder ve görürler, etkilenirler etraflarına olumlu bakarlar.

            Kış mevsimine hazırlık adına meyvelerini temizlemiş, yapraklarını rüzgâra bırakmış bir ağacın görüntüsünün sevgi ve ümit ile bağlantısı var mıdır?  Neden kurudun, çıplak oldun diye hesap soranı olur mu?

            Yaşamak için nedenler hiçbir zaman yok olmamalıdır. Sevgi bütün enfeksiyonlardan arınmış, vücudu genç kılan taze kandır. Uğradığı, selam verdiği, gülümsediği bütün damarlarda huzur ve mutluğu bırakarak yoluna devam eder. Rahat yaşamak, “ne güzel” diyebilmek için taze kana daima ihtiyacımız vardır.

            Hayatın rutin olmaktan çıkıp harekete geçmesi gereken tüm hücrelerin değişime uygun hale gelmesi istenilen noktaya ulaşıyor olmanın anlam ve önemiyle yaşamaya başlamanın tat ve lezzetine merhaba diyebilmektir.

            Mutluluğu yakalayan insanların etrafımızda çoğunluk olması bizleri de olumlu etkilemektedir. Karşılık beklemeden, maddi ve manevi mevcutlara takılmadan mutlu sona sağlıklı ulaşacağı inancıyla hayatın her anı güzel yaşanır.

            Merhamet, şevkat, yardımlaşma, paylaşım kelimelerin devamında oluşacak ne kadar katkı alınacak ve bütünlüğü destekleyecek kelime ve terimleri sayısız olarak bir araya getirebilir.

            İnsan, sevgisi için her şeye katlandığı gibi her türlüğü zorluğu zararsız haldeyken yakalar, müdahale eder, dünyalık mutluğunun engellenmesine müsaade etmez.

            İnsan hayatında olmazsa olmazlar vardır. İlk nefesten son nefese kadar uzanan kısa dünya hayatında aile içinde, çevrede, toplumda var olan, görülen, elle tutulan, hissedilen her şeyin üzerimizdeki etkilerini sevgi ile kontrol altında tutmamız çok önemlidir.

            Sağlıklı, huzurlu ve mutlu yaşamanın derinliği tartışmasızdır. İçimizde sevgiyi sürekli var ettiğimiz, yeşerttiğimiz, çiçek açtırdığımız zaman hoşgörü kültürümüzü de besleyecek, saygı temelli bir hayatın üzerine ve içine yüklenecek her şey hayatımızı yönlendirecektir.

            Yunus Emre’nin aşağıdaki dizelerine katılmamak mümkün mü?

            Sevelim sevilelim / dünya kimseye kalmaz.

            Sevgi ve ümit destekli günlerin, haftaların, ayların yıllarla birleştiği hayatımıza yön vermek, huzur ve mutluluğu daim kılacak ne varsa duygu güzelliğiyle beslemek için tereddüt etmeyelim.

            Gönlümün güzelliğine gül ekmek için sevgi toplamak, ekmek, sunmak, koklamak ve nefes almak gerek.

            Keşke her şeyi biz keşfedebilseydik.

            Mutlak gerçekler; kendi eksenine bizi de aldığında, bilinenler ve bilinmezler sevgi ötesine doğru kontrolsüz teslimiyeti yaşar. Takip edilecek bütün yollar incecik kılcal damarların ara sokaklarından kalbin merkezine doğru hiçbir şeye aldırmadan yürüyüşüne devam eder.

            İstediğim zaman, istediğim kadar şansımız yoktur. Kontrol ilmek ilmek işlenmiş sevgi çiçeklerinin hedefine aittir.

            Dışarda öğrenilenlerin kalp ritmindeki düzenine faydası varsa da üç harfle anlatılan ve herkesçe bilinen duygu bütünlüğü mutluluğun anahtarıdır.

            Sevginin üzerindeki yaşanılanların ve tanımların hiç birisi beni olumsuz etkileyemez.

            Sevmek ve âşık olmak…

            Sevgi saftır ve temizdir.

            Ötesi korkudur. Telaştır. Hata sınırındadır. Kırılgandır.

            Yazımı Sevdim Seni şiirimle tamamlıyorum.

 

      “Sevdim Seni

 

Bu fasıl, aklımı başımdan aldı

Sevdim seni, sevdikçe nasıl yandım, nasıl, nasıl, nasıl…

Şimdi, yüreğim çöllerde esir kaldı

Sevdim seni, sevdikçe nasıl yandım, nasıl, nasıl, nasıl…

 

Hasreti ben yaşarım, yüreğimde gezersin

Akşam sabah, gece gündüz esersin

Biliyorum, yüreğimdeki sensin

“Sevdim seni, sevdikçe nasıl yandım, nasıl, nasıl, nasıl…”

                                                                                  15.03.2015 /Ankara