17 Nisan Köy Enstitüleri

Cumhuriyet kurulmuş, Türk halkı savaşın yaralarını sarmaya başlamıştı. En büyük yarada eğitim yarasıydı. Türk halkının % 5’i bile okuma yazma bilmiyordu. Yeni  alfabemizin  kabulü yanı sıra bu alfabeyi öğretecek öğretmenlere ihtiyaç vardı. 1940’lı yıllarda köy enstitüsü kurulması kararı verildi. Mimarları Mustafa Kemal Atatürk, Hasan Ali Yücel, İsmail Tonguç, İsmet İnönü, Halil Fikret Kanat’tı. Emeği geçen bu insanlara minnet ve şükran duygularımız var.

Köy enstitüsü dünya eğitim bilimcilerinden ve Türk eğitim bilim adamlarıyla ortaklaşa çalışarak yeniden bir sistem kurularak yaşatılması gereğine inanılmaktadır. Bu sistem yaratıcılığı, yeteneği, bilgiyi beceriyi, sanatı kültürü, eğitimi, öğretimi hepsini içinde barındırıyor. Öyle bir sistem ki rekorlar kitabına giren bir sistem. Öyle bir sistem ki yaşamın yeryüzündeki hücreleri. Yaşamak, yaşatmak için üreteceksin. Köy enstitülerini yaşatmak hatırlatmak için 17 Nisanı bayram olarak kutlamamız gerekmektedir. Neden mi kutlanmalı? İdealist öğretmenler yetiştirdiği için. Yaşamın esaslarını temel aldığı için. Yaparak, yaşayarak eğitim, öğretim yaptığı için. Kadın-erkek zengin fakir ayrımı yapmadığı için. Cumhuriyet yoksulun, ezilenin, haklının yanında olduğu için. Herkese eşit eğitim hakkı tanıdığı için. Bu ülkenin daha kısa yoldan aydınlanıp kalkınması için bu günü bayram ilan edilmeli.

1940’lı yıllarda köy enstitüleri kurulmaya başladı. Verimli düz arazilerde okul yerleri 21 bölgede tespit edildi. Ulaşımı rahat olsun diye demir yollarına ve kara yollarına yakın yerler tespit edilmişti. 1940-1946 yılları arasında:

- 15000 dönüm tarla tarıma elverişli hale getirildi, üretim yapıldı.

-75 000 bin yeni ağaç fidanı dikildi.

-1 200 dönüme bağ dikimi gerçekleştirildi.

-100 km’lik yol yapıldı.

-150 büyük inşaat, 210 öğretmen evi, 20 uygulama okulu, 36 ambar ve depo. 48 ahır ve samanlık, 12 elektrik santrali, 16 su deposu... Yoksul, parasız halkın emek ve bilgi gücüyle altı yılda yapılan hizmetin adıdır.

Kurulan köy enstitüleri: Malatya-Akçadağ. Samsun-Ladik-Akpınar. Antalya-Aksu. Sakarya-Arifiye. Trabzon-Beşikdüzü. Kars-Cılavuz. Eskişehir-Çifteler. Diyarbakır-Dicle. Adana-Düziçi. Van-Erciş. Kastamonu-Gölköy. Isparta-Gönen. Ankara-Hasanoğlan. Konya -İviz. Kırklareli-Kepir tepe. İzmir-Kızılçullu. Aydın-Ortaklar. Sivas-Pamuk Pınar. Kayseri-Pazar önü. Erzurum-Pulur. Balıkesir-Savaştepe. Türkiye'nin 21 bölgesine eşit olarak dağıtılmıştır köy enstitüleri. 

Köy Enstitülerinde Dersler: Köy enstitülerini bitiren sadece bir ilkokul öğretmeni olmuyor, aynı zamanda ziraatçı, sağlıkçı, duvarcılık, demircilik, terzicilik, balıkçılık, arıcılık, bağcılık, marangozluk, konularında uygulamalı öğreniyorlardı. Enstitülerin hepsine ait tarım arazileri ve uygulamalı atölyeleri vardı. Tarım alet ve bakımını bu atölyelerde yapılırdı. Kesme, kaynak işleri.

Tokat'ın Niksar'ın Yazıcık kasabasından Hatice öğretmenin bir anısını anlatayım. (Yazıcık’ta yoksul bir ailenin çocuğuyduk. Köy enstitülerine öğrenci topluyorlardı. Köyümüzün ileri gelen muhtarı ve ağası beni ve bacımı seçip yazdırmıştı. Köyden benim gibi beş, on erkekli, kızlı çocuk vardı. Bizi götürmesinler diye annemizin bacaklarına sıralıyorduk. Gün geldi bizleri köyden Niksar'a götürdüler. Başımızda bit, ayak yalın ayak, iç çamaşırımız ve elbisemiz de yok. Bizleri güzelce yıkadılar, elbise ve ayakkabılar verdiler. Amasya üzerinden Ladik Akpınar köy enstitüsüne götürüp yerleştirdiler. Bizlere okumayı, yazmayı, tarımı öğrettiler. İki yılın sonunda iyi giyinen, güzel konuşan, kitap okuyan, toplumda hatırı sayılır bir birey olmuştuk. Köyde bizi muhtar karşıladı. Bizleri görünce ''Keşke  benim kızlarımı da o okula verseydim.” Ama kızlarını çoktan ev ermişti.....)

Köy enstitülerinde sanat: Yaşamın inceliklerini öğreten okul elbette ki sanatla da iç içe olmalı. Bu okulda okuyan öğrenci mutlaka müzik enstrümanlarından birini çalmak zorundadır. Özellikle mandolin. Taşınması ve öğrenilmesi kolaylığı nedeniyle yaygınlıkla kullanılırdı. Başta istiklal marşı olmak üzere marşlar, türküler, şarkılar mandolin, saz, keman, flüt, piyano eşliğinde korodaki öğrencilerle birlikte seslendirilirdi. Şiirler, şarkılar okunur, birlikte halay çekilir, zeybek oynanır, horonda birlik ve beraberliği temsil ederlerdi. Tiyatro oyunları: Moliere'in, zoraki takip ve kibarlık budalası. Sofokles'in kral oedipus'u. Gogol'ün müfettişi. Shakespeare'in bir yaz gecesi rüyası gibi oyunlar oynanırdı. Köy enstitüsü öğrencileri her sene 25 tane klasik roman okumakla yükümlüydü. Aklı fikri bilimde, gözü okumada, eli kalemde ve tarımda bir öğrenci modeli. Düşünecek, üretecek uygulayacak.

            İsmet İnönü  1966 Yılında geride bıraktığım hayatım boyunca hatırlanacak en önemli eserlerim ''köy enstitüleri, çok partili hayata geçiş'' olduğunu söylemiştir. İktidarı kaybetmesine neden olsa da. Bugün köy enstitüleri olsaydı  öğretmen açığı olur muydu? İşsiz gezen üniversiteli kalır mıydı? Ülkenin ekonomisi böyle olur muydu? Ağalık sistemi, toprak reformu yapılmaz mıydı? Vatanını, milletini dinini daha iyi tanıyıp geliştirmez mıydık?

Köy enstitüsü insanı yetiştirme, öğrenme, öğretme yeriydi. Öğrenciler öğretmenlerini, müdürlerini ve arkadaşlarını bir yanlışlık karşısında rahatlıkla eleştirip, doğruları söyleyebiliyorlardı. O dönemde UNESCO köy enstitüsü modelini kendisine rehber ediniyor. Kanada, Japonya, Amerika, Avrupa ve bazı ülkeler köy enstitülerini kendine model teşkil ediyorlar. Köy enstitüleri çok amaçlı, çok programlı bir eğitim sistemidir. Günümüzde imam hatip okulları yaygınlaşarak hayatımıza girmiştir.

Köy enstitüsü okulların yaptığı işlevi gören batılı bizleri istemeyen ülkeler bunu engellemeleri gerekiyordu. Bu bir komünizme giden yoldur, kızlı-erkekli çocuklar okutuluyor. Kara propaganda nedeniyle Demokrat Parti döneminde 27-Ocak-1954 'te kapatıldı. Kapatılana kadar 1.308 kız ve 15.945 erkek toplam 17.251 köy öğretmeni yetiştirildi. Fakir Baykut, Ümit Kaftancıoğlu, Talip Apaydın, Mahmut Makal, Mehmet Başaran, Pakize Türkoğlu, Hatun Birsen Başaran ve nice yazarlar sanatçılar bu okullardan yetişmiştir.

 

Peki bilinçli toplum, okumuş toplumun, aydın bireyin kime zararı dokunur? Elbette ki hırsızlara, yalan söyleyenlere, toplumun sırtından gene gibi emenlere yarar. Bizlerin uyanması gelişmesi için hala bu tür okullara ihtiyacımız var. Cumhuriyetin değerleri büyüktür, bu değeri hep beraber yüceltmeli, geliştirmeliyiz. Ülkemizin kalkınması ve gelişmesini her yurttaş ister. Hep beraber sevgi ve saygıyla huzura, mutluluğa, çalışıp üretmeye, kardeşçe yaşamaya davetlisiniz.