Ya Hakkı Konuş, Ya Sus!

Şu günler, hatiplerin meydanlarda boy ölçüştüğü günler. Herkes alabildiğine konuşuyor.  Atıp tutuyor. Bazıları yalan söylemekten, iftira atmaktan, göz boyamaktan da geri kalmıyor.  Aşağı mahallede söylediği yalana, yukarı mahallede kendi inanıyor. Bu yalan yanlış beyanlarla; kendine, çevresine hatta topluma ne büyük zararlar verdiğin farkında değil. Eskiler keskin sirke küpüne zarar demişler. Milleti galeyana getirip sokaklarda toplumu silahla, sözle ve kaba kuvvetle yıldırarak varlıklarını ispat etmek isteyenler, halkın terazisinde mutlaka boylarının ölçüsünü alacaklardır. Asıl korkum bu insanların Hak terazisinin karşısına çıkınca ne yapacaklarıdır?

Behey kardeşim, milleti galeyana getirip yalanla dolanla insanları kandıracağına; “Ya hakkı söyle, ya da sus”

Aşağıda yazdığım hikâye anlayan için bir derstir... 

Veliler velisi, Zünnun-ı Mısrî hazretleri anlatıyor.  İçi yemyeşil olan bir bağa uğradım. Bir baktım genç bir delikanlı elma ağacının dibinde namaz kılıyor. Önce kendisinin namaz kıldığının farkına varmadan selam verdim. Selamımı almadı. Tekrar selam verdim, delikanlı yine selamı almadı. Sonra delikanlı namazımı uzatmadan yarı bıraktı. Selam verdi. Dua ettikten sonra parmağı ile toprağın üzerine şu şiiri yazdı:

“Dil konuşmaktan men edildi… Çünkü haddini bilmeyenlerin elinde dil, zehirli bir oktur. Düşmanlığa sebep olur. Konuştuğun vakit Rabbini zikret. O’nu unutma, haline bütün ve bendinle; aklınla fikrinle, zikrinle O’nun ol. Bütün zamanını O’na hasret.”

Bu şiiri okuduğum zaman uzun uzun düşündüm ve ağladım. Sonra ben de parmağımla yere şu şiiri yazdım:

“Hiçbir yazan yoktur ki yerde çürümesin, fakat zaman ellerin yazdığını ebediyete kadar saklar.

Elinde, kıyamet günü gördüğün vakit seni sevindirecek olandan başka bir şey yazma.”

Delikanlı şiirimi okudu. Bir anda dehşetle haykırdı, kendinden geçti. O anda Hakkın rahmetine kavuştu. Onu kefenleyip defnetmek istedim.

Fakat kulağıma birden “Onun cenazesini melekler defnedecektir” diye bir ses geldi. Bunun üzerine çekildim. Elma ağacının altına doğru yürüdüm. Ağacın altında iki rekât namaz kıldım. Dua ettim. Ayağa kalktım. Delikanlının cenazesinin bulunduğu yere doğru yürüdüm. Cenazeden ne bir eser gördüm, ne de bir haber alabildim.

Kullarına istediği gibi ihsan eden Allahü Teala’yı tespih ederim…

Ne demişler: Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.

            Vesselam…

            Kutlu Doğum Haftanız mübarek olsun!...

 

                                                                                                    MEHMET EMİN ULU